Yükselsin diye en dibe batırdığım güneş ve galaksi
Serin bir ışık girmişti içeri soğuk bir gölge diye
O dakikalarda desene yaklaşmış, çizdiğim yüze yeryüzü ekliyordum
Çizdiğim yüzde özlediğim ama bilmediğim bir yeryüzü bekliyordum
Gölgeler suyun altına inip kendilerine tabutlar çaktılar
Renge karışan su gibi aktım sevgilimin gözlerinden
Onun yerine onun yüzünde ağlamak şansı
ağlamak jesti
ağlamak avantajı
Gözyaşlarıyla tamamladım yüzündeki resmi
Bu benim imzamdı yaşayarak geçerken attığım
Yün eğirir gibi tüylerinden içine yuva kurduğum hayvanın
Aşk paldır küldür geldi.Aşk zaten paldır küldür gelir.Bir şeye ne kadar hazırlıksız yakalandığın, o şeyin hazırlıkla filan alakası olmamasıyla değerini kaybeder.Mesela, insan aşka hazırlanabilir mi? Hazırlığı zinhar olamayacak bir şey için hazırlıksız yakalanmaktan bahsedilebilir mi?
Belki hatırladıkları fazla gelmişti. Başlangıçta mekanik biçimde, ardından canlanarak hatırlamıştı, evet, ama her anı beraberinde başka anılar getirir ve daima, er veya geç hüzünlü bir anıya sıra gelir, bir kaybın, bir özlemin, icat edilenler türünden olmayan bir mutsuzluğun anısına. İnsan o zaman bakışlarını eğer ya da gözleri dalar ve konuşmaz, susar.
"Şimdi mesela, kızlar başları örtülü diye okula alınmıyorlar ya, aslında bir bez olayı değil bu, yani, o tülbenti başına sarmasa da boynuna sarsa sorun olmayacak.Sorun başına sarmasında.Aslında sorun tülbentte değil, bir inancın gereğini kurala ve kaideye rağmen yapmakta.Ama erkeklere başörtü diye bir şey yok dinde.Dolayısıyla aynı derecede dinci bir kadın ile erkek üniversiteye girmek isterler ise, kadın okula giremeyecek ama erkek okula girebilecek.Bu çok garip bir tutum."
"Yani sen ne demek istiyorsun?" dedi Zafer, gözlerini belertip.Bu soruda kastı kimin tarafındasın'dı.Güzide memleketimde fikir yoktu, taraflar vardı demek, artık üniversiteli olduğuma göre böyle minik aydınlanmalar yaşayacaktım hep demek.
Hareketsiz duran haşin ağaca baktım ve düşündüm: Bir limonlukta mahpus olduğu için uzaklarda kalan diğer hemcinsleri gibi öğle güneşlerinde sıcak toprağa gölge salamayan, yağmurlarda ıslanamayan, fırtınalarda sarsılmayan, semayı, yıldızları, ayı görmeye görmeye unutan şu ağaç, bulunduğu köşede acaba mesut muydu?