Münakaşa, dedi, küçük burjuva münevverinin bayıldığı şey! Münakaşa! On paket sigara içer ve beş gün, beş gece münakaşa eder. Sonra dünyayı ıslah ettiğine kanidir, mağrurane başını kaldırır ve susar, bitti. Başka iş yok. Bizse ‘bütün insan’ fonksiyonlarını birbirinden ayırmayız. Fikir gövdeden, müstakil değildir. Hareket fikir devam ettirir ve tamamlar.
“Artık bitti.Bir tekrarı daha yok.Bu kadarmış.”
Sayfa 23
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
« Nedir bu yaşamak dediğimiz be! Avara kasnak, dön dur, yirmi dört saat bitti!.. Bütün yirmi dört saatler bitti mi sen bitersin. Herkesin derdi aman bitmesin! Bir bok oluyor sanki de, aman bitmesin!.. Bugün de bitti işte...»
Sayfa 26 - Everest Yayınları, 1. Basım: Ekim 2004·Kitabı okuyor
Edebiyat
İmkansızı yapıyoruz, evlilik ile aşkı ayrılmaz ikili görerek, bu sebeple de evlilik müessesesi çöküyor. Gırla yalan, gizli iş. Boşanan boşanana. "Keşke aşık olmasaydım", "Nasıl aşık olmuşum?" diyerek yerin dibine batırıyoruz o sevgiliyi. Bittiyse bitti, acısı değil tadı damağımızda kalsın. Boş ver öfkeni.
"Ah, kınalı kuzum... Bir cihan kafes işte... Geldin kondun. Kırıldı kanadın, yoruldun. Nefesin bitti, gözünü yumdun. Hepsi bu!"
Alıntı
Süt Tozuna Satılan Sütü Bozuklar Yolunda Uzatmaları Oynuyorlar
Kullanışlı her kötülük kitle imha silahı medya da mağdur edebiyatı ile bilinçli bir şekilde büyütüldü. Aynı yere hizmet eden iki kötülük birbiri ile kavgalı gösterilerek toplum aldatıldı. Satan ile satılanı kol kola bir işbirliği içine sürüklemenin en kalleş yöntemleri uygulanıyordu. Satılmayan her iyilik devrim ahlakı tohumu sevgi ile kendi çabasını her döngü ile değişen çağda kendi büyüttü. Biri soyuyor, doymuyordu, değeri BİZ bilinci içinde uyanarak büyüdüğü için uyandırdığı halde utanan olmuyor, uyanan çoğaldıkça kötülük tarafında çaldıklarını geri vermek zorunda kalacaklar diye telaş büyüyordu. Kitle imha silahı medya ve şarlatanlar bu sebeple ortalığı velveleye veriyordu. Kimi iç kimi dış savaş çığırtkanlığı yapıyordu. Üç kuruş çıkara vatanın, devletin, ulusun genel yararı aleni satılıyordu. Tek dertleri vardı; özelleştirme talanı, doğal kaynak talanı, yaşam pahalılığı vurgunu ile servet büyütme gayretleri nihai niyetleri yıkıcılık üretmesi gerekiyordu. Her türlü kuralsızlığın bu sebeple her yerde kol geziyordu. Niyetlerine uygun hiddet ile şiddete başvurarak sonuç almayı bir darbeler geleneği haline getirmişlerdi. İlk asil kan satışı süt tozuna satılan sütü bozuk anlayışın yeryüzünün en kanlı soyguncu örgütünü Anadolu'ya musallat ettikleri gün başlattı. Uzatmaları oynayan o kanlı zulüm on yıl önce bitti.
Hayata Dair