Üniversitede çok sevdiğim bir hocamın tavsiyesi ile tanışmıştım Sâmiha Ayverdi'yle. Türkçeyi kullanışına, ifade ettiklerini gönlünüzde birebir hissettirme yeteneğine hayran olmamak elde değil. "Yazarlık yeteneği böyle bir şey olsa gerek" diyorum her bir kitabını okuyuşumda. Her paragrafı için ayrı bir şerh düşülmesi gereken, özel bir kitap. Kıymetli
bir dostumdan ayrılıyor gibiyim..
Sâmiha Ayverdi hanımefendi ile öğrencilik yıllarımda kütüphanede kitaplarla hemhal olurken karşılaşmıştım. Ne öncesinde ismine bir yerde tesadüf etmiştim ne de öneri olarak duymuştum. Belki de vaki olmuştu ama nisyanıma denk gelmişti.
“Dost” kitabı ise mesleğe başladığımda yanımda taşıdığım ilk kitap olması hasebiyle benim için çok ayrı bir öneme sahip. Kitapta geçen “Karşımda, emeklerimi aksettiren aynalar görmek isterim.” cümlesi o günden sonra en büyük dualarımdan olmuştur. Uslübü ile kalpleri, akılları, dimağları hayrete düşüren yazarımız bu kitabından yine gönülleri mest etmektedir. Eseri kendi ifadesiyle incelersek;
“Dost’u anlatmak için anlamak gerek. Ammâ, anlayanın da anlatabildiği görülmüş müdür?”
Vesselam..
.
Necip Fazıl şeyhi Abdulhakim Arvasi'yi anlattığı kitabında hocasından ismi ile bahsetmek istemediği için adı ile anmaktan kaçınır ve kendisinden "O" diye bahseder. Nitekim kitabın
İşte kitap dediğin ... Bazı kitaplar vardır ki okuduktan sonra biraz sarsılır insan. Bir tutam saçı beyazlar belki, kabuk değiştirmenin o ağrılı sancısını hisseder. Bazı kitapları okuduktan sonra hakikatın ağırlığı altında beliniz bükülür fakat şükredersiniz böyle bir kaleme rast geldiğiniz için . Artık hiçbir şey eskisinin aynısı olmayacaktır. Ufak da olsa bir değişim zorunludur okuduktan sonra . Örneğin çıkardığınız çorabı oraya buraya fırlatmaktan vazgeçeceksiniz ya da komşularınızla yaptığınız beygir muhabbeti sizi eskisi kadar mutlu etmeyecek. İşte bazı kalemler, dört duvarın arasında gelip hayatınıza dokunur ve sizi rahatsız eder. Oturduğunuz o rahat fakat anlamsız koltuğu şöyle bir sallar. Değişime hazır olamayanların, hayatın anlamsız çukurundan çıkmak istemeyenlerin dışında herkesin okuması gereken bir başyapıt. İnceleme yazısından ziyade bir alkış yazısı oldu fakat alıp siz inceleyin.
Samiha Ayverdi'nin yine nefis Türkçesiyle manevi mürşidi Hz. Kenan'ı Rifai'yi anlatan(kısmen) bu kitap özellikle içinde ihtiva ettiği Kenan Rifai hazretlerinin nüktedan sözleri dolayasıyla okunmayı
''İnsan nefsinden öldüğü miktar hayat bulur.''
.
Samiha Ayverdi,1900-1990 yılları arasında yaşamıştır.Derin kültürü ve usta bir dille yazmış olduğu ve tanıştığım ilk biyografi kitabı Dost ile oldu.
Hocası Kenan Rifai'yinin hayatını ve hayata bakış açısını anlatmaktadır.Konusu ise insanı,bu dünyaya kendi geliş amacımızı, tevhid birliğini, ilmi, hakikati anlatmaktadır.
Herkesin kütüphanesinde bulundurması gereken bir kitap ve yazar.Dili ağır(osmanlıca sözc.) fakat derinliği fazla... Hazmedilmesi zor olan ve tekrar tekrar okundukça insanın hayata bakış açısını değiştiren bir kitap
"Ölmeden Önce Okuyacağım Kitaplar" listeniz var ise kesinlikle bu kitabı birinci sıraya koyun derim. Her cümlede, her sayfa da çok şey öğrendim. Meğerse bilmediğim ya da yanlış yaptığım ne şey varmış. Bana bunu fark ettirdi. Benim için çok kıymetli bi kitap oldu, kesinlikle alın aldırın.
DOST
"Dost'u anlatmak için, anlamak gerek. Ammâ anlayanın da anlatabildiği görülmüş müdür? "
..
Mütefekkir ve Mutasavvıf yazar sayın Sâmiha Ayverdi, bu kitabında hocası Ken'an Rifâi'nin hayatını ve hayata bakış açısı ile harmanlanmış dost yolunu anlatıyor.
Dili ağır, üslubu derin, anlatımı naif..
Kitabı okudukça, Sâmiha Hanım'ın kullandığı ve kullanırken hakkını verdiği her bir kelimenin gönlünüze rayihası siniyor. Onun dilini okudukça, kendinizi dilsiz ilan etmemeniz elde değil. " Asıl söz budur, asıl söz böyle söylenir.. " dedim her sayfasında. Hakikaten lügatımda sadece soluk alıp-verme süresi miktarınca kelimem varmış. Onun dışında ne boş, ne anlamsız sözcükler sarf ediyormuşum öyle.(!)
(Ne demek istediğim, okuduğunuzda daha aşikar olacaktır.)
_Dost'un içinde derin bir hazine var. Bahsi geçen her şeyden nasibinizi almamanız mümkün değil. Kulağınıza küpe olacak cümleler işiteceksiniz. Belki oturduğunuz yerde ufak bir zelzele ile sarılacak ve yeniden başlamanın, ayağa kalkabilmenin, düzelmenin yollarını arayacaksınız.. Herkesten sıyrılıp "kendinizle" ve kendinizden sıyrılıp "dost" ile kalacaksınız. İşte orası aydınlık...
"Âşık'a sormuşlar,
- Kimse senin farkında değil ?
Cevap vermiş,
- Ben de kimsede vücud görmüyorum ki.."
..
Semiha Ayverdi’nin Dost kitabı, insanın içine dönüp kendi karanlığını ve aydınlığını yokladığı bir yolculuk gibi…
Her satırı hatırlatıyor: “Asıl dost, insanı kendine getiren dosttur.”
Kendi benliğini, kalbini ve sorumluluklarını yeniden düşünmek isteyen herkes için benzersiz bir rehber.
Okurken insanı alıp özüne götüren, bütün satırlarını çizdikçe çizmek istediğin bol nasihatli, kişiye daldığı dünya meşguliyetinde hakkı hatırlatan harika bir kitap.
Sâmiha Ayverdi (d. 25 Kasım 1905, İstanbul - ö. 22 Mart 1993, İstanbul), Türk mütefekkir ve mutasavvıf yazar.
Roman, hikâye, hatırat, makale ve inceleme türünde yapıtlar verdi. Rifailik tarikatına bağlı idi.
Piyade Kaymakamı (Yarbay) İsmail Hakkı Bey ile Fatma Meliha Hanım’ın kızıdır. Mimar ve tarihçi yazar Ekrem Hakkı Ayverdi'nin kız kardeşidir. Şehzadebaşı semtinde doğan Samiha Ayverdi, Süleymaniye Kız Numune Mektebi'nde eğitim gördü; daha sonra özel derslerle eğitimini sürdürdü. Çok iyi derecede Fransızca öğrenerek tarih, tasavvuf, felsefe alanlarında kendini yetiştirdi.
Ayverdi, Kubbealtı Cemiyeti kurucu üyesidir. Ayrıca, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul ve Yahya Kemal Enstitülerinde faal üyeliklerde bulunmuş, 1966'da Türk Ev Kadınları Derneği'nin (Türk Kadınları Kültür Derneği) kuruluşuna önayak olmuş, 1970'te ağabeyi ile birlikte Kubbealtı Cemiyeti'nin kurulmasını sağlamıştır.
22 Mart 1993 tarihinde ölen Sâmiha Ayverdi'nin mezarı, İstanbul Zeytinburnu'ndaki Merkez Efendi Camii'nin bahçesindedir..
İstanbul'un Fatih ilçesinde Edirnekapı'dan Saraçhane'ye kadar uzanan Fevzipaşa caddesi ve Hırka-i Şerif Camii yakınındaki Koyun Baba Parkı'nda 1976 yılında ağaçlandırma çalışmaları yaptırdı.
Eserleri
Samiha Ayverdi, 1938'de ilk romanı Aşk Budur'u (Aşk Bu imiş) yayınladı. 1946'dan itibaren daha çok fikir ve tarih eserlerine ağırlık verdi.
Yapıtlarında, tarihi yoğun biçimde kullanmıştır. İnceleme yazıları ve romanları İstanbul üzerinedir. Tasavvuf düşüncesi ve tarih özellikle romanlarında canlanmış, Kenan Rifai'yi eserleri yoluyla okuyuculara tanıtmaya çalışmıştır.
"Batmayan Gün" ve "İnsan ve Şeytan" adlı romanları geçmişi arayışının ürünleridir. Geçmişe duyduğu özlemi en iyi yansıtan romanı 100 Temel Eser listesi'nde de yer alan İbrâhim Efendi Konağı'dır.
Kubbealtı Neşriyat tarafından Samiha Ayverdi Külliyatı adıyla çıkan kitapların sayısı 47 adettir.
Ödülleri
1978’de Türkiye Millî Kültür Vakfı Armağanı; 1984’te Millî Kültür Vakfı tarafından verilen Türk Millî Kültürüne Hizmet Şeref Armağanı; 1985'te Yeryüzünde Birkaç Adım isimli eseri nedeniyle Boğaziçi Yayınları tarafından Boğaziçi Başarı Ödülü almıştır . 26 Nisan 1986’da, Türk Edebiyat Vakfı tarafından kendisine "Millî Sanata Hizmetleri"nden ötürü bir plaket sunulmuştur. 1988 yılında yayınlanan “Hey Gidi Günler Hey” isimli eseri nedeniyle, Türkiye Yazarlar Birliği'nce kendisine Yılın Dil Ödülü verilmiştir. 1990'da Başbakanlık aile araştırma kurumu kendisine bir şükran plaketi sunmuştur. 1992 yılında Türkiye İlim ve Edebiyat Eserleri Sahipleri Meslek Birliği'nce (İLESAM) verilen Üstün Hizmet Ödülü'nü almıştır.
İstanbul, Fatih'te Vatan Caddesi üzerinde bulunan Vatan Anadolu Lisesi'nin ismi 2005 yılında değiştirilerek, Samiha Ayverdi Anadolu Lisesi yapılmıştır.
Kaynak: tr.wikipedia.org/wiki/Sâmiha_Ayverdi