Merhaba;
Puan vermedi·435 syf.··
2026 43. kitabı
·
1394 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 04:38
Bu kitabı, psikolojiye ilk adım attığım yılın yazında, tamamen kendi merakımın peşinden giderek sipariş etmiştim. O zamanlar neyle karşılaşacağımı tam olarak bilmiyordum; sadece içimde anlamaya dair güçlü bir istek vardı. Okudum, bitirdim… üzerinden uzun zaman geçti. Ama aslında hiçbir zaman gerçekten bitmedi. Çünkü bu kitap, yalnızca bir “psikolojiye giriş” kitabı olmadı benim için. Bir başlangıcın, bir arayışın, hatta biraz da kendimi keşfetme çabamın sembolü oldu. Bu yüzden burada hâlâ “okunuyor” gibi durmasını istedim. Bitmiş bir şey gibi değil, hâlâ benimle birlikte devam eden bir yolculuk gibi… Şimdi dönüp baktığımda, o kitabı sipariş eden kişiyle bugün olduğum kişi arasında koca bir yol var. Artık o yolda yürüyen bir öğrenci değilim; o yolu kendi adıyla taşıyan biriyim. Ben artık psikoloğum. Geçtiğimiz ay psikolojiden mezun oldum. Ama bu cümle, sadece bir mezuniyeti değil; yıllarca süren sorgulamaları, öğrenmeleri, kırılmaları ve yeniden kurmaları da taşıyor. Ve belki de en anlamlı olan şu: Her şey, bir zamanlar sadece merak ederek aldığım o kitapla başladı. O yüzden bu kitap burada durmaya devam edecek. Çünkü bazı başlangıçlar, hiçbir zaman gerçekten bitmez.
Psikolojiye GirişClifford T. Morgan · Eğitim Kitabevi · 2009140 okunma
Puan vermedi·212 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:56
Bazıları toplumların yazılı ya da yazısız kurallarına A'dan Z'ye kadar uyarken, bazıları kendi isteklerini A'dan Z'ye yaşamayı seçer. A ve Z... Sadece iki harf. Ama aralarında koca bir alfabe, o alfabenin oluşturduğu binlerce kelime ve yüz binlerce cümle vardır. (s. 180-181) Kitabın ana karakteri Ercan ise tam da bu kurallara canı yana yana uyanlardan biri. Ruhunun nerelere uçtuğunu, kalbinin kime ait olduğunu bile bile bedenini başka bir hayatın içine hapsediyor. Uçurumları olan Beren'e koparamadığı görünmez bir bağla bağlı kalırken, hayatının dizginlerini hep başkalarının ellerine bırakmasının sessiz isyanını yaşıyor. Ercan'ı okurken zihnimde Albert Camus'nün Yabancı , Peyami Safa'nın Matmazel Noraliya'nın Koltuğu ve Franz Kafka'nın Dönüşüm deki karakterler canlandı. Elbette birebir aynı değiller; daha çok onların günümüz insanına uyarlanmış, modern bir yorumu gibiydi. Toplumsal kurallara uyarken kendi psikolojik dünyasında yavaş yavaş dönüşen Ercan'ın hikâyesinde insan mutlaka kendine ait bir koltuk buluyor. Yazarın dili sade ve akıcı. Buna rağmen öyle cümleler var ki, sanki kendi ruhumun yıllardır susturduğu isyanı kelimelere dökmüş gibi hissettim. "Araf, bazıları için bir mekân değil, bir ömürdür." "Sevmek mi bir lütuf, yoksa sevilmek mi?" "Aslında olmak istediği kişiyle yaşadığı kişi aynı değildir. Bazen kendini tanıyamaz; sanki kendi hayatında başka biri gibi, bir yabancı gibi yürür." "İnsan çoğu zaman hakikati bilir ama onu taşıyacak dili bulamaz. Bildiğini söyleyemez, doğruyu hisseder ama başka kelimelerle konuşur." Bu kitap benim için yalnızca iki kadın bir adam hikâyesi değildi. Toplumsal baskının, seçememenin, sonuçlarına katlanmanın ve insanın kendi hayatında bile bazen bir yabancıya dönüşmesinin romanıydı. "İlk romanında Ercan gibi katmanlı bir karakter inşa etmek cesaret
ArafAlper Turgay Cehiz · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 202634 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
"Bazı kitaplar olay anlatır, bazıları insanın içine usulca bir ayna bırakır. Suç ve Ceza'da asıl yargılanan tek bir karakter değildi; her sayfada insan olmanın ağırlığı yeniden tartılıyordu. Kitabı kapattığımda sessizlik bile farklı geliyordu. hikâye bitmedi; asıl hesaplaşma o zaman başladı."
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,5bin okunma
10/10
·139 syf.·
2026 61. kitabı
Henüz sayfa 39’dayım. Kitap müthiş başladı. Devamı da bir o kadar etkileyici devam ediyor. Jose nin yazma stilini çok beğendim ben. Henüz yıl bitmedi ama bu yıl okuduğum en iyi kitap olacak bence
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
9/10
·312 syf.·
2026 30. kitabı
Kitap, yazarın bakış açısından Ehl-i sünnet anlayışına karşı olduğunu düşündüğü kişi ve akımları; kaynaklar, alıntılar ve çeşitli deliller eşliğinde ele alıyor. Okurken dinî meselelerde araştırmanın, okuduğunu sorgulamanın ve uyanık olmanın ne kadar önemli olduğunu bir kez daha düşündüm. Bana göre, hak ile bâtıl mücadelesi tarih boyunca hiç bitmedi, bundan sonra da bitmeyecek. “Ebu Cehil’in zihniyeti” olarak ifade edilen tavrın farklı şekillerde her dönemde ortaya çıkabileceğini düşündüm. Bu sebeple, Peygamber Efendimizin sünnetine sımsıkı sarılmanın ve güvenilir kaynaklardan ilim öğrenmenin önemini bir kez daha hissettim. Benim için rehber niteliğinde, üzerinde düşünmeye sevk eden faydalı bir eser oldu.
Mızraklı HakikatAhmet Şimşirgil · Ktb Yayınları · 2020143 okunma
Bir Turan Peygamberi
7/10
·144 syf.··
2026 10. kitabı
Bir Turan Peygamberi…. Tarihimizin en kritik dönüm noktalarından, benim de araştırmayı, okumayı çok sevdiğim 1865 - 1919 yıllarına ait bu edebi eserleri okurken; siyasetin nasıl adım adım değiştiğine de şahitlik ediyoruz. Çok tatmin edici bir deneyim benim için. “AY DEMİR” de 1918 yılında, Müfide Ferit Hanım tarafından yazılmış, o yıllarda yeni yeni parlayan Türk Milliyetçiliğini, Turancılığı bize gösterecek bakalım. Kitabımızda “DEMİR” adında İstanbullu bir doktorun, aşkını ve vatanını ardında bırakıp Orta Asya’ya, Rusların esaretindeki Türk kavimlerini uyandırmaya, onlara unutmaya yüz tuttukları Türklüğü, Turan’ı anlatmaya gidişi konu ediliyor. Kitapta İstanbul’daki siyaset ortamıyla, Orta Asya’daki halkların durumlarıyla, Ruslarla, Müslüman Din adamlarıyla ilgili önemli tespitler var. Bunlara ayrıntılı olarak değineceğim. Ama öncesinde Türk Milliyetçiliği nasıl ortaya çıktı, Müfide Ferit ve kocası Ahmet Ferit kimdir bunları anlatmam gerek yoksa “AY DEMİR” gibi bir karakterin ortaya çıkışı yeterince anlaşılamaz. Şimdii, işte Reformlardı, Aydınlanmaydı, özellikle Fransız İhtilaliydi derken Avrupa’da milliyetçilik zaten vardı. Ancak bizimki gibi bir imparatorluğun içinde, milliyetçilik fikri tehlikeli olacağından uzun yıllar konuşulmadı. Osmanlı’da halk, milliyetlerinden ziyade dinlerine göre sınıflandırılıyordu. Müslimler, Gayri-müslimler şeklinde. Bugün andığımız Namık Kemallerin yer aldığı 1865’te kurulan Genç Osmanlılar bile vatan ve özgürlük vurgusu yaparken, yine Osmanlı olarak, şeriat kurallarıyla hareket edilmesini savunuyorlardı. Ayrı bir Türk milliyetçiliği, Turancılık kavramı yoktu. Taa ki Türk toprakları kaybedilmeye başlayana kadar. Kaybedilen topraklarda yaşayan Türk halkları, kalan topraklara doğru, anadoluya doğru geldikçe, gördükleri zulümün de
Ay DemirMüfide Ferit Tek · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022701 okunma