Bir elmanın bir meyve olduğu, bir babanın baba, bir savaşın savaş olduğu, bir gerçeğin gerçek olduğu, bir yalanın yalan olduğu, bir aşkın aşk olduğu, bir bıkmanın bıkma olduğu, bir başkaldırmanın başkaldırma olduğu, bir sessizliğin bir sessizlik olduğu, bir haksızlığın bir haksızlık olduğu, bir düzenin bir düzen ve bir evliliğin bir evlilik olduğu, olacağı günler gelecekti, inanıyordu.
Edebiyat
Bir gün.. Evet, bir gün Tanpınar şiirlerimi görmek istiyor. 17-18 yaşlarındayım. Tünel'deki Narmanlı Yurdu'na gidiyorum. Bana kocaman bir çay fincanıyla kahve sunuyor. Gene kocaman masasına oturup gözlüğünü taktıktan sonra, hiçbir bıkma belirtisi gösterme­den bütün şiirlerimi okuyor. Okuması bittikten sonra başını kaldıra­rak (iyice aklımda) ilk cümlesini söylüyor: "Bu şiirler çok güzel, hepsi de güzel. Ama hiçbiri şiir değil!"
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Martı
Todori, tezgahın az ilerisindeki boş masaya oturmuş, çenesi elinde, hafifçe kamburlaşmış, dışarıya bakıyordu; bıkma ve yorulma bilmeden dışarıya bakıyordu. Gece yarısına doğruydu, rıhtım boyunda, elektrik fenerinin altında barbut oynıyan numarasız hamallardan başka kimseler yoktu. Çok hafif bir rüzgârın estiği, sis dalgalarının geçişinden anlaşılıyordu. Ve sis, ışıkları bütün zerrelerine sindirmişti: Böylece insan, sokak fenerlerini bir tabloda gördüğünü zannediyordu. Şehir, boğuk uğultusuyla Martı için, ancak bir mazi kadar, fakat istenmeden hatırlanmış, hatırasının devamı istenmeyen bir mazi kadar vardı. Ve ilerden bir vapur sireni, basık ve dost sesiyle, asırlar boyu aralıklarla, fakat asla vazgeçmeden onu bir masal yolculuğuna çağırıyordu. Bu saat Martı'nın gerindiği, kanat vurup uçmak istediği saattir: Rıhtıma bakan camları, turuncu renkli, iri gözlere benzer. Bu saatte, bu turuncu renkli, iri gözlerde medarlar, kutuplar belirir, okyanuslar, dağ silsileleri, şehirler belirir, kısacası yedi iklim ve beş ırk, her türlü terkipleriyle, ömre hükmeden birer daŭssıla halinde belirir. Bu saat Martı'nın gerindiği, kanat vurup uçmak istediği saattir, fakat Martı kanat vurup uçamaz ki, Martı gidemez ki... O, işte hep böyle, buraya ve bu daima sızlayan daűssılaya mahkûm, turuncu renkli, iri gözleriyle, boş rıhtımda hazin bir sükûnetle akan, kaynaşan sis dalgalarına bakar durur. Ve ileriden, sislerin ardından bir vapur sireni, basık ve dost sesiyle, asırlar boyu aralıklarla, fakat asla vazgeçmeden onu bir masal yolculuğuna çağırır. Martı gidemez, Martı buradan ayrılamaz, ayrılamaz işte... Todori... İçkisini, bir mersiyeyi hatırlamak ister gibi içen yaşlı adam. Başı, tezgaha yayılı kollarının arasında gömülü duran ve artık içmeyen delikanlı! **Martı buradan
Sayfa 43 - Martı: Sahildeki bir meyhane·Kitabı okudu
Birbirine hepimizin şu anda olduğumuz gibi yabancı olan iki kişinin aralarındaki duvar birden bire yıkılır, bu iki kişi birbirlerine karşı yakınlık duyar, bir olurlarsa bu birleşme anı yaşamın en başdöndürücü, en heyecan dolu anlarından biri olur. Herkesten kopmuş, yalnız, sevgisiz insanlar için daha da güzel, daha da inanılmaz bir şey olur o zaman... sonunda düşmanlık,umut kırıklığı, birbirinden bıkma duygusu başlangıçtaki çoşkudan arta kalan her şeyi alıp götürür.☆Oysa başlangıçta birbiri için 'deli' olma, sevginin büyüklüğüne kanıt sanılır; bu olsa olsa o kişilerin daha önce içinde bulundukları yalnızlık duygusunun büyüklüğüne kanıttır."
Sayfa 14·Kitabı okudu
İman zayıfladıkça taatleri işleme azmi de zayıflamaktadır. Davetçi kardeşim Allah'tan yardım dile ve aciz olma. Usanma, bıkma. Çünkü sen güçlü bir azme, şerefli bir hedefe sahipsin. Aynı zamanda sen Allah têaladen gelen bir hidayet ve nur üzere yürüyen semavî risalete sahipsin. Kalbindeki İman ateşini söndürmekten sakın ha sakın uzak dur. Aksi halde hem kendin helak olursun hem de başkalarını helake sürüklersin. Yüksek azme sahip olan kimse yürüyüşe devam eder. Allah têalaya tebliğinde, uzlet ve içe kapanıklığı bir kenara itmede ve sonra da Allah têalanın dinini yüceltme yolunu sürdürmede duraklamaz.
İnsan ve Duygular
Eğer İslâm dünyâsı, elindeki değerlerden bıkma-mış, onları, çakıl taşları gibi oraya buraya savurup iflâs yoluna gitmemiş olsaydı, kıyametler gelip geçse, bu sermâyeye sahip oldukça, ona avuç açılır, o kimseye avuç açmazdı