Eserlerin incelemesi yapılırken o eserin ait olduğu dönemin özelliklerini az da olsa bilmek, o eserin anlaşılmasını kolaylaştırır; incelemelerin daha doyurucu olmasını sağlar. Bu nedenle İntibah'ı incelerken Tanzimat döneminden azıcık da olsa bahsetmem gerekir.
Bir eşit ağırlık öğrencisi olarak fazlasıyla aşina olduğum bir dönemdir Tanzimat dönemi. 1839'da Tanzimat Fermanı'nın ilan edilmesiyle birlikte Osmanlı Devleti'nde ciddi anlamda bir "batıya yönelme" hareketi başlamış; maliye, hukuk, askerlik gibi alanlarda birçok yenilik yapılmıştır. Bütün bunların sonucu olarak edebiyatımızda da bir "batıya yönelme" eğilimi görülmüştür. 1839'da Tanzimat Fermanı ile başlayıp 1896'da yerini Servet-i Fünun'a bırakarak son bulan bu dönem edebiyatı, Tanzimat edebiyatı olarak adlandırılır.
Tanzimat dönemiyle birlikte batı edebiyatı türlerinin edebiyatımızdaki ilk örneklerini vermeye başlarız: Makale, eleştiri, roman, hikaye, tiyatro... Bu dönemde batılı anlamda verilen eserlerin büyük bir kısmı teknik açıdan kusurludur.
İntibah; "vatan şairi" olarak nitelediğimiz Namık Kemal'in yazdığı, edebiyatımızda ilk edebi roman olarak kabul edilen eserdir. İntibah, son pişmanlık anlamına gelir. Babası tarafından oldukça iyi terbiye edilmiş genç bir beyefendi olan Ali Bey'in, babasının ölümünden sonra Mahpeyker adındaki bir fahişe ile tanışması ve ona tutulması sonucunda başına gelenler anlatılır. Mekanımız elbette ki İstanbul'dur.
Eserin kurgusal açıdan oldukça zayıf olduğunu söylemek mümkündür; akıllara zarar tesadüflere ve ilginç diyaloglara yer verilir. Karakterlerimiz tek yönlüdür; iyi olan karakterler dibine kadar iyiyken kötü olan karakterler dibine kadar kötüdür. Olaylar arası geçişler, zaman ve mekan değişimleri oldukça hızlı bir biçimde olmakta, olaylar bir anda
Örneğin, güneş batarken, çimenlerin üzerine uzanarak ya da bir suyun başına oturarak, bir ağacın altına uzanarak doğanın güzelliklerini izleme zevki, hangi modern zevkle karşılaştırılabilir? Kalabalık kentlerin kötü havasından, çirkin görüntülerinden zaman zaman uzaklaşıp, çiçeklerin o tatlı kokularını bize taşıyan esintileri kim içine çekmek istemez?