Suriye'deki Gassân mevkiinde İslâm'ın zuhûrundan dört yüz sene evvel bir Arap hükümeti teşekkül etmiş ve Gassâniyye Devleti nâmını almıştı. Sonra bu hükümet, Bizans hükümdarlarının tâbiyetine ve dinine girmeye mecbur oldu. Yirmi yedi hükümdarından sonuncu olan Cebele b. Eyhem, Hazreti Ömer zamanında Medine'ye geldi ve müslüman oldu. Sonra Hac için Mekke'ye gitti. Kâbe'yi tavaf ederken bedevînin biri bunun ipekli ihramına bastı. Cebele buna hiddetlendi, bedevînin burnuna bir yumruk indirdi. Bedevî, Halife Hazreti Ömer'e müracaat ve dava etti. Hazreti Fârûk, Cebele'ye "Ya hasmini râzı et yahut o da senin burnuna vurup hakkını alacaktır." dedi. Cebele "Ben hükümdarım, o âdi bir bedevidir." dediyse de, Hazreti Ömer "Müslümanlık hukukunda bunun ehemmiyeti yoktur." buyurdu. Cebele "Öyle ise müsaade et de bu gece düşüneyim." dedi. Hazreti Ömer müsaade etti. Cebele, birkaç para vermekle bedevîyi râzı etmeyi kendisi için bir züll saydığı için o gece maiyetiyle beraber kaçtı. Bizansa iltica ve orada irtidâd etti. (dinden çıktı.)
Savaş dört sebepten çıkar ki bunların bazıları meşru, bazıları gayrimeşrudur. İlk sebep, cehalet ve benlik davasıdır. Genelde bedevi toplumlardaki komşu kabileler arasında çıkar. Her kabile kibir ve önderlik davası nedeniyle komşu kabileyle savaşa tutuşur. İkinci sebep, zulüm ve taşkınlıktır. Medeni topraklardan uzakta yaşayan Kürt ve bedevi gruplar ve bunların benzerleri zulüm yapma konusunda önde gelir. Zira onların erzakları ve geçim kaynakları başkalarının mallarına bağlı olduğundan, onlara saldırarak bunları ele geçirmek isterler. İstedikleri mal mük olup onun ötesinde bir şeye itibar etmezler. Üçüncü sebep, İ'lâ-yı kelimetullâh için yapılandır ki bu da gazâ ve cihad adıyla bilinir. Dördüncü sebep ise hak imama karşı isyan eden asilere karşı yapılan savaştır. İslâm halifesinin üstüne yürüyüp isyan edenlerle yapılan savaş buna örnektir. Bunların ilk ikisi fitne ve isyan harbi olup üçüncü ve dördüncüsü hak mücadele ve cihaddır.
Sayfa 400
Reklam
Sohbet-i Nebeviye ne derece bir iksir-i nurani olduğu bununla anlaşılır ki: Bir bedevi adam, kızını sağ olarak defnedecek derecede bir kasavet-i vahşiyanede bulunduğu halde, gelip bir saat sohbet-i Nebeviyeye müşerref olur, daha karıncaya ayağını basamaz derecede bir şefkat-i rahîmaneyi kesbederdi. Hem cahil, vahşi bir adam, bir gün sohbet-i Nebeviyeye mazhar olur; sonra Çin ve Hind gibi memleketlere giderdi, o mütemeddin kavimlere muallim-i hakaik ve rehber-i kemalât olurdu.
Bir bedevi Kasım b. Muhammed'e (rh.a.) gelip, "Sen mi daha alimsin Salim mi?" diye sordu. Kasım, "Salim'in evi orada" dedi. Başka da bir şey demeyince bedevi kalkıp gitti. İbn İshak diyor ki: "'O benden alimdir' deyip yalan söylemek istemedi. Veya 'Ben ondan daha alimim' deyip kendini öne çıkarmak istemedi."
Hilyetü’l -Evliya, cilt 1.
Din
Yüksek binalar inşa etmede yarışılması "Adam: "Bana Kıyamet'in saatinden haber ver." dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem): "Onun hakkında soru sorulan, sorandan daha bilgili değildir." buyurdu. Kur'an, 39:29Adam: " (O halde) bana alametlerinden haber ver." dedi. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi Vesellem): "Cariyenin efendi-sini doğurmasını, ayağı çıplak giyimsiz fakir koyun çobanlarının yüksek bina yapmada birbirleriyle yarışmalarını görmendir."buyurdu. İfadedeki netliğe dikkat ediniz: hususi bir topluluk tanımlanmış; çıplak ayaklı, fakir koyun çobanları. İslam ilim geleneğine göre bu ifade açıkça, Bedevî Araplara atıfta bulunmaktadır. Hz. Peygamber "yüksek binalar yapmada birbirleriyle yarışmaları.." gibi daha genel bir ifade kullanarak kendini sağlama alabilir ve dünyadaki herhangi bir topluluğa atıfta bulunabilecek şekilde esnek bırakabilirdi. Bugün Arap yarı-madasında görüyoruz ki, bir zamanlar fakir koyun çobanları olanlar, bugün, en yüksek binaları inşa etmekte yarışıyorlar. Bugün Dubai'deki Burc Halife, 828 metre ile dünyadaki en yüksek insan yapımı binadır. Tamamlandıktan kısa bir süre sonra, Suudi Arabistan'dan başka bir rakip aile daha büyüğü olan 1000 metrelik Kraliyet Kulesi'ni (Cidde Kulesi) inşa edeceklerini ilan etmişlerdir 2019'da tamamlanması beklenmek-tedir. Nitekim görmekteyiz ki, kim daha yüksek binayı inşa edecek diye birbirleriyle yarışmaktadırlar. Dikkat edilmesi gereken şey şudur ki, bölge insanlarının 50-60 sene evveline kadar doğru düzgün evleri dahi yoktu. Hatta birçoğu hala Bedevi idiler ve çadırlarda yaşıyorlardı. 20. asırda petrolün keşfi ile beraber bölgenin dönüşümü başlamış oldu. Eğer petrol olmasaydı, belki de bölge hala Kur'an'ın nazil olduğu dönemdeki gibi çorak bir çöl arazisi olarak kalacaktı. Eğer bu Hz. Peygamber'in
Sayfa 357·Kitabı okudu
Asmaî şöyle anlatıyor : " Benimle sohbet eden , fasih ve zarif konuşmasından istifade ettiğim bedevî bir genç vardı . Ona , ' Yüz bin dinara sahip olup da ahmak olmak seni mutlu eder miydi ? ' diye sordum . ' Vallahi hayır ! ' diye cevap verdi . ' Neden ? ' dedim . ' Ahmaklığım yüzünden suç işleyip malımın elimden gitmesinden ve bana ahmaklığımın kalmasından korkarım . ' dedi .
1000Kitap
Reklam
Reklam