Herkes bir gün evine döner
Puan vermedi
Fatih Duman'ın 152 Gün adlı kitabı, kısa olmasına rağmen duygusu yoğun bir hikâye sunuyor. Kitapta Fatime Teyze ve Hacılar Ömer'in yıllara yayılan sevgisi, vuslatı ve bekleyişi anlatılıyor. Bana göre Fadime Teyze'nin sabırla bekleyişi ve sevgisinden vazgeçmemesi hikâyenin en etkileyici yönlerinden biriydi. Kitabı okurken en çok dikkatimi çeken şey, yazarın olayları oldukça sade ama etkileyici bir şekilde anlatması oldu. Karakterlerin yaşadıkları duygular bana gerçekçi geldi ve onların hissettiklerini anlayabildim. Özellikle sevginin sadece kavuşmak değil, bazen beklemek ve sabretmek olduğunu göstermesi kitabı daha anlamlı hâle getiriyor. Kitap boyunca Hacılar Ömer'in başına ne geldiğini düşünerek okudum. Olayların nasıl sonuçlanacağını öğrenmek istediğim için kitabı elimden bırakmak istemedim. Hikâye ilerledikçe karakterlerin yaşadıkları beni daha çok içine çekti ve kitabı kısa sürede bitirdim. Bir yandan hikâyenin devamını merak ederken diğer yandan bazı soruların cevapsız kalması kitabın etkisini uzun süre hissetmeme neden oldu. Genel olarak 152 Gün, sevgi, özlem, sabır ve umut temalarını işleyen etkileyici bir kitap. Okurken zaman zaman hüzünlendim, zaman zaman da karakterlerin yaşadıklarına içtenlikle eşlik ettim. Kitabı bitirdikten sonra aklımda en çok kalan düşünce ise kitabın da sık sık hatırlattığı şu cümle oldu: “Herkes bir gün evine döner.”
Edebiyat
152 GünFatih Duman · Nesil Yayınları · 2024564 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 45. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 00:00
Kitabı okurken ben ne okuyorum böyle dedim. Çünkü ben psikolojik gerilim okumayan/okuyamayan bir okurum. Bu kitapta okuma zevkim mi değişiyor acaba dedim. İki günde bitirdim. Uyku ve evdekileri olmasa başladığım gün bitecek bir kitaptı. Kitap bana Gece Yarısı Kütüphanesi kitabını anımsattı. Onda kütüphanede kitaplar, bunda koridorda kapılar vardı. İkisinin ortak noktası kuantum teorisi ve çoklu evren. Kitabın daha ilk sayfasında altını çizdiğim şu iki cümle var: "Her şeyin değişeceğini, elinizden alınacağını kimse söylemiyor size. Yaklaşırken itiraz etmiyorlar, uçurumun kenarında durduğunuzu bilmiyorsunuz." İşte bence kitabın bel kemiği bu iki cümle. Jason'ın herkesin olduğu gibi çoklu evrende birçok hayatı var. Tercihi kariyerini bırakıp aile olmak. Ama sonra bir insana en büyük kötülüğü yine kendisinin yaptığını görüyoruz. Ardından kaybetmeden önce ne kadar değerli olduğunu bilmediği o hayata dönme çabalarını okuyoruz. Ama böyle benim cümlem gibi kupkuru bir yavanlıkla değil. Olayların içine okuyucu da giriyor. Bazen tüpe girmek için kaçıyoruz, bazen koridorda koşuyoruz, bazen o iğne okuyucunun damarına batıyor, bazen soğuktan donuyoruz, bazen de açlıktan ölmekten korkuyoruz. Okurken bir ara kurşun denk gelmesin diye refleksle kafamı eğdim. Tövbe dedim güldüm sonra kendime. Ben Gece Yarısı Kütüphanesi'ni okuduktan sonra paralel evrendeki diğer hayatlarımı düşünmüştüm. Jason'ın çoklu evrendeki hayatlarını, istediği hayata geri dönüp dönemeyeceğini merak edenler ve bir aile olmanın önemini en derinden hissetmek isteyenler mutlaka okumalı diyorum. Bir de ben bu çoklu evren işinin gerçekten var olduğuna inanıyorum sanki. Siz ne düşünüyorsunuz? Ailem yanımda olduğu sürece her şeye hazırım. Herhalde insan neye sahip değilse onu istiyor. Her an, her nefes
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018440 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·594 syf.··
Beğendi
·
2026 147. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere çok sevdiğim yazarın Cesaret serisinin ilk kitabı olan Komplo ile geldim. Bu kitapta Yıldırım dağlı'yı okuyacağız ben okurken çok heyecanlandım Çok sevdim ve sizlere Kesinlikle tavsiye ederim. "Her şeyden vazgeçip ev olmaya çalışırken sana, kendini sokakta bırakmanı asla İzin veremem. " Yıldırım Dağlı..yine kardeşlerini korumaya çalıştığı bir günde zorla bindiği arabada hiç beklemediği bir kişiye aşık olarak bulmuştu kendisini. Bu aşk uzun yıllarca beklemekle geçti ve o aşk sadakatını saygısını asla kaybetmedi. Aslında kitapta insanların dışarıdan göründüğü gibi olmadığını, bazen en sert görünen kalplerin en büyük acıları taşıdığını hissediyoruz. Yıldırım benim için içindeki o yaralı umudu tam küçük çocuğa tutunmuş sevdikleri için herşeyi yapan karanlık ama bir okadarda bembeyaz biriydi. Küçük yaşta annesini kaybetmesi, babasının ona daha çocukken büyük sorumluluklar yüklemesi ve yıllarca ailesinin yükünü omuzlarında taşıması onu bugünkü hâline getirmişti. Özellikle kardeşlerini her şeyden ve herkesten korumaya çalışması, sert görüntüsünün altında ne kadar fedakâr bir insan olduğunu gösteriyordu. Onu büyüten ve sevgisini hissettiren halasıyla olan bağı da ayrı bir sıcaklık katmıştı. Yıldırım'ın yıllar önce Vera'yı ilk gördüğü anda başlayan sevgisini ve buna rağmen beklemek üzerine yaşadığı hayatı benden tam puan aldı. Ne saygılı adamsın be mafyaların Kralı Yıldırım... Vera'nın ise Siirt'li bir ailenin tek kızı olsada ailesi tarafından sürekli geri planda bırakılmasına rağmen güçlü durmaya çalışması beni derinden etkiledi. Onun yaşadığı çaresizliği, kırgınlığı ve zamanla güçlenişini hissederek okudum. Çoğu zamanda kızdım ne yalan söyleyeyim. Vera ve Yıldırım'ın okurken kusursuz bir aşk hikayesi beklemeyin aynı zamanda önyargılarla, geçmişin
KomploMüjde Aklanoğlu · Hasrem Yayınları · 202514 okunma
Böyle bitmesin…
Puan vermedi·230 syf.··
2026 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 02:51
“Demlenmek” kelimesini duyunca aklıma artık hep bu kitap gelecek… Benim gibi hem sakin hem de sabırsız olan insanlar için ilaç mahiyetinde bir yöntem olduğunu düşünüyorum. Demlenmek yani beklemek. Beklemek ama boş yere değil; sabırla, sevgiyle ve inançla bir şeyleri oluruna bırakmak… Nedense içimden kitabın bir devamı olduğunu düşünmeden edemiyorum. Varsa da okumak isterim. Böyle sanki bir şeyler yarım kalmış gibi, tamamlanmamış gibi… Kitabımız Emir Sultan’da başlıyor ve yine Emir Sultan’da bitiyor. Tesadüf diye nitelendireceğimiz bir karşılaşmanın hiç de öyle olmadığını görüyoruz. Beni öyle süreklediği anlar oldu ki sayfaların nasıl geçtiğini anlamadım. Ama itiraf edeyim bazı kısımlarda da “Hayır yani bu böyle olmamalıydı.” dedim içimden… Fakat sonuna geldiğimde olanda hayır vardır diyorum ve umarım Azra ve Hakan mutlulardır. Zannediyorum aklımın bir köşesinde hep hikayeleri dönüp dolanacak…
İnceleme
Hiçbir Karşılaşma Tesadüf DeğildirHakan Mengüç · Destek Yayınları · 20217,4bin okunma
Monte Cristo Kontu
Puan vermedi·1552 syf.··
2026 48. kitabı
"İnsanlığın tüm bilgeliği şu iki sözcükte gizlidir: Beklemek ve umut etmek." Kitabın sonunda bizi karşılayan bu cümle, aslında tüm romanın özetidir. İhanet ne kadar derin, karanlık ne kadar zifiri olursa olsun; sabır ve umut insanı ayakta tutan yegane güçlerdir. Edebi kurgusu, karakter derinliği ve sosyete eleştirileriyle Monte Kristo Kontu, üzerinden yüzyıllar geçse de değerinden hiçbir şey kaybetmeyecek bir şaheser. Eğer hala okumadıysanız, Edmund Dantès’in bu epik yolculuğuna mutlaka ortak olmalısınız.
Düşünce
Monte Cristo Kontu (2 Cilt Takım)Alexandre Dumas · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202537,2bin okunma
Puan vermedi·112 syf.··
2024 6. kitabı
Kırmızı Pazartesi Gabriel Garcia Marquez Gabriel García Márquez’in Büyülü Gerçekçilik akımının dışına taşan, gazetecilik geçmişinden beslenen ve adeta bir adli tıp raporu titizliğiyle kaleme aldığı Kırmızı Pazartesi , edebiyat tarihinin en sıra dışı kurgularından birine sahiptir. Kitap, geleneksel polisiye romanların aksine, daha ilk cümlesinde bize maktulü, katilleri ve cinayetin işleneceğini söyleyerek tüm gizemi ortadan kaldırır. "Santiago Nasar, öldürüleceği gün, piskoposun geleceği gemiyi beklemek için sabah saat 05.30'da kalkmıştı" ifadesiyle başlayan roman, okuyucuya "Katil kim?" sorusunu değil, "Herkesin bildiği bu cinayet neden engellenmedi?" sorusunu sordurur. Tarafsız bir gözle incelendiğinde bu eser, bir cinayetin anatomisinden ziyade, kolektif suçluluk psikolojisinin, toplumsal ahlak ikilemlerinin ve kader algısının derin bir analizidir. Romanın merkezindeki olay örgüsü oldukça trajik ve absürttür. Zengin ve gizemli bir yabancı olan Bayardo San Román, kasabaya gelir ve güzelliğiyle bilinen Angela Vicario ile görkemli bir düğünle evlenir. Ancak düğün gecesi, Angela’nın bakire olmadığı ortaya çıkar. Toplumsal namus baskısını üzerinde hisseden Bayardo, kadını aynı gece ailesinin evine geri bırakır. Angela’nın ikiz kardeşleri Pedro ve Pablo Vicario, kız kardeşlerine bu "lekeyi" süren kişinin kim olduğunu sorduklarında, Angela neredeyse rastgele bir şekilde kasabanın varlıklı, genç ve çekici sakini Santiago Nasar’ın adını verir. Bu noktadan itibaren ikizler için namusu temizlemek kaçınılmaz bir görev haline gelir. Ancak kardeşler bu cinayeti işlemek konusunda aslında isteksizdir. Cinayet planlarını kasabadaki hemen hemen herkese kasaplara, polise, rahibe ve sıradan insanlaraaçıkça ilan ederler. Buradaki amaçları, birilerinin kendilerini durdurması ve bu sayede hem namus görevlerini
Edebiyat
Kırmızı PazartesiGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202595,5bin okunma