Bir köleyi uyur görürsen onu uyandırma, belki özgürlüğünü düşlüyordur. Ben de onlara diyorum ki: Uyuyan bir köle gördüğümde, onu uyandırır ve ona hürriyetten bahsederim.
Bir şey böyle mi başlar, ben niye başladığımı bilmedim, niye bana "Başlıyor, ayağını denk al," diye seslenilmedi, belki kaçardım. Belki de bu bir kaderse kaçmazdım, hatta ondan hızlı davranıp koşar da başkasından evvel yakalayayım diye arkadan sarılırdım.
Ne var ki, her şeyi bilmek için, belki hiçbir şey bilmemek gerektiğinden, âdemoğullarından bazıları, bildikleri her şeyi unutmaya hayatlarını adadı. Çünkü onlara göre, ancak hiçbir şey bilmeyen bir mâsum, gördüğü anda O'nu tanıyabilirdi. Bunun için belki de, ölmeden önce ölmek gerekiyordu. Ölmek aslında, içindeki şarabı tamamen döküp billûr kadehi boşaltmak gibi, her şeyi ebedîyen unutmak ve artık hiçbir şey bilmemek demekti.
Mutluluk belki buna değer olduğumuz için hak ettiğimiz bir şey değildir. Belki de mutluluk sahip olabileceklerimizle ilgili değildir. Belki zaten sahip olduklarımızla ilgilidir. Mutluluk belki de ne verebileceğimizle ilgilidir.