• Başlangıçta iki zar tabakası arasına gerilecek kadar ince olan iç dünya, insanın dışa boşalımı dizginlendiği ölçüde genişlemiş ve kabarmış, o ölçüde derinlik, genişlik ve yükseklik kazanmıştır.
  • Beethoven Senfoni No:6 (Pastoral) referansı elbette ki boş değil. Nitekim, bestecisi bu senfoniyi, “görülenleri tekrar yaratmaya çalışmak yerine, duyulanları anlatmak” biçiminde tanımlamış. Kitapta, kör kız insanların gördüklerinin “Dere kenarı sahnesi” kadar güzel olup olmadığını sorduğunda rahip, senfonide dünyanın olduğu gibi değil de olması gerektiği gibi yani kötülük ve günah olmasaydı dünyanın alacağı şekilde tasvir edildiğini düşünür ve “gözleri olanların içinde bulundukları saadeti tanımadıklarını” belirtir. Bence, günümüzde belki de Brezilya dizilerine konu bir hikayeyi (kör kıza aşık olan rahip, rahibi sevdiğini zannederken ameliyatla gözleri açıldığında aslında rahibin oğluna aşık olduğunu anlayan ve rahibin telkiniyle aşkını öncesinde reddetmiş olduğu rahibin oğlunun kendisini manastıra kapatması sebebiyle aşkın saadetini artık yaşayamayacağını düşünerek intihar eden kör kızdan teşekkül bermuda şeytan üçgeni) yazarın, doğaya dönüş bağlamında senfonik bir üslüpla işlediğini söyleyebiliriz. Yine bu bakışla, hikayenin, 6. senfoni kadar sıcaklıkla “duyguya” yönelmiş olması ile Beethoven’ın duyma arızası yaşadığı gerçeği birleştiğinde; kör kızın sembolize ettiği yazarın tıpkı Beethoven gibi doğaya/doğala olan hayranlığı ve insanın doğayla mücadelesinin anlamsızlığını (din üzerinden) felsefi bir sevgi diliyle ortaya koyuşuna şapka çıkartmak gerekir.
  • Köy Enstitülerinin kuruluşu ve kuruluş aşamasındaki zorlukları aynı zamanda dönemim yöre halkının tepkilerini yansıtan güzel bir eser. Dönemin cahilline ayna tutmuş bir kitap. Yanlış hatırlamıyorsam Kastamonu, Çorum, Çankırı illerinin kesiştiği yerde kurulacak Köy Enstitüsünü anlatıyor. Zaten bermuda şeytan üçgeni gibi yer :) İsmide manidar. Çekirdeği olmadığından Bozkır...
  • Bermuda Şeytan Üçgeni... Hepimiz duymuşuzdur. Dünya'nın en gizemli yerlerinden bir tanesidir. Tarihte çoğu uçak ve gemiler hep bu bölgede kaybolmuştur. Adından anlaşılacağı üzere şeytan işi bir durum. Kimilerine göre bölgenin manyetik yapısından dolayı bu olayların yaşandığı söylenir. Kimileri ise olayı tamamen manevi bir boyuttan dolayı kaynaklandığını belirtir. Ruhların azap gördüğü yer... Onlarca uçak o bölgeden uçarken aniden düşer, yüzlerce gemi ise korkunç dalgalarla birden kaybolur. Şunu da söyleyim ki; İngiliz uzmanlar o bölgede aşırı seviyede güçlü ve yüksek dalgalardan dolayı gemi ve uçakların zarar gördüğü ve bu sebepten dolayı gizemli bir şekilde kaybolduklarını ortaya atmışlardır. En önemli olaylardan bir tanesi ise USS Cyclops isimli donanmanın yine aynı bölgede onlarca mürettebatı ile yok olmasıdır.

    Yazarımız da bu olaylardan esinlenerek; Bermuda ile alakalı bir kurgu ortaya çıkarmıştır. Genç ve güzel Charlotte ile gizemli bir adam yaptıkları tekne yolculuklarında Bermuda'ya takılıp tekneleri batar ve yakınlarda bir adada mahsur kalırlar. Çaresizlikleri ile yaşanmaya tutunan Gray ve Charlotte gelecek en ufak bir yardım için büyük bir umutla beklerler. Geçmiş ve gelecek ile bağlantılı bu olaylar zinciri, bir aşk ve hüznün doğmasına da sebep olur. Gray ve Charlotte'nin yaşam ve vefa üzerine kurulu bir macera serüvenini bir ada üzerinden göreceğiz. Bir kadın mı yoksa bir erkek mi daha vefalıdır veya bir kadın mı sevgiye daha çok sahip çıkar yoksa bir erkek mi? Öyleyse neden orada böyle yaptı, niçin şurada bunu yapmadı gibi sorulardan da kaçamayacağız.

    Yazar Sarah Jio'nun Türklere karşı büyük bir özlem ve tutkusu var gibi. Tabii bu eserlerinin en çok Türkler tarafından okunmasından dolayı ileri geldiğini söyleyebiliriz. Fakat böyle olunca ister istemez insanın aklına acaip şeyler geliyor: - Jio'nun eserleri çok mu zayıf ki sadece Türkiye'den talep görüyor? Yoksa Türk bir sevgilisi mi var diye bu durumlar oluşuyor? Sadece birer soru. Belki evlidir de, bakmadım. Yani kitapta Türk'lere karşı bir önsözle başlamasından dolayı söylüyorum. Ama bu güzel bir şey tabii. Hatta şu da ilginçtir ki kurgusunu yazarken Türklerden olumsuz bir durum görebilirim diye mahremiyet ve ailevi durumlarda biraz seviyeli gibi. Sanki Türklere özel yazıyor gibi.

    Son olarak Jio sade ve akıcı eserler yazabilme yeteneğine sahip. Böğürtlen Kışında bunu epey gördüm fakat bu eser biraz daha zayıftı. Aynı konu ve durumların fazla olması beni biraz sıktı. Okuması güzel ama dediğim gibi kurgunun fazla mecralara dalamaması eserin kalite oranının düşük olmasına neden oldu. Ama Jio hem fotosu hem kitapları ile hanım hanımcık bir kadın.
  • Sarah Jio’nun yıllar önce hızla yazmaya başladığı ama sorunlu bir zamana denk geldiğinden yarım bıraktığı bir kitap Kelebek Adası.

    Diğer kitaplarından farklı olan bir noktası ise karakter olarak iki kişiye odaklanıp kalmaması. Bu kitapta birçok ana karakter ve her birinin de apayrı hikayeleri var. Ayrıca yazar kitaba gelecekten, 2037 yılından başlıyor. Bütün bunlar birleşince aslında hiç okumadığımız yeni bir tarz ortaya çıkıyor.

    Hikâyenin konusu aslında gerçek bir efsaneye, Bermuda Şeytan üçgenine dayanıyor. Bermuda Şeytan üçgeni yıllar boyu açıklanamayan bir şekilde gemilerin kaybolduğu yerdir. Jio bu hikâyeleri düşünerek kendi kitabını bu efsaneye dayıyor.

    Her ne kadar farklı ana karakterlerimiz olduğunu söylesem de kitap Charlotte’un hikâyesiyle başlıyor. Charlotte balayında olan ve kocasını çok seven biridir. Fakat kocasının garip davranışları gözünden kaçar. Saf ve mutludur. Eşi Eric gidecekleri korsan gemisi seyahatleri için Charlotte’u tek başına gönderir. Kendisi de bileti bulamadığını söyler. Bu seyahatte yalnızca birkaç kişi vardır. Bermuda Şeytan üçgenine girmeleriyle birlikte kaybolurlar ve bir adaya sığınırlar. Geriye yalnızca Charlotte ve sırlarla dolu Gray kalır. Adanın gizemini an be an çözmeye çalışan ikili birbirlerine yavaş yavaş aşık olurlar.

    Her sayfasında başka olaya ve ortaya çıkan bir sırra şaşıracağınız bu kitabı hızla okuyup bitirebileceğiniz garantisini verebilirim. Mutlaka okunması gereken bir eser.. Yada yazarın kendisi...
  • "Bu coğrafya bir Bermuda Şeytan Üçgeni. Bu coğrafyada nice devlet ve millet yok oldu. Tarih denedi, ama bizi bu coğrafyaya gömemedi. Bu coğrafyada kesintisiz 1000 sene yaşayan tek milletiz. Çünkü, Ülkücü Hareket hep devam etti ve edecek."
  • Bitti !! Charlotte ve Erik evlenip balayına çıkarlar. Gemi seyahati yapacaklardır, ama Erik mide bulantısından hiç bir aktiviteye katılamamaktadr. Charlotteye tatilin tadını çıkarması için izin verir ve kadın bir tekne ile gezintiye çıkar. Bermuda adasında şeytan üçgeni denilen yerde tekne batar. Charlotte ve Gray kurtulan iki kişidir. Gray, karısını öldürdüğü için müebbet hapise mahkum olan eski bir doktordur ve hapisten kaçmıştır. Issız bir adada yıllarca kalırlar ve birbirlerine aşık olurlar. Bir gün Charlotte kurtulma şansı yakalar ve Gray'i terkedip kaçar. Ama sonrasında pişman olur çünkü mucizelere tanık olur. Yıllar sonra tanık olduğu gerçeklerle birlikte yola çıkacaktır acaba Gray'i bıraktığı gibi bulacak mıdır ? Sarah jio farkı der susarım. Harikaydı. Tavsiye ederim. 10/10