evin kalabalık olmayan bir yerine ulaştığımızda, boş bir sandalyeye oturup harper'ı kucağıma çektim. maskemi çıkarıp bir elimi saçlarımda gezdirirken, "sana bir sorum var," dedim. harper somurttu. "önceden daha sevimli görünüyordun." "bunu söylememişsin gibi davranacağım." gözlerini devirdi. "soru neydi?" "açılış maçında sana verdiğim sopayı ne yaptın?" dişlerinin arasından havayı içine çekerek yüzünü buruşturdu. "ah... ben onu... sanırım başkasına verdim?" "verdin mi, vermedin mi? çünkü kulağa soru soruyormuşsun gibi geldi." "verdim." tekrar suratını buruşturdu. "sana kızgındım ve onunla ne yapacağımı bilemedim, o yüzden bir çocuğa verdim." "en azından sopaya hiç *baktın* mı?" "yani, baktım. ama çok yakından değil. neden?" "üzerine telefon numaramı yazmıştım." gözleri büyüdü ve eliyle ağzını kapattı. "yazmadın." "evet, yazdım. ve bil bakalım bu sabah beni kim aradı? sekiz yaşındaki jonathan lucas kyler. bayan mccarthy'nin sınıfında ve bir gün nhl'de defans oyuncusu olacak." gülerek, "kes şunu," dedi. "ah, dahası da var. kedileri köpeklere tercih ediyor -bu konuda neden yanıldığı hakkında uzun uzun konuştuk- ve pizzasında biber seviyor. ketçap sevmiyor -kutsallığa aykırı bir şey daha- ve en sevdiği çizgi film adventure time'."
Sayfa 238·Kitabı okudu
İnsanlarla geçinemiyorsan çeneni tutmasını da bil bari. Dinle bakalım sana ne söylüyorlar.
Sayfa 141 - Ketebe·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Kendime dedim ki: Zorlama, zorlanma, burda bir yabancı olduğunu bil. Bir kazazede olduğunu çıkarma aklından. Yeni bir kazayı göze almıyorsan eğer önce özgürlüğünün sınırlarını çiz ve çizdiğin bu alan içinde ilerle yalnız kendine başka alanlar arama. Kendime dedim ki: Hadi kalkalım hadi okuyalım bildiğimiz tüm duaları. Kentleri, köyleri, yedi iklimi, dört bucağı insanların tarihini, coğrafyasını, aritmetiğini öğrenmeden önce yazgısını öğrenelim insanların. Hadi kalk bakalım öğrenciliğe başlayalım. Kendime dedim ki: Yenilme kendine. Yenilme soğuğa ya da sözcüklere. Dalgalar yok artık görüyorsun, çalkantılar yok.
Sayfa 209·Kitabı okudu
Edebiyat
ZÜMER Eğer Allah bir çocuk edinmek isteseydi, elbette yaratacağından, dileyeceğini seçecekti. Ama o bundan münezzehtir. O, tek ve kahredici olan Allah'tır. O, gökleri ve yeri hak ile yarattı, geceyi gündüzün üstüne sarıyor, gündüzü de gecenin üstüne sarıyor. Güneşi ve ay'ı emrine âmade kılmış, her biri belli bir süreye kadar akıp gitmektedir. İyi bil ki, çok güçlü ve çok bağışlayıcı olan ancak O'dur. O, sizi bir nefisten yarattı. Hem sonra onun eşini de ondan var etti. Sizin için yumuşak başlı hayvanlardan sekiz çift indirdi. Sizi analarınızın karınlarında üç karanlık içinde yaratılıştan yaratılışa yaratıp duruyor. İşte Rabbiniz Allah O'dur. Mülk O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. O halde nasıl haktan çevrilirsiniz? Eğer inkâr ederseniz, şüphe yok ki Allah'ın size ihtiyacı yoktur. Bununla beraber kulları hesabına küfre razı olmaz. Eğer şükrederseniz sizin hesabınıza ona razı olur. Hiçbir günahkar da diğerinin günahını çekecek değildir. Sonra dönüşünüz, Rabbinizedir. O vakit, O size bütün yaptıklarınızı haber verecektir. Çünkü O, bütün kalplerin özünü bilir. İnsana bir sıkıntı dokunduğu zaman bütün gönlünü vererek Rabbine dua eder. Sonra kendisine tarafından bir nimet lütfettiği zaman da önceden O'na dua ettiği hali unutur da, yolundan sapıtmak için Allah'a ortaklar koşmaya başlar. Ey Muhammed! De ki: "Küfrünle biraz zevk et, çünkü sen, o ateşliklerdensin." Yoksa o, gece saatlerinde kalkan, secdeye kapanıp, kıyama durarak daima vazifesini yapan, ahireti hesaba katan ve Rabbinin rahmetini uman kimse gibi olur mu? De ki: "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?" Ancak temiz akıl sahibi olanlar anlar Ey Muhammed! Tarafımdan söyle: "Ey iman eden kullarım! Rabbinizden korkun. Bu dünyada güzellik yapanlara bir güzellik vardır. Allah'ın yeryüzü geniştir. Ancak
Din
İRFAN
Hakk’ı buldum erene ermek ile Hakikati gördüm, göreri görmek ile…” Sonra gözlerime derin derin bakarak, “Sana icazet veriyorum, halkı irşat et” deyince; üzülerek yalvarmaya başladım: “Bana icazet vermeyin, ben o işi yapamam. Siz, bana müsaade edin; Yunus Emre yolunda hizmet etmeye devam edeyim” dedim. Mahmut Baba, “Aferin! Akıllı bir tercih yaptın. O zaman, Yunus’un Gönül Bahçesi’nde çiçek yetiştirip, onlara hizmet eden bir bahçıvan ol!” dedi. Her zamanki gibi bir yandan dostlarımla toplanıp sohbetlere devam ederken; diğer yandan da Mahmut Baba’yı ziyarete gidiyordum. Bir seferinde tam Mahmut Baba’nın elini öpeceğim sırada, “Her eli öpme; öpülecek eli görürsen, öp!” dedi. Söylenen bu büyük sözün hikmetini anlamaya çalışarak, “Peki Efendim!” dedim; ama öpülecek eli nasıl tanıyacağımı bilmiyordum. Bu söz aklıma geldikçe nasıl anlayacağımı düşünüyordum. Mahmut Baba’nın ziyaretine gittiğim bir gün, salonda biri tek başına oturuyordu. Ben de geçip bir köşeye oturdum. Salonda sadece ikimiz olduğumuz için o şahsa, hâl hatır sormak istedim; fakat nasıl soracağımı bilemedim. İçimden, “Siz ne işle iştigal ediyorsunuz?” demek geldi. Böyle sormak için; kendi başına dalgın bir şekilde oturan şahsa eğilmişim ki, aniden, benden önce davranıp, “Siz ne işle iştigal ediyorsunuz?” dedi. “Bu benden hızlıymış” diye düşünüp, elini öpmek istedim; ancak elini vermedi. O sırada içeriden Mahmut Baba geldi. “İrfan, bu el öpülecek eldi, anladın mı?” dedi. Ben de, “Evet” deyip tekrar elini öpmek istedim; fakat o şahıs yine elini vermedi. Sonra Mahmut Baba, kitaplıktan Niyazi-i Mısri divanını eline alarak oradan bir şiiri okumaya başladı. Niyazi-i Mısri, şiirde manevi kimliğini açıklıyordu. Mahmut Baba da, şiiri okurken, aslında kendini tarif ediyordu. O şahıs, sanki Mahmut Baba’nın niyetini
Sayfa 170 - Nefes·Kitabı okudu
Lütfen kebepçı olsun :))
"Bil bakalım, yemek için nereye götüreceğim seni?"