Yalnızlık kaderini kabullenmek, bir yenilgiyi değil, aksine kişinin kendi içine yaptığı en derin yolculuğu başlatmasıdır. İnsan, çevresindeki kalabalıklara ihtiyaç duymadan da tam olabileceğini anladığında, bu durumu bir mahkumiyetten çıkarıp kendi özgürlüğüne dönüştürür. Kaderin getirdiği bu tek başınalık, insanın kendi ruhuyla tanışması, yaralarını kendi elleriyle sarması ve dış dünyanın gürültüsünden uzaklaşarak içsel sessizliğinde huzuru bulması için eşsiz bir fırsattır. Bu kabulleniş, başkalarının onayına veya varlığına muhtaç kalmadan, kendi kendine yetebilmenin o sarsılmaz gücünü beraberinde getirir.
Bende bir tek başınalık var, çocukluğumdan beri büyüttüğüm..
Alıntı
Kibir tek başınalık sebebidir, Yalnızlık ise bir başka meseledir Enaniyet kalbinizi karartırken Tevazu aydınlatıcı bir kandildir.
Edebiyat
Hayat kalabalık bir sokakta yürümeye benziyor. Her taraftan size doğru uzanmış eller var ve bu ellerin sahiplerini de görme şansımız yok. Her el sizi tutup kendine çekiyor. Direnmezseniz bölünüp parçalanıyorsunuz. Kendinizi korumanız gerekiyor. Her şeyden izole olmaktan bahsetmiyorum. Kendisiyle konuşabilecek bir dili ve ilişki biçimi olmalı insanın. Kendini dinleyebileceği zamanı olmalı. Bu illa da insanlardan kaçarak tek başınalık oluşturulması gereken bir durum değil. Her gürültünün yanı başında bir sessizlik vardır. Her kalabalığın arasında bir yalnızlık... Yaşadığımız çağda insanların, kendilerinden koşar adım kaçtıklarını görememek için kör olmak gerek. Bu tehlikeli bir durum.
Yalnız olmayı tek başına olmak zannediyordum ta ki bir gün kimseyle konuşmaktan, bir şey paylaşmaktan keyif almadığımı anlayana kadar.
Bende bir tek başınalık var çocukluğumdan büyüttüğüm
İnsan en çok kalabalıkta fark eder çocukluktan kalma yalnızlığını. Zaman geçer, her şey değişir ama çocukken kalbe yerleşen o tek başınalık, insanın en sadık yol arkadaşı olarak kalır.