Sonra dönüp kendime baktım. Acaba ben ne kadar eksiktim? Henüz neler keşfedilmeden, icat edilmeden, neler yaşanmadan, neler olup bitmeden yaşayıp gidiyordum ben de?
Adamımız ana caddede yürürken başka bir adama rastlar. Onu durdurup,"Rappaport! Sana ne oldu böyle? Sen kısa boylu, şişman bir adamdın. Oysa şimdi uzun boylu, zayıf bir adam olmuşsun. Eskiden iyi giyinen, temiz bir adamdın. Şimdiyse saçın sakalın birbirine karışmış:'
Diğer adam, "Ben Rappaport değilim;' der. Ve adamımız cevabı yapıştırır: "Demek adını da değiştirdin!"
"— Bunda değeri göz önüne almaya hiç gerek yok. Bu sorun insan yüreğinde çoğu zaman değere bakılarak değil, başka, daha doğal nedenlere uyularak halledilir. Bunun hak olup olmamasına gelince; istemek herkesin hakkıdır.
— Başkasının ölümünü istemek de mi?
— Ölüm olması durumu değiştirmez. Mademki bütün insanlar böyle yaşıyor, hatta başka türlü yaşamaları olanaksız; kendi kendimizi aldatmak niye? Sen demin, “İki sürüngeninin birbirini yemesi” hakkında söylediklerimi kastediyorsun, öyleyse izninle ben de sana bir şey soracağım: Benim de Dmitri gibi, ihtiyar domuzun kanını dökebileceğime, onu öldürebileceğime inanıyor musun?
— Neler söylüyorsun İvan! Aklımdan geçmez bu... Dmitri'nin de...
İvan gülümsedi:
— Bu kadarı için eksik olma. Onu her zaman koruyacağıma güven. Yalnız bu konuda içimden gelecek isteklere hiç gem tanımıyorum. Hoşça kal, yarın görüşürüz. Beni kınama, suçlu olarak da görme.
O zamana kadar hiç yapmadıkları biçimde, coşkuyla el sıkıştılar. Alyoşa kardeşinin kendisine doğru ilk adımı attığını ve bunu kesinlikle belli bir amaçla yaptığını hissetti."