“İslâm dünyasının tamamını gösteren bir haritayı masasına yayan bir kişi, Fas'tan ta Doğu Türkistan'a kadar, tarihin coşkulu akışını ve çatışmaların şiddetini aynı anda görür. Camilerle, medreselerle, saraylarla... Dağlarla, denizlerle, nehirlerle, göllerle... Farklı ırk ve renklerle... Değişik iklim, bitki örtüsü ve doğal zenginliklerle...
Kısacası beşerî kaynak, insan eseri veya tabiat nimeti olarak coğrafyada ne mevcutsa, hepsiyle hemhal olur. Bakışlara böyle bir derinlik yerleştiğinde ise, artık "İslâm dünyası var mı gerçekten?" sorusunun ne kadar fuzuli olduğu da ortaya çıkar. Çünkü vardır ve orada dipdiri durmaktadır. Her şeye rağmen..”
Sayfa 9 - Âlem-i İslâm’a Nasıl Bakmalı?