Öteki:
Gittiler. Böyledir bu iki bacaklılar. Bu yeryüzü insanlan pek gariptirler. Kendilerini önce suya atarlar, çılgın gibi ölümdedir gözleri. Derken bir başka iki bacaklı, karan­lıktan tesadüfen çıkar gelir; eteklikli, göğüslü, uzun saçlı biri. O zaman yaşamak birdenbire yine çok güzeldir, tat­lıdır. O zaman hiçbir erkek ölmek istemez. O zaman ar­tık hiç ölü olmak istemezler. Birkaç tel saç yüzünden; beyaz bir ten, birazcık kadın kokusu uğruna. O zaman ölüm döşeklerinden kalkarlar, şubatta onbinlerce geyik gibi zindedirler. O zaman bu lanetli, boş, sefil yer yuvar­lağında yaşamaya dayanamadıklarını iddia eden, sular içinde o yan ölüler bile dirilir. Sulardaki ölüler yine kı­mıldamaya, yürümeye başlarlar ... Hepsi o bir çift göz, o bir parça yumuşak ve sıcak sevgi, o ufacık eller, o narin boyun uğruna. Hatta sudaki ölüler bile. Ah bu iki bacak­lılar, ah şu dünyanın bu pek garip insanları ...
«Yönetici kadın titreyerek bunları söyledi. Anlattı: beyaz çiftçi varmış, dışarı­daymış, karısı içerideymiş; Jamaica'lı ırgat, beyaz adamın beyaz karısını öldürmüş, eline bir kağıt koy­muş, kağıtta şunlar yazılıymış: defolun hırsızlar. Ja­maica'yı binbir emekle, acı çekerek bizler yarattık. Sizler gelip her şeyi çaldınız: en güzel toprakları, en iyi madenleri, her şeyin en iyisini. Kenya'daki kardeşlerimiz kendilerine acı çektirenleri öldürdüler. Gitmezseniz biz de sizi öldüreceğiz, Kenya'daki be­yaz katiller nasıl kovulduysa biz de sizi kovacağız. İmza: Jamaica'lı yurtsever.»
Sayfa 25
Edebiyat
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Aileye gelecek olursak, hane ekonomisi iki ana bölüme ayrılir: üretim ve tüketim. Bunların ilki, açık ara en kaba olanı: Bunu erkeğin özelliği yaptım; ikinci ise daha kolay, daha neşeli: Onu da kadına tahsis ettim. Erkek çalışır, eker, biçer; buğdayı öğütür; kadın ekmek ve çörek pişirir. Bütün hayatları, çalışma hususunda bu simgeye indirgenebilir: Gelecekte işin ne şekilde bölünebileceği, organize edilebileceği ve paylaşılabileceği mühim değil; son kertede, erkeklere ve kadınlara özgü tüm işlemler, karşılıklı olarak saban ya da tencere bağımlılığıdır. Bu paylaşımın nesinin adaletsiz olduğunu bana gösterebilir misiniz? Gelgelelim, kadına sofra kurulduktan ve yemek servisi yapıldıktan sonra gidip bir köşede oturmasını söyledim mi? Yemek yiyebilmesi için efendisinin ve sahibinin ona işaret etmesini beklemesini, adam beyaz ve taze ekmek yerken kadının esmer ve bayat ekmekle yetinmesini söyledim mi? Bilakis, kocalara öğrettiğim şu ki, evdeki en iyi şeyler daima kadın ve çocuklar için ve kocanın aldığı keyif de bilhassa onların aldığı keyiften ibaret olmalıdır. Birçok mevzuyu atladım şüphesiz; pek kibar ve hoş olmadığımın çok defa söylendiğini duyduğumu inkâr etmiyorum fakat neticede bunların hiç de bir egoistin, bir istismarcının, bir zorbanın yöntemleri olmadığını itiraf etmelisiniz. Eğer hizmet ettiğiniz iddiasında bulunduğunuz şey kadınların mutluluğuysa, o halde beni de taraftarlarınız arasında sayın.
Sayfa 16·Kitabı okudu
Araştırma-İnceleme
“Kendimizi nasıl tanımlarsak öyle olmaya meylederiz Merve Hanım. Işık gök gürültüsünden, düşünce de eylemden önce gelir. İnsan, baskın gelen düşüncelerine paralel bir seçim yapar. Anladığım kadarıyla sizin seçiminiz, sizi aşka inandıracak biriyle karşılaşabilmek ya da beyaz atlı prensinize denk gelebilmek. Dilerim umduğunuza kavuşursunuz”
Sayfa 28·Kitabı okudu
Alıntı
Denge
Siyahın içinde beyaz, beyazın içinde siyah vardır. Her hayrın içinde bir şer, her şerrin içinde de bir hayır bulunması gibi her erkeğin içinde bir kadın, her kadının içinde de bir erkek vardır.
Sayfa 150
Alıntı
Medeni hayatının güldürüsünü medyanın adalet anlayışına emanet eden bir memleket, son derece tehlikeli bir dönemece girmiştir, özel hayatımızı korumak için bizi tonlarca gülünç form imzalamaya zorunlu kılan ama aslında her adımımızı denetleyen, kesinlikle ikiyüzlü bir yönetimdir. Bu nedenle, henüz gazetelere düşmeden kendi ağzımla itiraf edeyim ki, benim telefon konuşmalarım genellikle zor durumda bırakmaya pek teşnedirler. Çok yeni bir örnek vereyim size. "Ne zaman döndün Brezilya'dan?" "Dün." "Nasıl karşıladı karnaval yosmaları seni?" "Her zamanki gibi büyük şenlik oldu ve şıllık Clara çok kıskanacak!" "Ya geçen sene terk ettiğin kukumavlar? Sen gerçek bir canavarsın!" Hayatının yarısını İtalya'da, yarısını Brezilya'da geçiren rahip arkadaşımla bu konuşmam bir gazetede yayımlansa, nasıl bir etki uyandırırdı acaba? Kesinlikle din adına beyaz kadın ticareti yapmakla suçlanırdık; oysa "Brezilyalı yosmalar" yıllar önce birlikte edindiğimiz ve hep yeni ve maceralı sevdalar peşinde koşan neşeli köpeklerimizdir; Clara onun Brezilya'daki evinde bulundurduğu harika bir papağandır ve "kukumavlar" da İtalya'dan ayrılmadan önce bir başka rahip arkadaşına emanet ettiği cüce papağanlardır.
Sayfa 36·Kitabı okuyor