Roman, soğukla ve açlıkla mücadele etmekte olan yaralı sokak köpeği Şarik‘in ağzından başlar. Çektiği onca acıya rağmen hayatta kalma güdüleri galip gelmiştir. Tıpkı her köpekten bekleyeceğimiz gibi, Şarik de bir gün kendisine sucuk ikram eden steril kurtarıcısına minnetini göstermek ister ve adamın peşine takılır. Ancak bilmediği şey, bu kanatsız meleğin aslında denek arayışındaki bir bilimadamı olduğudur. Şarik’in bu sıcak yuvada başlayan yeni hayatı, bir ameliyat masasında bambaşka bir yola girer. Hikaye yürek sızlatan bir dram gibi başlasa da yazarın tasvir ettiği şey aslında Bolşevik Devrimi öncesi toplumdur; yoksullukla mücadele etmelerine rağmen umutlarını yitimemişlerdir. Bir parça yiyecek ve sıcak yuva vaadiyle gelen ise Lenin‘dir.
Köpek Şarik, ameliyat masasında oldukça kanlı bir mücadele verir. Doktor, köpeğe bir insanın hipofizini ve testislerini nakletmeye çalışmaktadır, başarır da. Ancak cinsel dürtüleri ve beyin fonksiyonları aktarılsa da kalp hala köpek kalbidir; Şarik başlangıçta tam olarak bir insana dönüşemez. Bulgakov’un hicvinde ise ameliyat masası zorlu iç savaş ve devrim sürecidir, devamı da altyapısı hazır olmayan komünist sistemin dikte edilmesiyle toplumun buna tam olarak uyum sağlayamamasını tasvir eder. Zira Şarik, bir sokak köpeği ile bir suçlunun birleştirilmesi sonucu oluşmuş bir varlıktır, burjuvaya ayak uyduramaması sinir bozucu olsa da doğaldır. Dolayısıyla konuşmaya başladığında ilk öğrendiği sözcükler argo içeriklidir; zaten bu sözcükleri ameliyattan önce tam bir köpekken bolca duyup anlamadığı halde aklına kazımıştır.
“Sizde her şey planlı ve sıkıcı. peçete şuraya, kravat oraya… Affedersiniz, lütfen, teşekkürler! Hayat bu değil! Gerçek yaşam bambaşka. Bütün bu davranış biçimleri işkenceden başka bir şey değil. Çarlık döneminde
Biraz bilim kurgu, biraz distopik biraz da fantastik bir roman olsun . Kaliteli psikolojik ve sosyolojik tahliller içersin, üstelik ibretlik mesajlar da versin. Bütün bunların yanında arka planda okuyucuyu bazen gülümseten, çoğu zaman hüzünlendiren en çok da düşündüren ağır bir hiciv olsun derseniz, işte size Köpek Kalbi.
Bolşevik devrimi sonrasında 1925 yılında Bulgakov tarafından yazılmış bir Rus klasiği. Diğer klasikler kadar meşhur olamasa da dünya edebiyatında önemli bir yer edinmiştir.
Mihail Afanasyeviç Bulgakov, Sovyet Rus roman ve oyun yazarıdır. 1891 yılında Ukrayna Kiev'de doğdu.Tıp eğitimi aldı ancak güçlü edebî yeteneği sayesinde doktorluğu değil yazarlığı meslek olarak tercih etti ve bu seçimi, hayatının sonuna kadar maddi sıkıntı içerisinde yaşamasına neden oldu. Çünkü yazdıkları, Sovyet rejiminin ilkeleriyle örtüşmüyordu. O hicivden , devlet ise katı sansür politikasından geri adım atmadı. Köpek Kalbi romanı da bu sansürden nasibini aldı ve dönemin iktidarı Stalin tarafından yasaklandı. Kitap, ilk defa 1967 yılında Amerika'da yayımlandı. Rusya'da ise ancak Bulgakov'un ölümünden 47 yıl sonra, 1987 yılında okuyucularıyla buluşabildi.
Roman, sokak köpeği Şarik'in içler acısı hikayesiyle başlar. Her ne kadar kitabın konusu ilk bakışta, İnsanların ömrünü uzatmak ve onları gençleştirmek için uçuk deneyler yapan ünlü bir profesörün, bu sokak köpeği üzerinde yaptığı deneysel çalışma ve sonrasında başından geçen ilginç olaylardan ibaret bir bilim kurgu gibi görünse de, Bulgakov, sembolik bir üslup ile, bu hikaye üzerinden , öncesi ve sonrasıyla Bolşevik devrimini eleştirir.
Şarik, Rusya'nın sert soğuğunda, açlık ve sefalet içinde, insanlar tarafından itilip kakılan yaralı bir sokak köpeğidir. Kendisine bir parça sucuk veren
Köpek KalbiMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201925,8bin okunma
"İnsanlar korkulan bir hükümdardan çok,sevilen bir hükümdara daha kolay zarar verirler;çünkü sevgi bir zorunluluk bağıdır ve insanlar doğaları gereği çıkarları söz konusu olduğunda o bağı rahatlıkla koparır atarlar; oysa korku bağı insanın hiç aklından çıkaramadığı ceza ve cezalandırılmak kaygısıyla örülmüştür."