Düşer Aklıma Gözlerin...Bom boş. Gidişlerin gelir aklıma .
Genç bayraklar vardır, Barış düşünür, Kuyularda işçi, mavilikleri. Ben hepsini düşünürüm, Yirmidört saat Ve seni düşünürüm, Karanlık, hırslı... Seni, cihanların aziz meyvası. İlân-ı aşk makamından bir mısrå, Yeşerip, kımıldar içimde,
Bir alışkanlığı değiştir ek için yalnızca o alışkanlığa odaklanmanız yetmez. Bunun yerine, o alışkanlığın yarattığı hissedilen o ödül deneyimini hedef almanız gerekir. O davranıştan kurtulmayı düşünmemiz yeterli olsaydı, hepimiz kendimize sigarayı bırakmamız, pasta yemememiz, gergin olduğumuzda bağırmamamız, genel olarak kaygı duymamayı kesmemiz gerektiğini söylerdik ve bom! Bir anda oluverirdi ancak olmuyor.
Sayfa 132·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Bizi yaşatandır, hüzün : hüzün — yaşamın nasıl dopdolu, ama nasıl da bom boş — gelip geçici, bitici, sonlu — nasıl ölümlü olduğu yaşantısı...
Sayfa 26·Kitabı okudu
Oyuncak Mezarlığı
"Cehennnem bom boş tüm şeytanlar bu kasabada-Bay OM"
Sayfa 429 - Guardian·Kitabı okudu
Alıntı
Var olan yoklukların ömrünü soruyorum! Aşklar bom boş kuruntu, hürrüyetler esaret! Yalnız, "Rakip" ismiyle Allahı görüyorum! Bir yokluk ki bu dünya, var olandan işaret....
Şiir
"Önceleri pek farkına varılmaz. Günün birinde insanın canı artık hiçbir şey yapmak istemez. Hiçbir şeyle ilgilenmez ve kurur gider. Üstelik bu isteksizlik geçici değildir, hatta giderek de artar. Günden güne, haftadan haftaya daha kötü olur. İnsan kendinden hoşlanmaz, sanki içi bom boştur ve dünyayla bağdaşamaz. Sonraları bu hislerde kalmaz ve hiçbir şey hissetmez olur. Bütün dünyaya yabancılaşmış ve hiç kimse onu artık ilgilendirmez olmuştur. Ne kızgınlık duyar ne de hayranlık. Ne sevmesini bilir ne de üzülmesini. Gülmeyi de ağlamayı da unutmuştur. Böyle bir insanın içi kaskatı kesilmiştir. Artık hiçbir şeyi ve hiç kimseyi sevemez. Bu durumda, artık hastanın iyileşmesine olanak yoktur. Geriye dönüş kalmamıştır. Bomboş, kül rengi bir yüzle ve nefretle çevresine bakar, tıpkı Duman adamlar gibi. Onlardan biri olup çıkmıştır. Hastalığın adına gelince, buna ölümcül Can sıkıntısı denir."
Sayfa 268·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Reklam