Puan vermedi·243 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
Oyun, hayali bir ülke olan “Dolaryanda”da geçer. Fakir bir doktor olan Dalbanezo, verem aşısını bulur. Kızı da verem hastasıdır. Bu buluşu, sermaye sahipleri, komisyoncular, gazeteciler ve güç odakları tarafından hızla ticarileştirilir ve sömürülür. Doktorun buluşu kısa sürede bir kapitalist kumpasa dönüşür; bilimsel keşif, para ve güç hırsıyla kirlenir. Oyunda ilim/cehalet, yoksulluk/zenginlik, masumiyet/suçluluk gibi karşıtlıklar keskin ve hicivli bir dille işlenir. Nazım Hikmet, oyunda vahşi kapitalizmi, paranın insani değerleri (bilim, sağlık, sevgi) nasıl öğüttüğünü sert ve mizahlı bir şekilde eleştirir. Karakterler renkli ve abartılıdır; diyaloglar akıcı ve doğal bir dramatik yapıya sahiptir. Nazım’ın erken dönem tiyatro eserleri arasında yer alır ve toplumsal gerçekçi yaklaşımını gösterir. Hem epik tiyatro (Brecht etkisi sezilir) hem de dönemin avangart ve dışavurumcu etkilerini taşır. Türkiye’de ilk sahnelendiğinde büyük ilgi görmüş, ancak siyasi içeriği nedeniyle de tartışılmıştır.
KafatasıNazım Hikmet Ran · Adam Yayınları · 1991381 okunma
Savaşın Kazançları ve Kazananları (!)
5/10
·136 syf.·
2026 11. kitabı
Brecht'in Epik Tiyatro anlayışının işlendiği bir örnektir. Y efektini oluşturmak için seyirciyi karakterin duygusal alanına sokmadan olay örgüsünü kurar ve şarkılarla bunu destekler. Mezhep savaşlarının yaşandığı 1600'ler Almanya'sında olanları konu alır. Üç çocuğunu da savaşa kurban vermesine rağmen dramatik tiyatroda olduğu gibi Ceserat Ana'nın duygu yoğunluğu görmeyip materyalist yanıyla yüzleşiriz.
Tiyatro
Cesaret Ana ve ÇocuklarıBertolt Brecht · Everest Yayınları · 2021773 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
8/10
·384 syf.··
2026 27. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 15:47
1986’da başlayıp 90’ların başına uzanan bu roman, iki eksende ilerleyen güçlü bir anlatı sunuyor: Bir yanda 19 yaşındaki Katharina ile kendisinden çok daha büyük Hans arasındaki ilişki, diğer yanda ise Berlin Duvarı’nın yıkılışı öncesi ve sonrası Almanya. Arka planda Doğu ve Batı Almanya arasındaki keskin ayrım; yaşam biçimleri, düşünce yapıları ve aynı ülke içinde iki ayrı dünyaya dönüşen hayatlar anlatılırken, ön planda giderek derinleşen ve sonra da kaçınılmaz biçimde kırılan bir ilişkiye tanık oluyoruz. Hans ne eşinden vazgeçebiliyor ne Katharina’dan. Katharina ise ne bu ilişkinin içinde kalabiliyor ne de tamamen çıkabiliyor. Tam da bu noktada ilişki, tıpkı ikiye bölünmüş bir ülke gibi kendi içinde parçalanıyor. Kitap boyunca sıkça anılan Bertolt Brecht ise bu hikâyeye ayrı bir katman ekliyor. Çünkü Brecht’in dünyasında da duygular kadar gerçeklik, aşk kadar güç ilişkileri vardır. Okur olarak biz de bu ilişkiye sadece hislerle değil, sorgulayarak bakmaya davet ediliriz. Ve tüm bunların merkezinde bir kavram duruyor: “kairos” — yani doğru an. Ama bu hikâyede doğru an ya hiç gelmiyor ya da geldiğinde fark edilemiyor. Belki de en çarpıcı olan şu: Bazı ilişkiler, tıpkı ülkeler gibi, kendi içinde bölünür. Ve bazen hayat, doğru anı kaçırdığımız anların toplamıdır.
Duygu/Düşünce
KairosJenny Erpenbeck · Can Yayınları · 20231,116 okunma
Trol
Puan vermedi
Paslanmaz Kalem sayesinde tanıdığım ve müzik hakkında düşüncelerini sevdiğimiz yazarımız Doğu Yücel'in en son romanı olan Trol ismini ilk duyduğumuzda aklımıza başka türlü bir trol gelebilir ama bu trol internet trolü ama öyle siyasilerin propagandalarını yapan trol değil bu troller. Bu troller sanal ağın tanımadığı insanlara rahatça saldırabilme imkanı tanımasından dolayı sosyal medyada kendini yüceltmiş bir trol. Doğu Yücel , romanında bize son yıllarda internet ile beraber film,dizi,müzik,resim gibi alanlarda insanların yorum yapması için herhangi bir sıfata ve isme bile sahip olmasını gerektirmediği için bu eleştirilerin yer yer saldırı boyutuna ulaşması ve bunun da günümüzde bildiğimiz linç kültürünü nasıl oluşturduğunu bize Kaan Balaban isimli bir aktör üzerinden anlatır. Doğu Yücel romanındaki bölümlerin başlıklarını yazarken alman şair Bertolt Brecht'in ''Baal'' adlı oyunun sahnelenirken kullandığı adlar gibi isimler koymuştur ve zaten hikayede Kaan Baal'ı sahnede oynar .Bu oyunun orjinalinde ad için "Baal yemleniyor! Baal dans ediyor! Baal kendini kutsallaştırıyor!!!'' gibi isimler planlanmıştır ve kitaptaki bölümlerin adları bunları anımsatıyor.Tıpkı tıpkı ''Baal'' oyunundaki gibi Trol romanında onda olduğu gibi bir anti kahraman vardır ve kaderleri benzerdir. Kendisine romanını edebiyatta ve kendisi gibi fantastik , karamizah , polisiye yazmış yazarların aksine alışık olmadığımız bir anlatım türü olan ''sen anlatıcı'' ile romanı yazmıştır ve kendisine imza gününde bunu sorduğumda kendisinin Kaan Balaban'ın zaten insanın kendisiyle kolay içselleştireceği , benimseyeceği türden bir karakter olmadığı için böyle yaptığını veya artık uzun süredir yazdığını ve daha oyunbaz teknikler denemek isteyebileceğini tahmin etmiştim ve verdiği güzel cevaptan doğru tahmin
Edebiyat
TrolDoğu Yücel · Can Yayınları · 2026151 okunma
9/10
·847 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
Direnmenin Estetiği üç ciltten oluşan bir belge roman. Türkçe çevirisi yaklaşık 850 sayfa olan, devasa boyutuyla kütle roman diye adlandırabileceğimiz, 1937 - 1944 arasındaki Dünyanın en kanlı dönemlerden birini, başta Almanya olmak üzere Avrupa'nın çeşitli şehirleri üzerinden "ben" anlatıcıyla bizlere anlatan bir eser. Öyle ki uzunca cümlelere, sayfalarca süren paragraflara, ben anlatıcının hem bir aktör hem de aktaran olduğu bir yapıya sahip. Örneğine pek de denk gelemeyeceğimiz yer yer otobiyografik bir kurmaca. Direnmenin tarihiyle estetiği bir araya getirmiş, hem Hitler'e ve Franco'ya olan mücadeleyi hem de sanatın çeşitli türlerine dair örnekleri bol bol okuyoruz romanda. Kafka'dan Neukrantz'a, Brecht'ten Karin Boye'ye kadar pek çok yazarı ve sanat eserini görüyoruz metinde. Siyasi olaraksa Nazilerin ortaya çıkışından İkinci Dünya Savaşı Almanya'sına, İspanya İç Savaşı'ndan Soyvetler Birliği'ne, Çekoslovakya'dan İsveç'e kadar çok sayıda ülkede gezinerek dönemin politik meselelerini okuyoruz romanda. Bu romanı detaylıca anlattığım videoyu izlemek için: youtu.be/CjPGN-WqdWY
Edebiyat
Direnmenin EstetiğiPeter Weiss · İletişim Yayıncılık · 201474 okunma
7/10
·304 syf.··
2020 232. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 11 Nisan 2020 00:00
I. Dünya Savaşı (1918) ve II. Dünya Savaşı (1945) arası tüm dünyanın etkilendiği, Helmut Lethen’in özellikle iki savaş arasında etkilendiği ülkelerden Almanya’da “mesafe kültürünü” ile “soğuk temas” kavramlarının açılımının yapıyor. Bu oluşumları; Almanya sokaklarında, toplumsal uzlaşmanın sağlandığı akla gelen her tür sosyalleşme alanlarında başgösterir. Milyonlarca insanın etkilendiği bu iki büyük savaşta, dünya güçlerinin imparatorluk kimliklerinden sıyrılıp, ulus devlet olabilme çabasına giriştikleri rekabeti anlatıyor. Ulus devletin yegane yolu da hammadde sahibi olabilmektir zaten. Yeni yaşam koşullarının oluşturulmaya çalışıldığı dönemde, bireysellik, toplum, cemaat ve cemiyet hayatındaki değişimler de yeniden sorgulanıyor, incelenmesi için de belirli bir kalıba oturtulmaya çalışılıyor. Almanya’nın savaş etkilerini azaltmak için, II. Dünya Savaşı sonrası sanayileşme hareketi, bireysel rolleri tümden değiştiriyor ve tıpkı bir oyuncunun eline tiyatro da oynayacağı oyunun metnin eline verilmeden sahnede bilinen oyunu doğaçlama oynamasını ister gibi. “Soğuk Temas” kavramının, günümüzde de halen geçerli bir politika olduğunu, kavramın “kimin kime ne denli yakın olduğu, çıkar ilişkisi ve resmen ülkeler arası ast-üst duruşunu ifade eder nitelikte. Lethen’in savunduğu “başkalarıyla temastan korkan bireyin, topluluklar da utanca karşı korunması” düşüncesi epey ucu açık. Katıldığım, eleştirdiğim yönleri de var tabii. Ben bireyin topluluk tarafından daha çok dışlandığı, uçuruma sürüklendiğini düşünüyorum. Son olarak, kitapta “Bir Algı Modeli Olarak Trafik” bölümünden fazlasıyla keyif aldım. Buram buram yaratıcılık kokuyor. Lethen, ayrıca “Bertol Brecht, Walter Benjamin ve Carl Schmitt’in görüşleriyle yoğurup bir sentez oluşturuyor. Alman kültürünü anlamak, toplumsal
Soğuk TemasHelmut Lethen · Metis Yayıncılık · 20177 okunma