• Daha önce hüküm giymiş pek çok çocuk tacizcisiyle karşılaştım. Hiçbirinin üzerinde ahlaksızlıklarını gösteren herhangi bir etiket, işaret veya dövme yok. Pisliklerini yumuşak, babacan bir gülümsemenin ardına gizliyor ,gömleklerinin cebinde saklıyorlar. Bizlerden biri gibi görünüyorlar, durumu bu denli korkutucu yapan da bu: O canavarların aramızda olduğunu ,ama bizim onları göremediğimizi bilmek.
    Hepsinin olan bitenden habersiz onları seven kız arkadaşları veya karıları var.
    Annelerin evlerinin içinde birilerinin taciz edildiğini nasıl olup da sezmediğini merak ederdim. Görmek istemedikleri bir şeyi tam da görmek üzerelerken bilinçli bir kararla arkalarını döndükleri bir an olmalıydı mutlaka. Hiçbir eşin, yanında yatan kocasının aklından neler geçtiğini bilmemesi mümkün olmadığını düşünürdüm.
  • 564 syf.
    ·1/10
    Spoiler içerir!
    Kitabın konusundan bahsedecek olursak eğer, Elif adlı bir karakterimiz var, Ana karakter. bu kızımız 19 yaşında ve hemşirelik okuyor. bu kızın bir tane küçük Zeynep diye kardeşi var bir de abisi var . abisi Beril diye bir kıza aşık oluyor ama bu kız Diyarbakır'da bir aşiretin oğluyla nişanlı. her şeye rağmen Elif'in abisi ile kaçıyorlar. Diyarbakır'daki aşiretin oğlu olan Fırat, Elif'i evinin önünden kaçırtıyor ve Bolu'ya bir dağ evine getirtiyor. Elif o gece orada Fırat tarafından tecavüze uğruyor. Daha sonra Fırat Elif'i evinin kapısının önüne bir paçavra gibi fırlatıyor ve diyor ki ailesine kızınızı benimle evlendirmek için bana yalvaracaksınız ama Elif'in annesi ile babası yalvarmıyoru onun yerine Kayseri'ye dedesinin yanına babası ile birlikte gidiyor. sırf başka birisiyle evlenmek için. çünkü artık Elif'i kirlenmiş olarak görüyorlar. sanki başlarını öne eğmiş gibi. halbuki Elif'in hiçbir suçu yoktu. Elif abisinin suçunu ödüyordu yani bu olaylarla hiçbir alakası yoktu. Elif 2-3 ay boyunca çok kötü bir psikoloji yaşıyor. En sonunda da zaten onu evlendirmek için Kayseri'ye dedesini yanına babasıyla gidiyor. orada intihara teşebbüs ediyor gece vakti. ama Fırat Elif'i takip ettiği için onun intihar edeceğini anlıyor o yüzden uçurumun kenarından Elif'i kurtarıyor. ne düşünceli ana karakter değil mi önce tecavüz ediyor ondan sonra kızı ölümden intihardan kurtarıyor. Elif başkasıyla evlenmeden önce bayılıyor. bayıldıktan sonra hastaneye gidiyorlar ve hastanede Elif'in hamile olduğunu öğreniyorlar. Evleneceği kişi başkasının çocuğu olduğu için istemiyor. Elif de hemen hastanenin aşağısına iniyor, üstünde hastane kıyafetleriyle ve Fırat'a benimle hemen evleneceksin diyor.tabii arabaya binerken Fırat'ın 2 tane arkadaşı Elif'e yenge diye bahsediyorlar. orada zaten ben çok sinirlendim. yani ne yengesi? tecavüz yüzünden, hamile kaldığı için, mecbur geldi ve siz hala yenge mi diyorsunuz? Terbiyesizler. daha sonra gidiyorlar Diyarbakır'a. hikayenin devamında Elif'n bir oğlu oluyor adı Ali. Elif hamileyken üniversite sınavına tekrar hazırlanıyor ve Diyarbakır'da ki tıp fakültesini kazanıyor. Fırat da İstanbul'da çalışıyor. bu arada Fırat Elif'e aşık oluyor ama Elif kesinlikle yüz vermiyor. Kitabın resmen %95'inde Fırat'ın Elif'e olan aşkını anlatıyor yazar. Elif'in ailesi hiçbir şekilde Elif'i istemiyor. Elif'i suçluyorlar, sırf fırat'la gittiği için kızlarını siliyorlar hem annesi hem babası. Elif'in yanında duran sadece Zeynep, o da küçük kardeşi. abisi ile Beril de aynı şekilde hayatlarına mutlu mesut devam ediyorlar hatta daha sonradan Beril hamile bile kalıyor. Bildiğin yuva kuruyorlar yani olan Elif'e olmuş oluyor.Elif ilk tecavüze uğradığında 2-3 ay boyunca ailesi onu bir odaya kapatmıştı, dışarı çıkmasına izin vermiyorlardı hatta babasından Tokat bile yemişti. Elif Fırat'ın ailesini kendi ailesi gibi görüyor. tıpı bitirdikten sonra doktor oluyor ve kitabın sonlarına doğru yılları atladığı için yazar, biz sadece şu bilgileri biliyoruz; Elif Fırat'ı affetmiş yıllar içerisinde ve bir tane melek adında kızları olmuş. önce Fırat'ın annesi Gülizar hanım daha sonra Fırat'ın babası vefat ediyor. ardından Elif'in anne ve babası vefat ediyor hatta Elif doktor olduğu için babası kalp krizi geçirdiğinde babasını Elif ameliyat ediyor babası uyandığı zaman Elif'i hala da sevmiyor hala suçluyor. halbuki suçlanması gereken onlar çünkü kızlarını bir paçavra gibi attılar, bir pislik gibi gördüler. sanki suç onunmuş gibi. Elif de kitap boyunca sürekli ailesiyle barışmaya çalıştı ve ağladı. cidden sinir oldum. zaten ailen seni istemiyor, saçma sapan bir neden yüzünden seni attılar , onların senden özür dilemesi gerekiyor ,sen niye gidip onlardan özür diliyorsun. senin onları affetmen gerekiyor onların seni değil. neyse, finalde Elif vefat ediyor ve en sonda Fırat vefat ediyor ama sıkıntı şurada , kitabın son satırlarına kadar Fırat'ın Elif'e ne kadar aşık olduğunu belirtiyor yazar ve kitap boyunca sürekli Fırat elif'ten özür diliyor, töre baskısında kaldığını söylüyor, pişman olduğunu söylüyor daha sonra Elif de onu affediyor. tabii affetmesi biraz uzun sürüyor ama sonuçta affediyor ve Melek adında bir kızları daha oluyor toplamda 2 çocukları olmuş oluyor ,finalde zaten ikisi vefat ediyor.
    Benim yorumuma gelecek olursak kitap gerçekten berbattı, vasat ın da altındaydı. Kız tecavüzcüsüne aşık oldu. kriz geçirdim. kadınları bayağı ezen bir kitap gerçekten .Bir de bu romanı yazan yazar, elif'le Fırat'ın aşkını yazdığını falan düşünüyor herhalde halbuki ortada bir aşk yok Fırat'ın saplantılı bir psikopatlığı var .Elif'inse tecavüzcüsüne aşık olma serüveni. ayrıca sinir olduğum başka bir şeyden daha bahsedecek olursam kitabın sonunda başka bir kitabının tanıtımını yapıyor yazar ama tanıtım resmen sanki şimdi benimsin kitabının devamı gibi görünüyor. ben öyle zannettim, okumaya devam ettim, sonra baktım 6, 7 sayfasını okudum. bu şimdi benimsin kitabı ile alakalı değil acaba ne oluyor falan dedim hatta sondaki bölümün adı aşk kanatları ydı o aslında yazarın başka bir kitabıymış ben bilmiyordum. böyle bir tanıtım yapılmamalı bence, bu çok saçma bir tanıtım olmuş .kitabın devamı gibi. en azından insan bir fotoğraf falan koyar sonra internetten araştırınca anladım ki yazarın başka bir kitabı. tamamen saçmalıktı yani. ne kitabın konusunu beğendim ne yazım tarzını beğendim. hele ki bir kadın yazardan böyle bir hikaye böyle bir roman duymak çok Onur Kırıcı. söyleyeceklerim bu kadar başkalarının yorumu varsa bana da belirtisinler.
  • Arkadaşlar, yine de tekrar ediyorum. insaf, merhamet denen şey biz Bolşevikler için hem ayıp, hem de tehlikelidir; bunu unutmayınız! Tatarların çoğu bize karşıdır; bizim ideallerimiz onlara uzaktır. Rus köylüsüyle Kırım köylüsü arasında büyük fark var. Bu köylüler kendi blldiklerl, istedikleri gibi bir hayat yaşadılar. Hanların, sultanların üstünkörü ve hafif hüküm.
    darlıkları altında yaşadılar, kendilerini kontrol etmediler. Rusya köylülerine yapılan muamele bura köylülerine yapılmadı, bunlar • krepastnoy pravo• nedir bllmlyorlar, bizim ideallerimize yabancıdırlar, onları yalnız kuvvet ve zorla yetiştirebiliriz.
    Milliyetçilik, onların kanlarına sinmiştir. Onlar hala vaktiyle kahraman bir millet, yüksek büyük bir devlet olduklarını hatırlıyorlar. Rusya hudutları içinde yaşamalarına rağmen Kırım topraklarını kendi öz toprakları, Tatar toprakları sanıyorlar. Onların bu düşüncelerinin bizim için ne kadar tehlikeli olı:luğunu anlatmaya hacet yok! Türkçe konuşuyorlar, evet, Türkçe! Çocuklarının kafalarını, kalplerini Türkçe türkülerle, Türk edip ve kahramanlarının adlarıyla kirletiyorlar. Bu duru:na yakın zamanda son verilmezse büyük bir tehlikeyle karşılaşacağız.
  • Benim sıkılmaya harcayacak zamanım var, ama bir şeylerden bıkmaya harcayacak zamanım yok. Çoğu insan bu ikisi arasındaki ayrımı yapamaz.
  • 144 syf.
    ·Puan vermedi
    Hangi ulus eğitime bizim kadar bel bağlamış, medet ummuştur ki? İsterseniz bir araştırın; tek bir örnek bulamazsınız. Neden böyle? Yoksulluğu, yoksunluğu, geri kalmışlığı, cehaleti, hukuksuzluğu ve bin türlü belayı alt edecek başka bir kuvvet var mı? Toplumsal sorunları ancak eğitimli insanların çözeceğine inanmışız Okulları ve öğretmenleri nerdeyse kutsamışız. Ancak eğitim, ne yazık ki beklediğimiz faydayı sağlamıyor sağlayamıyor. Çok boyutlu bir mesele bu. Uzatmayayım da toplumbilimci Z. Bauman'a geleyim. Hiç kuşkusuz çağımızın büyük ve dürüst fikir adamlarından biridir. Bauman, yeni dünyanın üstündeki cafcaflı örtüyü kaldırır ve altındaki çirkinliği gösterir. Azgın, zalim ve açgözlü küresel kapitalizm insanın çanına ot tıkamaktadır. Üstelik bunu yaparken ne utanır ne sıkılır ne de yorulur, hatta göstere göstere yapar. Çünkü ipler onun elindedir. Avrupa, Amerika ve dünyanın geri kalanı bir kriz yaşamaktadır; kriz en çok da eğitimi vurmuştur. Paran yoksa okul da yok! Hâliyle iş güç yok, aile yok, ahlâk yok, insanlık yok. Bilim ve teknik bu kadar ilerledi ama dürüstlük ve ahlak yerinde sayıyor. İnsanî olmayan koşullarda insan kalınabilir mi? Bu kitabı okumanızı istirham ediyorum.
  • Şu döşemeye baksam, taşların üzerinde onun yüzünü görüyorum. Her bulutta, her ağaçta o var. Geceleyin hava onunla dolu, her şeyde ondan bir pırıltı var; gündüzleri ise çevremde ondan başka bir şey yok, her yerde o! Rastladığım kadın ve erkek yüzleri, kendi yüz çizgilerim bile, bir benzeyiş içinde benimle eğleniyorlar. Bütün dünya korkunç anılarla dolu; nereye baksam onun yaşamış olduğunu ve benim onu yitirdiğimi görüyorum!