Puan vermedi·100 syf.··
2026 102. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 21:34
Mehmet Rauf 'un insan ruhuna dair yaptığı tespitler gerçekten etkileyiciydi. Özellikle duyguların karmaşasını ve insanın kendi içinde yaşadığı çatışmaları çok çok başarılı yansıtmış. Ancak sevgili Pervin, bazı bölümlerde beni epey bunaltıp yordu . Ah Pervin sen de kendini bu topluma ait hissedemeyen lanetli ruhlardan birisin, bu kendini beğenmişlik değil bu kendini yüceltme de değil, nasıl olsun olsa olsa kendini eksiltme toplumdan ayrışma olur,..okurken çok yakın hissettiğim yerler oldu.. Ve bu kitabın Genç Kız Kalbi beni en çok düşündürten yanı, bir kadının toplum içinde ne kadar dar bir alana sıkıştırıldığını bşr kez daha göstermesiydi. aradan geçen onca yıllara rağmen kadınlara yüklenen bunca saçmalıkların ne kadar ağır olduğunu bir kez daha hissettim.
Genç Kız KalbiMehmet Rauf · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202310,1bin okunma
Bir Kadının Değil, Bir Sistemin İdamı
Puan vermedi·112 syf.·
2026 85. kitabı
Bu kitap bir hikâye değil. Bu, bir insanın sistematik şekilde parçalanışının kaydı. Sıfır Noktasındaki Kadın bana şunu net gösterdi: Bazı hayatlar “yaşanmış” bile denmeyecek kadar ağır. Çünkü yaşamak dediğin şey burada sadece nefes almak değil; sürekli aşağılanmak, sürekli itilmek, sürekli birilerinin elinde şekil almak. Ve en rahatsız edici kısmı şu: Kimse buna “anormal” demiyor. Kitapta Firdevs’in başına gelenler tek tek anlatılmıyor aslında; bir düzenin rutini gibi aktarılıyor. Ve bu rutin insanın sinirini bozan şey tam olarak bu. Çünkü şiddet bile sıradanlaştırılmış. Şu cümleyi okuyunca zaten her şey kopuyor: “Çalmanın günah olduğu besbelli değil miydi; ya adam öldürmek, bir kadının namusunu kirletmek, adaletsiz davranmak, bir insanoğlunu dövmek suç değil miydi?” Bak burası önemli: Kitap sana “kötü insanlar” hikâyesi anlatmıyor. Direkt şunu soruyor: Siz neyi suç sayıyorsunuz? Ve cevap çok net: Güçlü olanın yaptığı şey suç değil. Firdevs’in hayatı boyunca yaşadığı şey tam olarak bu çarpıklık. Bir kadın düşün: Doğduğu andan itibaren kimse ona “sen varsın” demiyor. Hep “sen birisin ama birine göre” diye yaşatılıyor. Ve sonra o kadın büyüyor. Ve sistem diyor ki: “Sorun sende.” Yok böyle bir şey. En sinir bozucu kısım şu: “Özgüvenim sarsılmaya başlamıştı; zor günler yaşıyordum… Onun yanında ben, yerlerde sürünen milyonlarca böcekten biriydim.” Bu sadece Firdevs’i anlatmıyor. Bu, bir insanın nasıl sistematik şekilde küçültüldüğünün özeti. Ve en korkunç tarafı şu: Bunu yapan tek bir kişi değil, bir toplum. Sonra şunu okuyorsun: “Her dakika önümden binlerce göz geçiyordu; fakat ben onlar için yoktum.” Bu artık bireysel acı değil. Bu direkt görünmezlik. Yaşıyorsun ama yoksun. Nefes alıyorsun ama kimse seni insan saymıyor.
Sıfır Noktasındaki KadınNevâl El-Seddavi · Metis Yayınları · 202526,3bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsana Çarpıp Dönen Bir Roman
Puan vermedi·536 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:01
Bardamu, seninle yolculuğa çıkmak cesaret ister! Senin kadar çelişkili, çarpıcı ve rahatsız edici bir rehberle yol almak, insanın kendine bakma cesaretini ölçüyor. Louis Ferdinand Celine , savaşın kahramanlıkla, aşkın romantizmle, çalışmanın erdemle süslendiği bütün o büyük anlatıların içini boşaltıyor. Ferdinand Bardamu’nun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayan, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Paris’in yoksul mahallelerine uzanan yolculuğu, bir coğrafya değişiminden çok insan doğasının değişmeyen taraflarıyla yüzleşme hikâyesi. Nerede olursa olsun karşısına çıkan şey aynı: çıkarcılık, korku, yalnızlık ve bitmek bilmeyen bir kendini kandırma hali. Bardamu, sana kızdığım yerler oldu. İnsanlara karşı duyduğun o derin güvensizlik, bazen her şeyi aynı karanlık filtreden geçirmen, hatta yer yer acımasızlığın… Ama seni okurken şunu da hissettim; sen insanlardan nefret eden biri değil, insanlara dair bütün hayallerini çok erken kaybetmiş birisin. Belki de bu yüzden romanın en güçlü yanı olaylardan çok sesinde saklı. Çünkü Gecenin Sonuna Yolculuk okunmaktan ziyade dinlenen bir roman gibi. Céline’in konuşma dilinden güç alan, keskin, alaycı ve ritmi sürekli değişen üslubu romanın asıl kahramanlarından biri hâline geliyor. Céline’in o karanlık, alaycı ve insanın en rahatsız edici yanlarına bakan dili bana biraz da Charles Bukowski ’nin eserlerini hatırlattı. Bukowski de toplum normlarına ve insan ikiyüzlülüğüne aynı sert ironiyle yaklaşıyordu. İkisi de süslemeden, ham gerçekliği insanı zorlamak istercesine sunar. Okurken rahatsız olursun ama bir yandan da içten içe gerçeği inkâr edemezsin. “Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım. Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.” (s. 31) Bu cümle, Bardamu’nun insanlığa dair
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma
Karmakarışıklardayım ve üzgünüm
Puan vermedi·560 syf.·
2026 3. kitabı
Karmakarışıklardayım ve üzgünüm Biri sayesinde tanıdım Tehlikeli Oyunlar'ı. Oyun yazan, oyun oynayan Hikmet'i ise 6 ya da 7 yıl sonra okumuş oldum. Benim için ağır bir kitaptı. Kitap okumaya geç başlayanlardanım. Elimde uzun süre kaldı ama içime sindi; şimdi dönüp baktığımda, iyi ki diyorum. Tehlikeli Oyunlar... Ne gerçek ne hayal; kayboldum. Kaç Hikmet'le tanıştım bilmiyorum. Yaşamla ince ayarda bağ kurmuş biriydi. Sadece kendi karmaşasını değil, bu düzene dair söyledikleriyle de o dönemden bugüne pek bir şey değişmediğinin kanıtlarını sunuyordu. Albay, harika ve sabırlı birisin. Her eve lazım cinsinden... Anladım ki hayat da biraz böyle değil mi? Biz sadece dile getirmekte yetersiz kalıyoruz. Oysa içimiz, yuta yuta büyüttüğümüz bir cadı kazanı. Ve... Oğuz Atay, sen ne ince, ne hassas bir insansın. Bu dünyadan böyle güzel bir insan geçmiş. Seni tanımak onurdu. Teşekkür ederim.
Duygu ve Düşünce
Tehlikeli OyunlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202538,9bin okunma
6/10
·352 syf.··
2026 20. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:00
yunan tragedyalarıyla yakından ilgilenen ve bahsi geçen referansların çoğunu anlayan biri olarak kitaptan çok beklentiliydim. hatta sonu da tatmin edebilirse muhtemelen bu yılın en iyi kitabı olacağını düşünüyordum ama bu yazar sessiz hastada da yaptığı gibi beni şaşırtmadı ve müthiş potansiyeli olan bir kurguyu rezalet bir son ile mahvetti. şunu açıkça görüyorum ki bu yazar yeteneksiz. kitap boyunca kurguyu çok beğensem de karakterlerin sunulmasını ve yazarın yalın dilini sevemedim. güzel bir yere bağlanırsa bunu telafi edeceğini düşündüm ama dediğim gibi, bu kadar güzel bir konuyu eleusian ve dionysian kültlerine bağlayarak, kitapta bahsi sıkça geçen euripides eserleri ile birleştirerek bitirmek mümkünken sırf şaşırtmak için saçmalamış ve böyle klişe bir sonu uygun görmüş. kitap boyunca, yazarın kişisel hayatını kurgudan uzak tutamaması da beni delirtti açıkçası. edebiyat mezunu bir adam, yunan ve ingiliz bir ailede büyümüş ve londrada yaşıyor. bilin bakalım baş karakter nasıl biri ajalfkwldwlskd demek ki sen yaratıcılıktan uzak ve sürekli kendini tekrarlayan birisin tamam şaşırtmak istiyorsun ama bir mantık çerçevesinde yapmalısın bunu. örnek aldığı tüm o klasik eserleri, özellikle de poetikayı tekrar okumasını ve bir kitabın nasıl bitmesi gerektiği hakkında daha çok bilgi edinmesi gerektiğini düşünüyorum. ayrıca değinmeden geçemeyeceğim kitabın çevirisi de çok kötü. yazarın tarzına bence sadık kalınmış ama birkaç bariz hatalı çeviri vardı, sanki kitabı okumadan ve olay akışını takip etmeden çevrilmiş gibi hissettirdi. 3/5. güzel bitseydi 4/5 hatta belki de 4,5/5 derdim. çok sinirliyim.
Yitik KızlarAlex Michaelides · Domingo Yayınevi · 20222,280 okunma
'Olumsuzlama aynı zamanda, itiraf etme biçimidir.'
8/10
·75 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:22
Bir insanın antika saray saatlerini tamir etmekte ustalaşmış olması yeterince ilgi çekiciyken, böyle bir oyunu da yazabilmesi... :) Şule Gürbüz okumalarının başladığı yer tam olarak burası olabilir. Hafif dozda barındırdığı mizah ve karakterlerin çocuksu duygu durumlarıyla neredeyse Mercier ile Camier kıvamında bir eser. Tiyatro yapıtlarında aradığım, olabildiğince beni o koltuğa oturtup, sahnenin ışıkları sönünceye dek oyuna dahil edebilmesi... Çok az yerde kopuşlar yaşansa da, başarılı bir eserdi. Çok derinden, yüzeysel anlatıma, acıdan sevince, kahkahadan gözyaşına anlık geçişler, felsefi metaforların sarsıcı etkisi... Hayranlıkla okudum. 'Yaşlı İhtiyar' Beckett'ın neredeyse bütün eserlerinde görebileceğimiz, yardıma ihtiyacı olan duygusal gel-gitler yaşayan ama en güçlü cümleleri, en sıradan olayların içine gizleyen, yaşlı bilge arketipine yakın bir karakter. Her konuda üstünlüğünü ilan etmiş ama bu üstünlükten hazzetmeyen, düş ve gerçeğin sınırlarını yitirmeye cesaret edebilmiş biri. Merkezde bulunuyor... Yaşlı ve genç kadın karakterlerinin, yaşam ve ölüm üzerine bizde bıraktıkları etki çok kıymetli... Hizmetçi: başlarda gerçekten Yaşlı adama refakat eden bir hemşire olduğu fikrine kapılabilirsiniz, çıkarımları ve akıllıca sözleri size 'evet sanırım bir çıkış noktası buldum dedirtse de' oyunun sonlarına doğru fikriniz değişebilir. Susan Sontag; "Yaşama gücümüzü delilik kaynaklarımızdan alırız." derken, anlamlı bir tespitte bulunmuştu. Uyum gösterebilme becerisi deliliğin bir biçimi değil de nedir? Belki bize hiç beklemediğimiz cümleleriyle şaşırtan insanlar onlara dayatılan zihinsel normların üstünlüğünü reddedenlerdir. 1950’lerde psikoz tanısı konulan vakalar modern zamanın gayet sağlıklı bireyleri kabul ediliyor. :)
Tiyatro
Ne Yaştadır, Ne Başta Akıl YokturŞule Gürbüz · Boyut Tiyatro · 1993242 okunma