Ben bilmek istiyorum, hayat gerçekten bir avuç yerde durmadan dönüp durmak, sonra da yaşlanıp ölüp gitmek mi, yoksa bu dünyada başka türlü yaşamak da mümkün mü?
Bir aileyi aile yapan nedir? Büyüseler, yaşlansalar, kavga etseler ve hatta birbirlerinden nefret bile etseler hep yan yana olacaklarını bilmek, değil mi? Bende bu emniyet hissi yoktu. İçinde durduğum hiçbir fotoğrafa ait olmadığımı biliyordum.
Ben liseyi bitirdikten sonra üniversiteye girmek isterdim; babam ölmeseydi, birden kendimi yorgun hissetmeseydim. Annem de çok isterdi okuyup adam olmamı, para kazanmamı; bu yüzden serbest bir meslek seçtim ve başarıya ulaşamadım. (Önemi yok, önemi yok). Memur da olsaydım başarıya ulaşamayacaktım; zaten memur olmak demek başarıya ulaşamamak demektir. Bana öyle söylemişlerdi. Memurun kamuyla bir ilgisi vardır, çünkü ona kamu kesimi denir; ben serbest kesimdeyim. Çok kazanmak istiyordum; fakat bu dünyada biliyorsunuz ancak işini bilenler kazanır. Ben de işimi bilmek istiyordum. Bu yüzden çok okuyordum. Birçok şeyi biliyordum. Şimdi bildiklerimi unutmamak için büyük bir savaş veriyorum.
Eve dönmek aslında içinde hiçbir zaman tam anlamıyla bulunmadığımız yerlerden geçmekle mümkün bebeğim, yolu mekan bilmek ama onu yurt edinmemekle mümkün, dolayısı ile dünyayı kalpten söküp attığımızda asıl eve doğru yürümez miyiz?