Bilanço
Sonuncu namzedin kayıt numarası 9377... Cemiyet kurulurken... Bunlar ilkler... Yani beş yıldır inşa edilmekte bulunan Büyük Doğu ruhunun en taşkın sahipleri... O ruhun kayıtsız ve şartsız dâvetine, kayıtsız ve şartsız bir şitap asaletile koştular. Yarın, inşallah, her muvaffakiyet belirdiği ve dâva, kanun yolunda, muazzam bir silindir gibi görünmeğe başladığı zaman, ölçülerimize uygun olarak bize kim gelirse, şüphesiz ki, başımıza taç edeceğız. Fakat ilklerın mânası, yeniler arasında onları sevk ve idare edecek kabiliyette insanlar bulunsa da, daima başka olacak... Bu arada, bazı hususî şartlar yüzünden sesini yükseltememiş olanların hakkını mahfuz tutuyoruz... Anadolunun doksan küsur yerinden ses aldık. Bazı vilâyet merkezlerinden tek ses gelmezken bazı kaza ve hattâ nahiye merkezleri, bize, milyonluk şehirlerin gulgulesile "Evet!" diye bağırdı. Anadoludan gördüğümüz alâka derecesini, şehir şehir, kasaba kasaba, nüfus nisbetlerine göre sıraya koyduk: Birinciliği Gümüşhacıköy aldı. İkinci Urfa, Üçüncü Tavşanlı, dördüncü Haruniye, beşinci Malatya, altıncı Kayseri, yedinci Samsun, sekizinci Ödemiş... Bunların arkasından, nisbet sırasına konmamış olarak, sadece alâka bolluğu ölçüsile, Eskişehir, Afyon, Bursa, Erzurum, İstanbul, İzmir, Ankara geliyor. Ne gariptir ki, (Büyük Doğu), satış ve okunma alâkası bakımından, nüfus nisbetleri mahfuz, birinci derecede Kayseri ve Tavşanlı; ikinci derecede Urfa, Malatya, Konya, Eskişehir, Bursa; üçüncü derecede de Antalya, Adana, Elazığı vesairede muvattaktır. Demek ki, Cemiyet alâkası (Büyük Doğu)nun satışına tam mutabık zuhur etmemiş ve bazı mıntıkalardaki kuvvetli ve şahsiyetli (Büyük Doğu)cular, büyük bir kalabalığı peşlerinden çekmeyi bilmişlerdir. Öyle ki, bazı yerlerde tek tek istekliler bu gibi yerlerdekilerden birkaç misli
Sayfa 35 - (8 Temmuz 1949, Cuma Büyük Doğu Dergisi s.: 18)·Kitabı okuyor
Alıntı
Geçici bir bilanço: Köylülüğü, evcil hayvanları, yaz hasadını, onca çatışmayı, mezarlıkları, yaralıları, açları, vatanı, kanlı bayrağı, savaş anıtlarını yaşamadan; acı içinde, bir ahlakın hayati aciliyetini deneyimlemeden, bu "mutlu" çocuklar hangi edebiyatı, hangi tarihi anlayacaklar?
Hayata Dair
Reklam
Yıl içinde hesaplar iyi tutulmadı demek ki...
... Hayatım bozuk bir bilanço, hayatım tutmayan bir kâr zarar tablosu.
Sayfa 242 - Can Yayınları 5.basım:Nisan 2022,İstanbul·Kitabı okudu
Kitap Alıntısı
Türkiye'nin Kırım harbinden sonraki ekonomisi
Aynı şey Türkiye'nin ulusal borcu içinde söylenebilir 20 yıl önce Belki de dünyada tamamen borçsuz olmakla ve tedavülde sadece madeni para bulundurmakla övünebilen tek ülkeydi. Şimdi ise kamu borcu 600 milyon frank'a ulaşmış durumda ki bu diğer Avrupa ülkelerinin kamu borçlarının mutlak rakamlarıyla değil gelirlerin borçlara oranı ile karşılaştırırsak devasa bir miktar. Türk maliyesi içler acısı durumu birçok nedene dayanmaktadır. Öncelikle Sultan Mahmut tarafından 27 milyon Frank olarak belirlenen ve yıllık kamu gelirlerinin 9'da birini Aşan sivil bilanço miktarının herhangi bir Avrupa hükümdarınkine kıyasla Sultanın yıkıcı ve zaman zaman anlaşılmaz savurganlığını not edelim. Bu arada Sultanı kişisel borcu yani imparatorluk içinde bankerlerin gayrı resmi aracı ile çeşitli kişilerden özel olarak borç aldığı miktar hızla korkunç boyutlara ulaşmaktadır. şu anda kamu borcunu miktarından daha az olmadığı görülmektedir. Avrupa'da İmparator majestelerinin çoğu zaman en anlamsız nedenlerle kendisine izin verdiğinden daha Pervasız bir savurganlık hayal etmek Neredeyse imkansızdır. Şöyle ki bu yılın nisan ayı sonunda Sultan, Galata tüccarlarının yardımıyla yalnızca iki kızının evliliği şerefine yapılacak kutlamalar için %9 oranında 10 milyon Frank tutarında bir kredi aldı. Her Kayık Ya da at gezintisi bir sarayın yıkılması ya da yeni bir sarayın inşa edilmesi emrini beraberinde getiriyordu. Böylece kısa süre önce Sultan'ın babası tarafından yaptırılan Çırağan Sarayı yıktılarak yerine yenisi inşa edildi. sadece Dolmabahçe Sarayı'nın inşası 70 milyon Franka mal olmuştur ki bu da devlet hazinesinin yıllık gelirinin üçte birini aşmaktadır.
Sayfa 65·Kitabı okudu
Yaşam, boyuna, sürekli, çıkarmağa çalıştığın bir "hesap" olacak: denkleştirmeğe çalıştığın bir ödemeler dengesi - bunu da bir türlü beceremeyeceksin: İhracat'ın biraz artıp bir denge umudu belirirse, ithalat'ın hemen "patlayıverecek", altüst edecek hesabını... Boyuna, böyle, hesaplayıp durursun, hiçbir ucunu bir araya getiremeden yaşam bütçe'sinin sonunda da, en son "murâkıp", denkleştirir "bilanço"nu: "İflas" der; sen de kurtulursun...
Alıntı
Anlamaya çalıştım. Her şeyi anlamaya çalıştım, en ufak hareketi bile. Ama bilanço çıkarılmıştı hemen. Sıfıra sıfır. Hepsi bu. On iki yıllık bir hiç. On iki yıllık bir zombi hayatı, on iki yıllık hayaletler.
Sayfa 97·Kitabı okudu
Reklam
Reklam