"İşte o an Stefan'a âşık olduğumu fark ettim."
Rafo'nun gözlerindeki muzip ışık söndü, yerini ciddi, ağır bir ifade aldı.
"Balığın zokayı yuttuğu an" diye mırıldandı.
"Evet, balığın zokayı yuttuğu an. Belki daha da beter. Çünkü balık zokayı yuttuğu için mutsuzdur. Oysa ben zokayı yuttuğum için mutluydum. Tanıdık bir duyguydu, biliyordum. Yine de tuhaf bir şekilde bana yepyeni geliyordu. Acı vereceğini de hissediyordum. Ama bu duyguya kapılmaktan heyecan duyuyor, zevk alıyordum.."
Peygamberimiz ( sallallâhu aleyhi ve sellem) buyuruyor ki:
" Haktan sapmayınız, dosdoğru yol üzerinde olunuz ve bile siniz ki, hiç kimse ameli sayesinde kurtuluşa erecek değildir.
"Dinleyenler" sen demi, ya Rasûlullah?" diye sordular. Peygamber" Allah beni rahmet ve fazileti altına almazsa ben de kurtuluşa eremem" diye cevap verdi
[ Müslim]
'Beyoğlu'nu seviyorsunuz' dedim.
'Seviyorum...'
'Ben de seviyorum... Ama bazen yoruluyorum. Çok kalabalık, çok karışık, kirli...'
'Ama cıvıl cıvıl... Her çeşit insan var, her çeşit müzik, her çeşit kötülük, her çeşit iyilik... Sanki canlı gibi. Bu caddenin bir ruhu var. İyiliğe, kötülüğe, zenginliğe ve sefalete açık bir ruh... Hiç doymak bilmiyor. Günün her saatinde, her dakikasında, her anında yaşıyor..'