Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Bir yönüyle Hz. Muhammed'in o devirde hayatının ilk beş yılını Bedevîlerle geçirmiş olması mükemmel bir deneyimdi. Tıpkı kendisine yapıldığı gibi, Bedevîlere de değer veriliyor ama görmezden geliniyordu, hayatın merkezindeydiler ama kıyıya itilmişlerdi. Yunancayı duyup sonra da konuşmaya başlayan o Romalı bebekler gibi o da Bedevî değerlerini efsanevî anne sütü kadar doğal olarak özümsedi. Doğal dünyanın gücüne ve gizemine karşı bir saygı; kişisel servetin anlamsız olduğu bir ortamda ortak mülkiyet fikri; rüyalarında yankılanan şiir ve tarihin yüceliğinin tınıları - tüm bunlar ve daha fazlası onu bir süre sonra olacağı kişi yapacak öz değerlerdi ve yine bunlar kaçınılmaz olarak onu doğduğu şehirden dışlayacaktı.
Kısaca kartvizit. :)
ben adsızların şairiyim öyle melül melül bakan ağız dolusu gülen gönül dolusu ağlayan ben yoksulların şairiyim farkım yok onlardan ne atlas dağlarında bedevi ne paris kafelerini
Sayfa 73
Reklam
Sen sûretsin O asıl. Sen fersin O mana. Sen bedensin O ruh. Sen gurbetsin O yurt. Sen parçasın O bütün. Sen gölgesin O ışık. Böyle söyleyip de geldiği uzun yolları aşmak üzere geri dönerken bedevi, Yûsuf baktı elindeki aynaya. Ve, bildim, dedi. Her şey O'ndan, sen de O'ndan, ben de O'ndan! Bunu söylemek istiyorsun. Ve ben bunu biliyorum.
Sayfa 29
Benim intizarımdır çölde kum fırtınası Bedevî bir infilâktır susuzluk
Ölüdeniz el yazmaları, kaçan keçisini arayan bir bedevi tarafından tama­men rastlantı sonucu bulunmuşlardır.
Sayfa 15 - Umuttepe YayınlarıKitabı okudu
acı bir tütün gibi yakıyor genzimi senden uzak olmak akşamları dağılan sonbahar bulutları götürüyor bedevi sonbahar bulutları alıp götürüyor
Reklam
İlk uzun alıntım ben çok etkilendim
...kafilenin en genç olanı Asım b. Amr'dı... O, Sâsânî kralının "En soylunuz kim?" sorusundan anladı ki ya öldürecek ya da bir ceza verecek. Kafilenin büyüklerine bir şey olmasın diye hemen bir adım öne çıktı, Abdullah olmanın sorumluluğu ile sağına soluna bakmadan: "Ben heyetin en soylu olanıyım!" diyerek öne atıldı. Yezdicerd, hemen adamlarına emir verdi: " Bu adamların iyilikten anladıkları yok, zaten bedevi adam iyilikten ne anlar? Bir çuval alın, içini toprak doldurun, sonra o çuvalı bu gencin sırtına verin, bunları da arkasına dizin, şehirde dolaştırın. Halkımız Arapların düştüğü bu hâli görsün de neşeleri açılsın." Denilen yapıldı, Bir çuval toprak Asım b. Amr'ın sırtına yüklendi, diğer Müslümanlar onun arkasında şehirde dolaştırılarak alay edildi. Sonra Müslümanlar İslâm ordugâhına gitmek için yola koyuldular. Kafilenin başkanı Nu'man, içi toprak dolu olan çuvalı indirmesini istemesine rağmen Asım indirmiyordu.... Müslümanlar Kadisiye'ye doğru yaklaştığında... Asım atının üzerindeki çuvalla yüksek bir tepenin üzerine çıktı, oradan çuvalın içerisindeki toprağı yere doğru boşalttı, boşaltırken şunu haykırıyordu:
Sayfa 21 - Siyer Yayınları
Ama ben yine de düşmemeliydim Bedevi bir dünya yüreğim şimdi
"Cennetlik birisini görmek kimi mutlu ederse bu adama bakıversin"
Ebu Hureyre (Allah Ondan razı olsun)'den aktarıldığına göre bedevilerden biri Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'a geldi ve "Ey Allah'ın Rasulü, yaptığım takdirde cennete gireceğim bir amel söyle bana" dedi. Rasûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) de şöyle buyurdu: "Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmaksızın kulluk edersin. Farz olan namazı gerektiği şekilde kılar, zekatı verirsin ve Ramazan orucunu tutarsın." Bunun üzerine bedevi, "Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki bu söylediklerine hiçbir şey ilave etmem" dedi. Adam dönüp gidince Peygamber (sallallahu aleyhi vesellem), "Cennetlik birisini görmek kimi mutlu ederse bu adama bakıversin" buyurdular. (Buhari, Zekat, 1; Müslim, İman, 15)
Sayfa 484Kitabı okudu
Avrupalılar Jordan, İbraniler Yardan diyor; Şeria Vadisi ise Arapça ama Ürdün ülkesi aslında Bilad-ı Şam denen büyük Suriye’nin, kısmen çölün ve eski Arabistan’ın bir parçası. Bugünkü Ürdün’ün güneyinde bir zamanlar Nebatiler ve onlardan hemen, sonra Arapça konuşan Gassaniler ve Lahmiler hüküm sürmüş. Dolayısıyla bu bölge Suriye ve Filistin’in aksine sonradan değil ezelden beri bir Arap ülkesidir. 19. Yüzyıl Kafkasya’sından kovulan halkların önemli bir kısmını Osmanlı İdaresi bugünkü Suriye ve Ürdün’e yerleştirmiş. Bugünkü Ürdün, ezelden beri burada yaşayan Bedevi Araplar, yurdunu kaybeden sürgün Filistinliler, Çerkez ve Dağıstanlı gibi Kafkas asıllılar, milattan önceden beri burada bulunan Aramiler ve onların torunları Hristiyan Arapların Ülkesi.
Reklam
...en bedevî ve en ümmi bir kavmi, getirdiği nur vasıtasıyla, kısa bir zamanda dünyaya üstad ve hâkim eylemiş.
[Hadis No : 5552] İbnu Abbâs Radıyallahu Anhümâ anlatıyor: "Bir bedevî gelerek Aleyhissalâtu Vesselâm'a: "Senin Allah elçisi olduğunu ne ile bileyim?" dedi. Aleyhissalâtu vesselâm: "Hurma ağacından şu salkımı çağırmamla. O benim Allah'ın elçisi olduğuma şehadet eder!" dedi ve onu çağırdı. Salkım, ağaçtan inmeye başladı. Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanına düştü ve: "Selam senin üzerine olsun ey Allah'ın Resûlü!" dedi. Sonra Aleyhissalâtu vesselâm ona: "Haydi yerine dön!" emrettiler. Salkım yerine döndü ve eski yerine kaynadı. Bedevi (bu manzara karşısında) müslüman oldu." Tirmizi, Menâkıb 9, (3632).
1.500 öğeden 16 ile 30 arasındakiler gösteriliyor.