Puan vermedi·400 syf.··
2026 11. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 29 Haziran 2026 00:33
Bu kitap acele etmiyor; tıpkı anlattığı o küçük, rüzgarlı İrlanda köyü gibi kendi ritminde, yavaş yavaş akıyor. ​Hikayenin merkezinde Cal Hooper var. Chicago’da yirmi yıl boyunca cinayet masasında çalışmış, hayatın en karanlık yüzünü görmüş, evliliği bitmiş ve ruhu yorulmuş eski bir polis. Cal, her şeyi arkasında bırakıp İrlanda’nın ücra bir köşesinde, eski bir evi tamir ederek kendine sakin bir hayat kurmak istiyor. Sadece huzur, doğa ve yalnızlık arıyor. Ama hayatın planları her zaman bizimkilerle uyuşmuyor. Köyden Trey adında, içine kapanık bir çocuk bir gün kapısını çalıp kaybolan abisini bulmasını isteyince, Cal o çoktan gömdüğünü sandığı polislik refleksleriyle ve kaçtığı o karanlıkla yeniden yüz yüze geliyor. ​Kitabın en güzel tarafı, hikayeden ziyade bıraktığı o his. Yazar, İrlanda’nın o puslu, yeşil ama bir o kadar da tekinsiz doğasını öyle bir anlatıyor ki, okurken pencerenizin dışından soğuk bir rüzgar esiyor ya da burnunuza yağmur sonrası toprak kokusu geliyor gibi hissediyorsunuz. Cal’in o eski evi adam etme çabası, sabahları kendine kahve koyup doğayı izlemesi, kasabanın barındaki insanlarla kurduğu o mesafeli ama meraklı ilişkiler o kadar samimi işlenmiş ki, kendinizi bir dedektiflik hikayesinden ziyade bir insanın kendini iyileştirme çabasını izlerken buluyorsunuz. ​İz Sürücü, bir "katil kim?" kitabından çok daha fazlası. Aslında bir aidiyet, güven ve geçmişle hesaplaşma hikayesi. Taşranın o dışarıdan çok sıcak ve samimi görünen ama içine girildiğinde herkesin birbirinin her şeyini bildiği ve sırları saklamak için duvarlar ördüğü o boğucu atmosfer çok iyi yansıtılmış. İnsanların "yabancı" olana bakışı, dostça gülümsemelerin ardındaki o tetikte olma hali insanı sürekli bir teyakkuzda tutuyor. ​Eğer elinize alıp bir çırpıda bitireceğiniz,
İnceleme
İz SürücüTana French · İthaki Yayınları · 2022102 okunma
Suç ve sessizlik
Puan vermedi·240 syf.··
2026 25. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 20:23
Bu kitabı okudum ve içim baya karıştı. En çok Güldiyar’a olanlardan değil, insanların susmasına kızdım ben. Bir şey yapabilecekken yapmamaları… sadece izlemeleri… daha da ağır geldi bana.Kalabalık var ama vicdan yok gibi. Herkes bakıyor, herkes biliyor ama kimse ses çıkarmıyor. İşte orada sinirlendim en çok. Hatta Nasıl ya dedim kendi kendime sürekli. Bir de para verip izlemeleri… onu hiç içime sindiremedim. Acıyı böyle seyirlik bir şeye çevirmeleri garip rahatsız edici. Kitap bana şunu düşündürdü sürekli, Ben olsam ne yapardım? Susar mıydım, yoksa gerçekten bir şey söyler miydim? Cevabı net değil aslında, o yüzden daha da etkiledi beni. Sonunda ise içimde daha da ağır bir şey kaldı. Bir rahatlama yok, oh oldu bitti hissi yok. Tam tersi. Her şey bitmiş gibi değil de yarım kalmış gibi. Sessizlik daha da büyümüş gibi. Ve ben en çok o sessizlikte kaldım. Kitabın adıni ben olsaydım Acıya seyir yada çaresizlikten beslenen toplum koyardım. Burda bu incelemeyi yazarken bile sinirleniyorum.
Beni Kör KuyulardaHasan Ali Toptaş · Everest Yayınları · 202011,4bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Merhaba;
Puan vermedi·435 syf.··
2026 43. kitabı
·
1394 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 04:38
Bu kitabı, psikolojiye ilk adım attığım yılın yazında, tamamen kendi merakımın peşinden giderek sipariş etmiştim. O zamanlar neyle karşılaşacağımı tam olarak bilmiyordum; sadece içimde anlamaya dair güçlü bir istek vardı. Okudum, bitirdim… üzerinden uzun zaman geçti. Ama aslında hiçbir zaman gerçekten bitmedi. Çünkü bu kitap, yalnızca bir “psikolojiye giriş” kitabı olmadı benim için. Bir başlangıcın, bir arayışın, hatta biraz da kendimi keşfetme çabamın sembolü oldu. Bu yüzden burada hâlâ “okunuyor” gibi durmasını istedim. Bitmiş bir şey gibi değil, hâlâ benimle birlikte devam eden bir yolculuk gibi… Şimdi dönüp baktığımda, o kitabı sipariş eden kişiyle bugün olduğum kişi arasında koca bir yol var. Artık o yolda yürüyen bir öğrenci değilim; o yolu kendi adıyla taşıyan biriyim. Ben artık psikoloğum. Geçtiğimiz ay psikolojiden mezun oldum. Ama bu cümle, sadece bir mezuniyeti değil; yıllarca süren sorgulamaları, öğrenmeleri, kırılmaları ve yeniden kurmaları da taşıyor. Ve belki de en anlamlı olan şu: Her şey, bir zamanlar sadece merak ederek aldığım o kitapla başladı. O yüzden bu kitap burada durmaya devam edecek. Çünkü bazı başlangıçlar, hiçbir zaman gerçekten bitmez.
Psikolojiye GirişClifford T. Morgan · Eğitim Kitabevi · 2009140 okunma
10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
İskender Pala kaleminden okuma yapmayı seviyorum en sevdiğim eseri Şah ve Sultan. #soygun eserini de sevdim kısa ve öz. Kaşıkçı elmasını saraydan yürütmeye çalışan bir grup insanın bu iş sonunda kendilerini beklenmedik olaylar zincirine saplanmış bulmalarını konu ediniyor. Sarayda yer alan cariyelerden iki kadının da işin içine girmesiyle işler sarpa sarıyor. Yazar ters köşe yaptı evet beklemediğim kişi hakiki elması alıp yerine sahtesini koyunca oho dedim. Elmasın akıbeti ne oldu derken kitap bitmiş. Her sayfa başında özlü sözler vardı o da esere güzellik katmış, tavsiye ederim. Reklam değil. @kapiyayinlari ~ "İnsanın kalbini huzura erdiren en büyük erdem masumiyettir." ~ "Unutmayalım ki hayat, arkadaşının sevincini kendi sevincin kabul ettiğin vakit güzelleşir."
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,506 okunma
4/10
·144 syf.··
2026 2. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 18:22
Kitabın başında Baek Sehee dışarıdan bakıldığında başarılı görünen biridir. Büyük bir yayınevinde editör olarak çalışmaktadır, arkadaşları vardır, sosyal hayatı tamamen bitmiş değildir ve günlük sorumluluklarını yerine getirebilmektedir. Fakat iç dünyasında sürekli kendini eleştiren, hiçbir başarısını yeterli bulmayan, başkalarının gözünde değersiz olduğuna inanan biri vardır. İşte bu yüzden çevresi onun depresyonda olduğunu anlamaz. Çünkü ağlayarak yatağından çıkamayan biri değildir; işe gider, gülümser, görevlerini yapar. Ancak bütün bunları yaparken zihni sürekli onu aşağılamaktadır. İlk terapi seanslarında doktor, onun sürekli kullandığı “Ben yeterince iyi değilim.”, “İnsanlar beni aslında sevmiyor.”, “Bir hata yaparsam herkes beni küçümser.” gibi düşüncelerin gerçek olup olmadığını sorgulatır. Baek Sehee ise bunların tartışılmaz gerçekler olduğuna inanır. Doktor ise bunların gerçek değil, otomatik düşünceler olduğunu anlatır. Kitap boyunca en sık tekrar edilen konulardan biri budur “İnsan zihni, kanıt olmadan olumsuz senaryolar üretir ve kişi zamanla bunlara gerçekmiş gibi inanır.” Yazarın en büyük sorunlarından biri başkalarının onu nasıl gördüğüne aşırı önem vermesidir. Bir toplantıda yanlış bir cümle kurarsa günlerce bunu düşünür. Bir arkadaşının mesajına geç cevap vermesi bile “Benden nefret ediyor.” sonucuna ulaşmasına neden olur. Doktor ona sürekli aynı soruyu yöneltir “Bunun gerçekten kanıtı var mı?” Çoğu zaman cevap hayırdır. Böylece okur, depresyonun yalnızca mutsuzluk değil, düşünme biçimini bozan bir hastalık olduğunu görmeye başlar. Baek Sehee çocukluğuna döndüğünde, kendisini sürekli başkalarıyla kıyaslayan, hata yapmaması beklenen, onay almaya bağımlı hâle gelen bir kişilik geliştirdiğini fark eder. Başarılı olsa bile kendisini başarılı hissetmez.
Alıntı
Ölmek İstiyorum ama Tteokbokki de Yemek İstiyorumBaek Sehee · Nova Kitap · 20248,6bin okunma
Benim başım eğilmedi benim başım koptu
3/10
·347 syf.··
2026 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 02:09
Yani ne desem bilemiyorum tek bildiğim ana karaktere olan öfkem. Ana karakterimizin bir arkadaşı var Kitty adında. Arkadaşına da lanet gelsin cidden senin gibi arkadaş olmaz olsun. Tamam kötü bir insansın tamam kanın hızlı kaynıyor ama arkadaşına da bunu yapma be kanka. sana zahmet olacak ama arkadaşına da bunu yapma. Aşırı sinirliyim. Hem Kitty’e hem de baş karakterimiz Anne’ye. Bu kadar iyi olamazsın, bu kadar iyilik işte böyle sonuçlanıyor. Gerçekten Anne’nin yüzüne hakaret etsen, teşekkür ederim diyecek saflıkta. Kızım en yakın arkadaşın senin hayatının akışını değiştirdi hala Kitty’e iyi arkadaş olamadım diye üzülüyorsun bu mallığın kaçıncı leveli Allah aşkına. Her neyse kitaba romantik bir kitap diyorlar ama Kitty’e sinirlenmekten ve Anne’nin bu kadar tepkisi kalıp hala Kitty’nin iyiliğini düşünmesine sinirlenmekten, kitabın duygusal tarafına odaklanamadım. Hatta bir yerden sonra çok sıkılmıştım çünkü aşırı pembe dizi gibi gelmişti. Sanırım pasif karakterleri sevmiyorum hele bir de bu karakterin kitabın başkarakteriyse. Bu kadar da olmaz ki canım. Her neyse aradan geçen uzun zaman sonra ilk defa bir kitabı kendi rızamla okuduğum için mutlu oldum. Onun dışında bir katkısı olmadı kitabın dlaöxkaşsödl. Bu kitabı övüp yaa çok duygusal kitabı okurken ağladım diyenleri de anlayamıyorum. Bana açıkcası her şeyi bir kenara bırakırsam aşırı duygusal ya da romantik de gelmedi. Kitabın dili akıcıydı ama o kadar sanırım Sarah Jio dan okudugum ilk ve son kitap olacak. Kitabı alma sebebim de lisedeyken izlediğim bi youteber bu kitabı önermişti ama sonra da demişti ki bu basımı yok artık başka bir yayında farklı bir adla basılıyor diye söylemişti. sonra bundan birkaç hafta önce sahafta bu kitabı görünce inanamadım. cunku basımı bitmiş ve yıllar önce tavsiye edilen kitabı görmek
Edebiyat
Yağmur SonrasıSarah Jio · Arkadya Yayınları · 201320,6bin okunma