Kırılganlık! Varoluşumuzun derinliklerine inebilmemize izin veren işte bu sözcüktür, çünkü onun kırılganlığı-buna bağlı olarak, hayatımızın kötülüğü ve kısalığı-insani varoluşun temel sorusudur. Evet bu devrimci sözcük -iktidara böylesine vurgun, böylesine gömülü olunan, derin bir gurura sarmalanmış, biyolojik hayatın put, ruhsal hayatın ağırlık olarak görüldüğü günümüzde- en sansasyonel sözcük kırılganlıktır. Kırılganlığımızı incelemek bizi doğrudan varoluşun gizemine götürür. Dünyaya geldim ama bilmem neden, ne zaman gideceğimi de bilmem, zaten bunu kimse -azizler, bilgeler bile- bilmez çünkü ölüm perdeli gözlerimizden hâlâ gizlenen bir anlamla çıkagelir. Oysa hayatımızı daha derin kılan işte bu ölüm, bu yokoluş, bizi günlerimizin kaderi üzerinde kafa yormaya iten görünürdeki hiçliktir. Sorgulama insan doğasının ta kendisidir. Görüşüme göre olağanüstü bir ruhsallıkla donanmış olan hayvanlar kendilerini sorgulamayı bilmezler. Bizi, anlamı aramaya iten yay bu sorgulamadır ama gene de sorgulamanın gerçekleşmesi için bazı varsayımların olması gereklidir; bunların ilki de kendimizin karşısında sessizce durabilmektir ki, bu postmodern insan için hayli zordur. Sessiz durmanın yanı sıra gözlerimizi-belki yıldızlı bir gecede- göğe kaldırmalı ve başlarımızın üzerindeki o müthiş parıltının, dünyanın, enginliği ve bilinmezliği bize bir hiç hissettirerek ışıldayan sonsuz sayıdaki güneşin ne olduğunu kendimize sormalıyız. Olağanüstü küçük olduğumuzu hissettiğimiz bu anda, gayet net bir biçimde olağanüstü büyük olduğumuzu da hissederiz. Yıldızlarla dolu duru bir gecede bizi saran-dünyanın tüm kültürlerinde yaşayan bütün insanlarla ve belki büyük maymunlarla da paylaştığımız büyük heyecan güzelliğin heyecanıdır.
Haberlerde bir kararname daha bildiriliyor, yabancı medya kuruluşlarını dinlemek de okumak da yasaklanmıştır, yurtdışı haber kanalları engellenecektir ve bugünden itibaren planlı bir internet kesintisi başlamaktadır. Saçmalığa bakın diyor Bailey, nasıl öylece kapatabilirler ki interneti? Bilmem ki be canım, istediklerini yapabiliyorlar, medya akışını kontrol etmek istiyorlar, olan bitenden haberimiz olmasını istemiyorlar.