Arif kişi bu alemi ibret-i nazarla temaşa eyler Lisan-ı hâl ile duyabilene neler neler söyler Kulak verip işitelim can-ı gönülden, ne söyler Devir devir değil kurulu düzen, insan bozuldu Anlayış bitmiş genele saygı yok, özele saygı yok Herkes nefsinin esiri olmuş cühela çok, cüretkar çok Boş tenekenin sesi gür çıkarmış boş lafa karnımız tok Arifler der, erkan bozuldu, şiir bozuldu, kelime bozuldu. KK
Gün yeniden doğuyor.
Gökyüzü, dün yaşanan hiçbir şeyi hatırlamıyormuş gibi aynı dinginlikle aydınlanıyor. Oysa biz, dünün yüklerini bugüne taşıyoruz. Belki de hayatın bize anlatmaya çalıştığı şey tam olarak budur; zaman hiçbir an için durmaz. Ne en büyük mutluluk sonsuza kadar sürer ne de en derin acı. Her sabah evren sessizce aynı soruyu soruyor: “Bugünü nasıl yaşayacaksın?” Çünkü değişen yalnızca takvim değildir; insanın kendisi de değişir, fark etmeden. Dün bizi tüketen düşünceler bugün anlamını yitirebilir, bugün vazgeçmek üzere olduğumuz bir yol yarın en doğru seçimimize dönüşebilir. Hayat, cevaplarını aceleyle vermeyen bir yer. Bazı gerçekler ancak bekleyene görünür; tıpkı karanlığın içinden usulca yükselen ilk ışık gibi. Bu yüzden belki de yaşamak, nereye varacağını bilmeden yine de yürümeyi seçmektir. Umut da tam burada başlar: her şeye rağmen yeniden başlayabilen insanda… Güneş her sabah doğar ama aslında değişen gökyüzü değil, biziz. Ve en büyük dönüşüm, her sabah aynı göğe bakıp farklı bir insan olabilmektir.. “Gece, insana her şeyi bitmiş gibi hissettirir; sabah ise aslında her şeyin yeniden mümkün olduğunu gösterir.” #FriedrichNietzsche
Hayata Dair
İNSANLIĞIN EN BÜYÜK ETİK İKİLEMİ: 1884 MIGNONETTE OLAYI Açlık ve çaresizlik kapınızı çaldığında, hayatta kalmak içir sınırlarınızı ne kadar zorlardınız? Bugün sizlere, hukuk ve felsefe derslerinde yüzyıllardır tartışılan, tüyler ürpertici gerçek bir hayatta kalma mücadelesi. 1884 yilinda Mignonette adlı yat, Atlantik Okyanusu'nda frtinada battı. Kaptan Tom Dudley, Edwin Stephens, Edmund Brooks ve 17 yaşındaki öksüz miço Richard Parker, kücük bir filikayla okyanusun ortasında caresiz kaldı. Günlerce ne bir gemi geçti nede kara göründü. Filikadaki 19. günde, yanlarındaki çok az yiyecek bitmiş ve deniz suyu içtiği için ağır hastalanarak komaya giren genc mico Richard Parker'ın durumu kritikleşmişti. Kaptan, herkesin orada son nefesini vermesindense. zaten durumu cok kötü olan genc micoyu feda ederek diğer 3 kişinin hayatta kalmasını sağlamak gibi acı bir karar aldı. Bu karardan 5 gün sonra bir gemi tarafından kurtarıldılar. İngiltere’ye döndüklerinde, denizcilerin yazılmamış kurallarına güvenerek her seyi dürüstce anlattılar. Ancak İngiliz adalet sistemi bunu bir "zorunluluk hali" olarak kabul etmedi. Mahkeme, "Çaresizlik, bir insanın havatına son vermek icin yasal bir gerekçe olamaz" diverek tarihi bir karar verdi. Önce cok ağır bir ceza aldılar, fakat halkın büyük baskısıyla cezaları 6 ay hapse çevrildi. ○ Tarihin En Büyük Rastlantısı: Edgar Allan Poe Kehaneti, Bu olaydan tam 46 yil önce, ünlü yazar Edgar Allan Poe bir roman yazmıştı. Romanda bir gemi batıvor, havatta kalanlar bir sandalda aç kalıyor ve iclerinden birini feda ediyorlardı. İnanılmaz olan șu ki; Poe'nun romanında feda edilen karakterin adıda gerçek hayattaki çocukla birebir aynıydı: Richard Parker Mutlak Adalet: Koşullar ne olursa olsun, bir insanın hayatı bir başkasının yaşaması için araç olarak
Hayalini kurduğum bir pazar günündeyim, okul bitmiş, kahvaltı yapılmış, bir fincan çayını almışsın ve sakinlikte oturuyorsun. Lakin gerçekler hiçbir zaman hayallerdeki gibi olmuyormuş, bunu bir kez daha yüzüme çarpa çarpa hatırlatan hayat, sana da teşekkürler.
Hayata Dair
Bitmiş bir geçmişi bugünüme örerek ilerliyorum. İşler içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Bu sefer örgüyü bozmayı yada kesmeyi başarabilir miyim bilmiyorum.
Duygu ve Düşünce
Bazı şeyler yarım kalır.. bu da bitmiş olmanın bir şeklidir…
1000Kitap