Yani Batılılaşma hareketini yüceltme hatırına Türklüğü Müslümanliktan ayrı tutmanın mümkün ve hatta gerekli olduğuna dair bir kanaat toplumda yürürlüğe sokulmuştur. Cihadı en üstün ibadet bilme fikri terkedilmedikçe ne Türklüğü Müslümanlıktan, ne de Müslümanlığı Türklükten bağımsız düşünmek mümkündür.
Sayfa 149
Artık insana ne verilmediğini biliyorum. İnsana neye ihtiyacı olduğunu bilme yetisi verilmemisti
Sayfa 26·Kitabı okudu
Alıntı
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Otoriter Sistemler
“Otoriter sistemleri hem totaliter sistemlerin beş temel özelliği hem de demokratik sistemlerin özellikleri açısından değerlendirebiliriz. Otoriter sistemlerde sert bir resmi ideoloji bulunması ihtimâli hayli zayıftır. Bu yüzden bu sistemler egemen oldukları ülkedeki insanları ve onlar üzerinden toplumu ideal formata göre yeniden yaratmayı hedeflemezler. En büyük endişe iktidarın iktidar sahibinin elinde kalmasıdır. İktidar sâhibi genellikle etrafını saran bir tabaka tarafından desteklenen ve manipüle edilen bir basit diktatördür. İktidara meydan okumadığı veya tehdit teşkil etmediği sürece her kişi ve kesim nispi bir güvenlik içinde yaşar. Rejim her konuda doğruyu bilme ve bunu topluma empoze etme peşinde koşmaz. Resmi bir sanat, bilim görüşü olmaz. Siyasi iktidar hangi dinin veya müziğin iyi olduğuyla ilgilenmez.”
Sayfa 57 - Siyasî Yönetim Biçimleri·Kitabı okuyor
.... Sonuç olarak, problemin kaynağı, yani Bayan H.'nın ruhundaki bölünmeler görülmedikçe, çocuk koruma bürosunun, sosyal çalışmacıların ve hâkimlerin müdahaleleri istenen sonucu vermez. Bağlanma travmasından mustarip bir kadının çocuğu ondan alınıp bakıma verildiğinde, hemen başka bir çocuk yapacaktır, çünkü duygusal olarak çok zayıf olan hayatta kalma parçası, çocuk sahibi olma sorumluluğundan habersizdir. Aslında bağlanma travması yaşamış kişiler için kendini bilme yeteneği müthiş düzeyde kısıtlıdır, çünkü bu konuyla uğraşırlarsa içlerinde ortaya çıkacak şeyden çok korkarlar.
Sayfa 146
Alıntı
Thomas Hobbes
"Gelecekten kaygı duymak, insanı, şeylerin nedenlerini araştırmaya yöneltir: çünkü bu nedenleri bilmek, insanın, şimdiki zamanı kendi avantajına uygun olarak daha iyi bir şekilde düzenlemesini sağlar. Aynı şeyin getirdiği doğal din. Merak veya nedenleri bilme isteği, insanı, sonuçların düşünülmesinden, nedenleri aramaya götürür; ve ayrıca, nedenlerin de nedenlerini; insan, böylece, zorunlu olarak, daha önceki başka bir nedene dayalı olmayan, ezeli bir nedene varır; insanlar buna Tanrı derler. Dolayısıyla, başı ve sonu olmayan bir Tanrı'nın var olduğu inancına yönelmeksizin, doğal nedenlerin derin bir araştırmasını yapmak mümkün değildir; ancak insanlar, kafalarında, onun doğasına uygun bir Tanrı fikrine sahip olamazlar. Çünkü, sözgelimi, insanların kendilerini ateşle ısıttıklarını söylemelerini işiten ve kendisi de ateşle ısınan, doğuştan kör bir adamın, insanların ateş dedikleri bir şeyin var olduğunu ve hissettiği şeyin nedeni olduğunu kolayca kavrayabilmesi ve bundan emin olabilmesi fakat onun nasıl bir şey olduğunu tasarlayamaması; veya, onu gözleriyle görenler gibi, kafasında ona ilişkin bir fikre sahip olamaması gibi; insanlar da, bu dünyadaki gördükleri şeylere ve onların hayranlık verici düzenine dayanarak, bütün bunların Tanrı denilen bir nedeni olduğunu kavrayabilir; fakat, kafasında, ona ilişkin bir fikir veya imaj oluşturamazlar. Şeylerin doğal nedenlerini pek az araştıran veya hiç araştırmayanlar, onlara bu kadar çok iyilik veya kötülük yapma gücüne sahip olan şeyin ne olduğunu bilmemekten gelen korkuyla, çeşitli türden görünmez güçler varsaymaya ve kendilerini bunlara inandırmaya; ve kendi tahayyüllerinin önünde huşu içinde durup; zor durumlarda bunların yardımına sığınmaya; ve, ayrıca, başarılı oldukları vakit, onlara şükranlarını sunmaya
Felsefe
Bu dünyayı da o dünyadan veya o dünyada bilme;böylece bir gün mutlak âlem, ebedî âlem gözüktüğü zaman ona yabancı olmama;ona şimdiden aşina olma.
Sayfa 37 - Diriliş·Kitabı okudu