10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 111. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 01 Mayıs 2026 00:00
"YAŞAMA SANATI" "Yaşam her zaman devam etmenin bir yolunu bulmaya çalışır ve yaşama gücü dışardan gelen engellemelerle mücadele etmeden asla teslim olmaz." Hayat türlü problemlerle dolu. Kimi zaman bu problemlerin altından kalkar, kimi zaman da bir uzmana gider, yardım isteriz. Ve çoğu terapide karşılaştığımız şey şudur: “Çocukluğunuza dönelim.” Birçoğumuz bunu duyunca içimizden “Yine mi çocukluk?” deriz. Ama işin iç yüzü şu: Birçok problemin tohumu, farkında olmadığımız o “ufacık” anlarda atılır. Gelişim durağan değildir. Yaşam boyu devam eder. Belki bugün “bundan da bir şey olmaz” diyerek geçiştirdiğimiz bir an, yıllar sonra patlak verecek bir iç yangının ilk kıvılcımıdır. William James der ki: Bir bilimin gerçekten bilim olabilmesi için doğrudan yaşamla bağlantılı olması gerekir. Bu sözü okuduğumda aklıma hemen Alfred Adler geliyor. Çünkü psikoloji denince çoğumuzun aklına karmaşık teoriler, bilinmez kavramlar ve ulaşılmaz bir bilgelik gelir. Oysa Adler bu algıyı baştan yıkar. Adler’in en büyük becerisi, psikolojinin uğraştığı derin meseleleri öyle yalın ve öyle somut bir dille anlatmasıdır ki, sanki hayatın tam içinden konuşur. Onu okuduğumuzda karşımıza çıkan şey, soyut teoriler değil, gündelik yaşamın tam ortasında duran sorunlardır. Bir çocuğun neden inatlaştığını, bir kardeşin neden sürekli diğerini kıskandığını, neden bazı insanların her başarısızlığında bahane aradığını… Adler, tüm bunları çarpıcı örnek olaylar eşliğinde, herkesin kolayca anlayabileceği bir biçimde sunuyor kitabında bizlere. İçinde aşağılık kompleksi, yetersizlik hissi, çocukluk travmaları gibi ağır kavramlar var. Ama Adler farklıdır. Bu ilk bakışta ürkütücü görünen konular, onun kaleminde birdenbire hayatımızın sıradan bir parçasına dönüşür. Çünkü Adler yazarken tepeden konuşmaz; tam da
Edebiyat
Yaşama SanatıAlfred Adler · Cem Yayınevi · 20203,681 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 28 Ocak 2026 00:39
Pierre Bourdieu, geliştirdiği özgün sosyoloji anlayışıyla 20. yüzyılın en etkili sosyologlarından biri olarak kabul edilmektedir. Sosyolojisinin en ayırt edici yönlerinden biri teori ile pratiği kesin çizgilerle ayırmayı reddetmesidir. O, sosyolojik kavramların yalnızca soyut düzeyde kalmasına karşı çıkarak, geliştirdiği habitus, sermaye ve alan kavramlarını ampirik araştırmalarla birlikte ele almıştır. Benzer biçimde, sosyolojisinde merkezi bir yere sahip olan simgesel şiddet kavramını da yalnızca teorik bir çerçeve olarak sunmamış; bu kavramı farklı toplumsal alanlarda yürüttüğü araştırmalarla somutlaştırmıştır. Bourdieu’nün felsefe eğitimi almış olması, onun sosyolojisini felsefi bir derinlikle beslemiş; ancak bu derinlik, soyut bir spekülasyondan ziyade, sahaya dayalı araştırmalarla birleşmiştir. Bu nedenle Bourdieu’nün sosyolojisi, toplumsal gerçekliği hem kuramsal hem de ampirik düzeyde kavramayı amaçlayan bir “felsefi saha araştırması” olarak değerlendirilebilir. Eril Tahakküm Bourdieu' nün 60' lı yılların başlarında gözlemleme imkanı bulduğu Kabil toplumuna yönelik saha araştırmasıdır. Bourdieu toplumda görülen farklı tahakküm biçimlerinin insanların habituslarına farklı yüklemeler yaptığını çeşitli çalışmalarında işlemektedir. 'Eril Tahakküm' kitabında da erkekler tarafından kadınlar üzerinde kurulan tahakkümün ne gibi toplumsal sonuçları olduğunu ele almaktadır. Buna göre Bourdieu' nün Eril Tahakküm yaklaşımı, toplumsal cinsiyet eşitsizliğini biyolojik farklılıkların doğal bir sonucu olarak değil, uzun erimli, kolektif ve tarihsel bir toplumsal inşa sürecinin ürünü olarak ele alır. Bourdieu’ye göre biyolojik görünüşler ile bedenler ve zihinlerdeki etkiler, “biyolojik olanın toplumsallaşması” ile “toplumsal olanın biyolojikleşmesi” arasında gidip gelen
Eril TahakkümPierre Bourdieu · Bağlam Yayıncılık · 2014338 okunma
Reklam
Biomortem
10/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2026 15:35
Merhaba dostlarım, bugün @serkan_karaismailoglu ‘nun kalem aldığı @elmayayinevi tarafından yayınlanan #BİOMORTEM kitabı ile geldim. Kitabı okurken insanın aklında o kadar çok soru oluşuyor ki… Ölüm ve yaşamın bilinmezlikleri arasındaki o garip hat, bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, ulaştığımız ve asla ulaşamayacağımız bilgiler… Sonsuz bir deniz gibi. Bilim kurgu filmlerinde gördüğümüz, kendini dondurup yıllar sonra tekrar çözdüren insanlar… Bu gerçekten mümkün mü? İnsan ölünce ne olur? İnsan ne zaman tam olarak ölmüş sayılır? Bu kitap size öyle bilgiler sunuyor ki hem hayret ediyor hem de sorgulamaya başlıyorsunuz. İnsan, kendi hapishanesinde yazdığı senaryonun bir gün kendi başına geldiğini öğrenirse ne yapar? Falin okulu hiç sevmemiş, liseden sonra da devam etmemiştir. Ama hayat onun adına çoktan planını yapmıştır. Bir üniversitede ses sistemi teknisyeni olarak işe başlar. Sevmediği için bıraktığı okula bu kez çalışmak için girmiştir. Başta sıkıcı gelen teknisyenlik, zamanla Falin’in hayatını şekillendirir. Katıldığı her konferansı dinler, ilgisini çeken konuları not alır, zihninde birleştirir ve yazar. Artık en büyük tutkusu, kafasında kurduğu dünyayı kağıda dökmektir… Ta ki Enke ile tanışana kadar. Enke bir öğretim görevlisidir. Konferans salonundaki kısa sohbetler, onların hayatlarını birleştirir. Ancak bu evlilik Falin için bir hapishaneye dönüşür. Çünkü Enke; kuralları, düzeni ve programları olan bir kadındır. Falin fark etmeden onun düzeninin bir parçası olur. Amakrin… Gözleri görmez ama ışığıyla her yeri aydınlatır. Falin’in gözlerinin açılmasına ve hayatını yeniden, hayal ettiği gibi yaşamaya başlamasına sebep olan kişidir. Falin yeni hayatının tadını çıkarırken öğrendiği bir gerçek her şeyi altüst eder: Ölmek üzeredir. Her türlü tedavi
Alıntı
BiomortemSerkan Karaismailoğlu · Elma Yayınevi · 20252,782 okunma
Puan vermedi
Yönteme Karşı Paul Feyerabend Bilim çoğu zaman düzenli şekilde ilerlemez her zaman zıtlıklar ve olağanüstü şekilde ilerleyebilir. Savaşın getirdiği momentum bilimi daha hızlı şekilde geliştirebilir, bu gelişimle birlikte bilimsel alanda da ayrılıklar olabilir 20. Yüzyılın önemli bilim filozoflarından biri olan Fayerband yönteme Karşı kitabında bilimsel ilerlemenin anarşik bir şekilde ilerlediğini gösterir. Lakatosu da kitapta açıkçası güzel bir şekilde eleştirmekte. Kitabın temel tezleri Eserin bağlamında, "anarşi" terimi, bilimsel ilerlemeyi kısıtlayacağı gerekçesiyle tek bir tanımlayıcı bilimsel yönteme bağlı kalmayan epistemolojik anarşiyi ifade eder. Eser, kısmen Galileo'nun Dünya'nın kendi ekseni etrafında döndüğü hipotezinin ayrıntılı bir vaka çalışması olması nedeniyle bilim tarihi ve felsefesinde dikkate değer ve o zamandan beri lisans ve lisansüstü düzeyde bilim felsefesine giriş derslerinde temel bir okuma haline gelmiştir. aynı zamanda bunu yapmalarının iyi bir neden olduğunu da belirtiyor. Bunun nedeni, Galileo'nun varsayımının Aristotelesçi dünya görüşünden kaynaklanan doğal yorumları ortaya çıkarmasıydı. Feyerabend tarafından tanımlanan doğal yorumlar, algımızda doğal ve otomatik olarak meydana gelen olayların ve gözlemlediklerimize dil ekleme biçimlerimizin yorumlarıdır. Bir teoriyi uzun süre kabul ettikten sonra, doğal yorumlar örtük ve unutulmuş hale gelir ve bu nedenle test edilmeleri zorlaşır. Doğal yorumlar diğer yorumlarla karşılaştırılarak açık hale getirilir ve test edilebilirler. Bu nedenle, Aristotelesçi dünya görüşünü tam olarak incelemek için Feyerabend, Galileo'nun doğal yorumlarını ortaya koyan yeni bir teori ortaya atmakta haklı olduğunu öne sürüyor. Feyerabend'in sunduğu doğal yorumların etkisinin başlıca örneği, hareket eden bir dünya
Felsefe
Yönteme KarşıPaul Feyerabend · Ayrıntı Yayınları · 201092 okunma
10/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2025 585. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 20 Kasım 2025 15:31
"BEYNİN GÜCÜ" "Belki gelecekte bir gün bilim insanları beyni sağlıklı tutan alışkanlıkların etkilerini taklit eden; egzersizin, iyi dostlarla içilen bir kadeh kırmızı şarabın, sağlam bir ilişkinin, doğa yürüyüşünün, iyi bir gece uykusunun, yüzünüzü ısıtan güneş hissinin ve besleyici gıdaların etkilerinin yerini alabilecek bir hap icat ederler. Bu gerçekleştiğinde, o hapı yutmakta özgür olacak ve anında tüm faydalarından yararlanarak dikkatinizi başka bir şeye yöneltebileceksiniz. Ya da beyninizi sağlıklı ve mutlu kılan şeylerden öylesine keyif alacaksınız ki uzun ve sağlıklı yaşamınız boyunca bunları yapmaya devam etmek isteyeceksiniz, en azından benim umudum bu yönde." Hiç "sağlıklı ve mutlu bir beyne sahip olmak" ne anlama geliyor diye düşündünüz mü? Aslında yanıt, hem bedensel hem de zihinsel sağlığımızın kalbinde yer alıyor. Günümüzde kendimize bakmak ve refahımızı etkileyen faktörleri anlamak, geçmişe kıyasla çok daha hayati bir önem taşıyor. Beyin, vücudumuzun en karmaşık organı. Peki, onu nasıl formda tutabiliriz? Çığır açan araştırmalar gösteriyor ki; günlük yaşam tarzı tercihlerimiz, beyin fonksiyonlarımız üzerinde büyük bir etkiye sahip. Doğru alışkanlıklar, beynimizin hem yapısal hem de işlevsel sağlığını korumamıza yardımcı oluyor. Kitap, modern nörobilim araştırmalarını herkesin anlayabileceği sade bir dille aktaran, bilimsel temelli pratik bir rehber. Yazar, beyin sağlığını korumanın ve bilişsel performansı artırmanın yollarını kanıta dayalı yöntemlerle açıklıyor. Beynin Gücü, gri maddenizi korumak için bu dört temel unsurun neden kritik olduğunu bilimsel verilerle açıklıyor: 1. Kaliteli Uyku: Beynin Reset Butonu · Uyku, beynin kendini temizlediği ve onardığı en önemli süreç · Her gece 7-8 saat kaliteli uyku, hafıza konsolidasyonu için hayati
Edebiyat
Beynin GücüCatherine de Lange · Maya Kitap · 202518 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2025 155. kitabı
Merhaba arkadaşlar. Daha önce yazarın ilk kitabı olan Yemişveren Felaketi'ni okumuştum. Bugün de yazarın ikinci kitabı Alemyutan Söylencesi ile geldim. . Bilim kurgu, fantastik, mistik. Yukarıdaki üç kavramın bulunduğu kitapları okumayı seviyorsanız kitabı okumanızı öneririm. Yapay bilinç kavramını daha önce duydunuz mu peki? Hemen kitabın konusuna geçiyorum. İda, bilgisayar programları yapan bir yazılımcı. Üzerinde uzun zamandır çalıştığı , kimi zaman hayal kırıklığına uğradığı ama en sonunda emeklerinin karşılığında John isimli bir yapay zeka geliştirir. Ancak John yani yapay zeka bir süre sonra bilinç kazanmaya başlar. İda ve John arasında da bir bağ oluşur. Yalnızlık ile birlikte varoluşsal sorgulamaları artan İda, okuyucuya da bu sorularla düşünmeye zemin hazırlar. Psikolojik yönü de bulunan bu kitapta günümüzün tartışma konularından biri olan yapay bilinç üzerine sorgulatan, okurken kah tebessum ettiğim kah hüzünlendiğim bir kitap oldu. Yazarın kitaplarını ilgiyle okudum. Ben sevdim, tavsiyemdir.
1K
Âlemyutan SöylencesiCan Mehmet Uyanık · Tunç Yayıncılık · 202423 okunma
Reklam
Reklam