10/10
·390 syf.··
Beğendi
·
2025 12. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Ağustos 2025 15:32
"Yörünge - Başak Kırcelli" 안녕하세요 (okunuşu: annyonghaseyoooo) Türkçe meali; Merhabaaaaa Finaliyle yok artık dedirtecek sürükleyici bir aşk romanı okumak ister misin? İlk defa bir kitap için ne yazacağımı bilemiyorum. Çünkü bu kitap farklı. Çünkü bu kitap özel. Çünkü 5 yıldır ne çabalarla yazıldığını biliyorum. Çünkü çok sevdiğim arkadaşımın kitabı. Spoiler vermeden ona layık yorum nasıl yapacağımı bilemiyorum. Üstün zekasından dolayı Amerika'da eğitim aldıktan sonra doktorluk kariyerine erken yaşta başlayan Güneş, herkes tarafından ciddiye alınıp, kabul görebilmek için yıllarca çabalamıştır. Şimdi dünyanın en iyi cerrahlarından biri Güneş, sürekli ülke değiştirerek farklı hastanelerde görev alır. Çalıştığı ortamlarda herkesle arasına mesafe koyuyor ve işini ciddiyetle yapıyor. Yeni tanıştığı insanlarla arasına taştan duvar ördüğü için buzlar kraliçesine dönse de aslında onu sevgisiyle sarıp sarmalayan ikizi, abileri, dostları ve en en en yakın dostu Maxim'in yanında Güneş gibi parlıyor. Buzlar kraliçesi gibi ortada dolanmasının sebepleri var elbette. Seul'de bir hastanenin iş teklifi etmesiyle Güney Kore'ye gelen Güneş, hastanede göreve başlar. Daha gelir gelmez ayağının tozuyla ülkenin en ünlü aktörü Han Min Jae ile tanışan Güneş, aktörün mimik ve hareketlerinden dolayı hiç hoşlanmaz. Duygular karşılıklıdır. Kore bebesi de bizim kızdan hoşlanmaz. Amma velakin Güneş ve Han Min Jae eve döndüklerinde büyük bir sürprizle karşılaşırlar. Ne olduğunu söylemeyeceğim. Zaman ilerledikçe Güneş ile Han Min Jae yakınlaşır. Sevgili olurlar. Kore gibi bir ülkede ünlü aktörle sevgili olmak başlı başına (omo omo korece şaşırma ünlemi) skandal iken aktör beyimiz kızımızı aşırı derecede sahiplenir. Kıskançlık krizlerine girer.(Kore bebesi bazı yerlerde haklıydı bence) Güneş,
YörüngeBaşak Kırcelli · Sokak Kitapları Yayınları · 202527 okunma
8/10
·376 syf.··
Beğendi
·
2022 19. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 09 Kasım 2022 02:02
Geriye dönüp baktığımda, neredeyse iki sene olmuş bu seriye başlayalı. Sayfaları çevirdikçe, epey bir zaman "Sen çocuk musun, niye okuyorsun bu tarz kitapları? Boşuna zaman kaybı... " desem de, içimdeki ses hep destekledi bu tutumumu. "Serra da Serra" deyip susturdu diğer beni. Böyle böyle tam 7 kitap devirdim, dile kolay. En son üçüncü kitaba inceleme yazmıştım. Pekala da vaktim vardı o zamanlar. Ancak şimdi öyle mi? Şu satırları yazarken, gecenin bu saatinde ayakta tuttuğum gözlerime, bedenime; yarın doğacak olan güneşe karşı bile suçluluk duyuyorum. Neyse, gelelim konumuza. Serra uzunca uğraşlar sonucu kendi yuvasını kurar. Oktay'ı geride bırakmak gibi sağlıklı bir karar alıp önüne bakmıştır. Ki bu önüne bakış esnasında bir de ne görsün, yıllar yılı kendisine aşık olan Özgür beyi! Dur bir dakika, ne oluyoruz, diyemeden bir bakmışız bizim kız yuvadan uçmuş. Hem de sarsıcı ayrılıktan yalnızca dört beş ay sonra. Ne diyim ben sana Serra. Onca inciğini cıncığını dokuma huyun nerelere gitti be kızım. Daha Özgür'e aşık olduğunu bile kavrayamadan hop nişanlandınız, hop evlendiniz derkeenn senin o pek kıymet verdiğin düşünme eylemi nerelere gitti. Onu da mı everdik yoksa? Bana kalırsa bundan önceki kitabın sonu, yani Serra'nın evliliği, alelacele yazılmış karalamalardan ibaretti. Yaklaşık 400 sayfa Oktay-Serra evlilik öncesi bunalımlarını okuduk. Geriye kalan 50 sayfasında Özgür Bey gündeme geldi. Son 50 sayfadaysa yok Roma gezisi, yok sergi, yok konser bilmem ne, bir baktık ki 7 yıllık ilişki çöp olmuş ve Serra Hanım yeni ilişkilere yelken açıyor. Evet kolay değil bir defteri kapatmak. Ancak aradan ne geçmişti şunun şurasında? Benin düşünceme gelecek olursak, ben ne Oktay'a ne Özgür'e alışabildim. İkisi de gökten zembille inip Serra'nın hayatına oturturtulmuş gibi geldi.
Edebiyat & Roman
Hayat Devam Ediyorİpek Ongun · Artemis Yayınları · 20124,822 okunma
Reklam
İnce Memed
10/10
·639 syf.··
Beğendi
·
2022 18. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2022 00:43
(Spoiler) Demir olsam çürürdüm, toprak oldum da dayandım... Yedi kişi olmasam da ben de artık bir Memed'im. Yaşar Kemal'in iyi ki kazandırdığı bir başyapıt. Sefil bir Anadolu çocuğuna, beş köyün ağasının, Abdi Ağa'nın yaptığı zulumlerle başlayan kitap, Sefil İbrahim'in oğlu Memed'i; İnce Memed'e dönüştüren mükemmel akıcı bir hikayeyle devam ediyor. Kitabın her bölümü ayrı bir duyguya sokuyor insanı. Bir bölümde hırs, intikam ateşi ile yanıp tutusurken; diğer bölümde aşk, özlem gibi sakin duygular inanılmaz bir akicilikla anlatılıyor seride. Bazı bölümlerde boğaz düğümleniyor, bazısında ise nefesler tutuluyor. Her bir karakter, mekan,zaman ve iklim o kadar güzel tasvir ediliyor ki gözünüzün önünde canlandirabiliyorsunuz. İnce Memed'in haksızlık karşısında sessiz kalmayisi sonucunda yanında ona destek olan bir avuç insan varken, bütün Toroslar İnce Memed olup çıkıyor. İnsanlar İnce Memed sayesinde içindeki kurdu keşfediyor ve o kurttan kurtulamıyor, ne dayak ne işkence ne de ölüm insanları sindirebiliyor. Okuduğum muazzam güzellikle olan eserlerden biri. İnce Memed 4
Hayat ve İnsan
İnce Memed 4Yaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202121,6bin okunma
eski coook eski Çanakkale
4/10
·464 syf.··
2022 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Ocak 2022 12:11
Pek çok zaman önce okumuştum arkadaşlar son günlerde(onlar daha yeni okumuşlar) çok bahsedince"Allah Allah pekte bir şey kalmamış aklımda"oldum ve bir daha okumaya başladım.canakkale'nin Özbe öz yerlisi olarak 9 kuşaktır hadi bakalımlik bir merakla yeni okurmuscasina başladım.aman Allah'ım yazım hataları ,matba hataları,cümle kurum yanlisi derken döne döne okudum ki anliyabileyimteskin yerine "Tekin "kullanınca cümle anlamı başka yerlere gidiyor mesala.. Şu an bizler resmi adı İntepe olan ama büyüklerimizin hala Erenköy dediği aslında tamamen Rumların olan bir köyde Renköyün de geçiyor.(şimdi bir tanecik bile Rum yoktur ) Evet, Çanakkale bir zamanlar kozmopolit bir yerleşimdi.Rumlar, Yahudiler,çingeneler dostça yaşardı.bize hep böyle anlatır şu an artık yok hiç biri ama arkalarında dostluk ve güzel anılar bırakıp gitmişler yaşlılarımız sevgi ile yâd ederler. Romanın içeriğine gelince ; eski türk filmleri tadinda yazılmaya ÇALIŞILMIŞ.Ama sadece çalışılmış..Dimitri ve Eleni nin 2 kızı bir oğlu var iki kızda öyle güzel öyle güzel ki Afrodit görse kiskancliktan çatlar bir kere gören hemen aşık oluyor ikinci gördüğünde kara sevda tutulmuş olduğundan evlen benimle modunda kahrı perişan durumlara düşüyor. acılar,zorluklar içinde iken tek dedikleri "ama sen çok güzelsin Natallie/İrini "demek .baba Dimitri tam bir Rum milliyetçisi bu yüzden de Türkleri otelestiriyor ki köy komple böyleler. Kızlarını bir ruma ama coook zengin bir ruma vermek tek kıstaslari gel gör ki iki kizida bir Türk e aşık oluyor çünkü çok yakışıklılar ve onlara durmadan çok güzelsin diyor .Rum aile etmedigini bırakmıyor siz Müslüman ve Türk sunuz diye .damat adayını dövüyorlar,bicakliyorlar, hakaret gani gani ama kızları Natallie iki kere kaçınca lanetler yağdırıyor ve kızlarını gözlerinden beddualar
Roman
Dimitri'nin KızlarıSelçuk Kızıldağ · Çanakkale Kitaplığı · 201433 okunma
8/10
·204 syf.··
2021 1. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2021 17:06
Şiirlerin büyük çoğunluğunu siyasi şiirler oluşturuyor diyebilirim. Aynı zamanda yurtdışındaki şehirler ve diğer ulusların insanları da şiirlerinde kendine çokça yer bulmuş. Kaybettiği dostlarına yazdığı şiirler de mevcut. Kimi şiirlerinde ise memleket hasretini, evlat hasretini dile getirmiş. Sanırım en çok üzüldüğüm yerler bu kısımlar oldu diyebilirim. Nazım'ım şiirlerinde insan ve memleket sevgisini hissetmeme şansınız yokken memleketine ve insanlarına hasret bırakılmasına söyleyecek bir söz (küfürsüz) bulamıyorum. Komünizme olan sevgisini, inancını ifade ettiği şiirlerde ise tebessüm ettim. Hâşâ küçümsediğimden, komik bulduğumdan ya da beğenmediğimden değil, inandığı davaya sonuna kadar inandığı ve bu dava için elinden geldiğince mücadele ettiği için tebessüm ettim ve gıptayla okudum. Son olarak hiçbirinizin yüreğinin memleket hasretiyle, evlat hasretiyle ve sevdiklerinizin hasretiyle yanmaması dileğiyle keyifli okumalar dilerim: ... Bir vapur geçer Varna önünden, uy Karadeniz'in gümüş telleri, bir vapur geçer Boğaz'a doğru. Nâzım usullacık okşar vapuru, yanar elleri... & Memet, ben dilimden, türkülerimden, tuzumdan, ekmeğimden uzakta, anana hasret, sana hasret, yoldaşlarıma, halkıma hasret öleceğim, ama sürgünde değil, gurbet ellerde değil, öleceğim rüyalarımın memleketinde, beyaz şehrinde en güzel günlerimin.
Edebiyat
Yeni Şiirler (1951 - 1959)Nazım Hikmet Ran · Yapı Kredi Yayınları · 20201,578 okunma