Evet onda sanki bir çeşit dünyaya alışamamışlık var hem dünyada olup hem de dünyadan olmamasından mı bilmem insan onu bir kez gördü mü onu izlemekten bir daha vazgeçemiyor.
Bir yerlere yetişmeye çalışmadan, ağır aheste bir kuşun peşinden mesela gidip de bir ağacın altına çökemez miyiz? Üzülünce çekinmeden ağlayıp, sevinince gülemez miyiz? Mesela "Bize ne dünyanın diğer ucundaki bilmem hangi haberden?" deyip bir kitabın içine gömülemez miyiz? Telefonları bir kenara bırakıp "Bu kadar her şeyden haberdar olmaya gerek yok!" diyemez miyiz?
Reklam
Bakış açını değiştirmek "Dünya" nı değiştirir
— “Ders alınabilecek bir öğrenme ortamı” cümlesini kullandınız. Bu tutum, yaşama bu bakış, savaşçının en belirgin özelliğidir. Her olayın bir öğrenme fırsatı olduğunu düşünür. Gerçek savaşçı her olaydan alabileceğinin, öğrenebileceğinin en fazlasını almak ister. — Niçin? — İşte bugün bu niçini konuşacağız. Savaşçı niçin savaşçıdır? Savaşçının niyetinin özellikleri nelerdir? “Savaşçının niyeti” ile “sıradan insanın niyeti” arasındaki farklar nelerdir? Bunlardan söz edeceğiz. — Niyet konusu demek ki önemli bir konu. Hatırlıyorum, ilkokul dörtteyken bir ramazan ayında öğleye doğru anneanneme, “Hâlâ kahvaltı yapmadım, ben de bugün sizlerle oruç tutmak istiyorum,” demiştim. O da gülerek, “Olmaz,” demişti, “orucunun kabul edilmesi için güneş doğmadan önce o gün oruç tutmaya niyet etmen gerekli.” O zaman bu açıklamayı saçma bulmuştum. Şimdi, savaşçı olmak için belirli bir niyetle işe başlamanın gerekli olduğunu söylüyorsunuz. Anneannemle konuştuklarım aklıma geldi, onu paylaşmak istedim. — Güzel bir örnek. Şimdi sizden bu çevreyle ilgili birkaç gözlem yapmanızı isteyeceğim. Şöyle çevrenize bir bakın. Çevrenizde gördüğünüz insanlara dikkat edin. Burada kaç kişi gözlük kullanıyor, söyleyebilir misiniz? — Yeniden bakmam gerek! — Peki, yeniden bakın. Arif Bey tüm salonu gözleriyle taramaya başladı. İçinden gözlüklü kişileri saydığını ve parmaklarıyla hesabını tuttuğunu görüyordum. Benimle tam konuşmaya başlayacakken, ona hiç beklemediği başka bir soru sordum: — Arif Bey, aslında burada kaç kadın var, kaç erkek var, onu soracaktım. Bana şimdi bu salonda kaç kadın veya erkek olduğunu söyleyebilir misiniz? Arif Bey gülmeye başladı: — Doğan Bey, benimle oyun oynuyorsunuz galiba. Kaç kişi gözlük kullanıyor diye baktım çevreme; kaç kadın ve erkek var diye değil. — Sizinle
"Adını ilk kez duyduğum, seni ilk kez gördüğüm günü, hayır, saati sanki bugünmüşçesine biliyorum; nasıl bilmem ki! Benim için dünya o zaman dönmeye başlamıştı."
Sayfa 11
Alıntı
"Mantık. zihinsel faaliyetlerimizi koordine eden en büyük melekedir." Rahmetli babamın sık sık kullandığı veciz sözlerinden biri. "Mantığın bittiği yerde kaos kaçınılmazdır." Elbette babamın, bilmem hangi aforizmalar kitabından yürüttüğü bu tespite yürekten katılıyordum ama gel sen bunu gözlerime anlat.
Sayfa 21·Kitabı okuyor
Alıntı
"Ne zamandır bekliyorsun?" "Bilmem, ne önemi var ki zamanın. Süreyle mi beklenir? Ya beklersin, ya beklemezsin."
Reklam
Reklam