Ben Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım
Türk Ocakları bu tepkinin ürünüdür. Osmanlı İmparatorluğu'nda ulusal mliğiyle ilgilenen biz Türkler olduk. Diğer azınlıklar özellikle Rum ve Ermeniler bizden çok önce ulusal kimliklerini benimsediler. II. Meşrutiyet ilan edildiği dönemde biz gençler çok sevinmiştik ve İttihat ve Terakki önderlerinin "İttihad-ı Anâsır" yani imparatorluğu oluşturan toplulukların birlikteliği ilkesine inanıyorduk. Ancak çok çabuk yanıldığımızı anladık. Bunu ben ilk kez Meclis'te Girit Adası sorunu konuşulurken İttihatçıların listesinden Serfiçe mebusu seçilen Rum asıllı Boşo Efendi'nin adanın Yunanistan'a verilmesi gerektiğini söylemesi üzerine Türk mebusların kızıp "Sen ne biçim Osmanlısın?" diye sorduklarında, gülerek "Ben Osmanlı Bankası kadar Osmanlıyım" dediğini duyunca anladım. Rumeli'yi kaybettiğimiz Balkan Savaşı'ndan sonra bu gerçeği ulusça idrak ettik. Türk Ocakları bu tepkinin ürünüdür.
Sayfa 146 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları·Kitabı okudu
Ben Türk değilim, Osmanlıyım diyen Türkler, unsurların ne yolda bir itilafa muvafakat edebileceklerini nihayet gayet acı bir surette anladılar. Milliyet hissinin hakim olduğu bir memleketi ancak milliyet zevkini nefsinde duyanlar idare edebilirler.
Sayfa 15·Kitabı okudu
Alıntı
Son zamanlarda “ben Os­manlIyım” diyen yazarların samimi olmalarına karşın Osmanlılan gerçekten anladıklarından pek emin değilim. Çünkü: Osmanlılar denilen ataları­mıza “siz nesiniz?” diye sorduklarında “biz Os­manlIyız”demezlerdi,“biz müslümanız” derlerdi.
Hayata Dair
Kuşcunun Eşref
“Ben bir Osmanlı’yım. Türkçe konuşan Osmanlı... Dağıstan hayali kuran bir Çerkez milliyetçisi, Arap veya Yahudi değilim”
Sayfa 6·Kitabı okudu
Edebiyat
Ben Osmanlıyım ! Bugünün dünyasında, Osmanlı'dan gayrısını zerre kadar önemsemiyorum.
Ahmet Bey gidince, küçük ablam Emine kardeşlerinin yanına geçti. Ben de her hafta izinli çıkıyor, kardeşlerimin yanına geliyordum. Cuma günleri de Rahmi'yle buluşuyorduk. Beşiktaş tramvay garajının karşısına düşen büyük iki katlı bir Selanik kahvesi vardı. Bu kahve Harbiye talebesinin toplandığı yer gibi olmuştu. O tarihte Rahmi Bey'in arkadaşlarından bazılarıyla ben de arkadaş olmuştum. Bir gece Rahmi, Selanik kahvesinde bana sordu: -Sen nesin? -Harbiye talebesiyim. -Başka? -Bilmem. -Düşün bakalım! -Osmanlıyım. -Başka? -Müslümanım. Sonunda Rahmi bana: -Hayır, sen her şeyden önce Türksün! dedi. O vakte kadar biz yalnız köylülere "Türk" derdik. Rahmi'nin sözü üzerine ben: -Bilmem... Şimdilik Osmanlıyım, dedim. Rahmi bana bir saat süren bir konferans verdi. Biz çok büyük milletmişiz, biz Asya'nın ortalarından gelmişiz, biz bir zamanlar dünyayı zaptetmişiz; sonra işi tembelliğe vurmuş, her şeyi unutmuşuz. Şimdi Türklüğe sarılarak çalışmamız lazımmış...
Sayfa 40·Kitabı okudu