I. Dünya Savaşı (1918) ve II. Dünya Savaşı (1945) arası tüm dünyanın etkilendiği, Helmut Lethen’in özellikle iki savaş arasında etkilendiği ülkelerden Almanya’da “mesafe kültürünü” ile “soğuk temas” kavramlarının açılımının yapıyor. Bu oluşumları; Almanya sokaklarında, toplumsal uzlaşmanın sağlandığı akla gelen her tür sosyalleşme alanlarında başgösterir. Milyonlarca insanın etkilendiği bu iki büyük savaşta, dünya güçlerinin imparatorluk kimliklerinden sıyrılıp, ulus devlet olabilme çabasına giriştikleri rekabeti anlatıyor. Ulus devletin yegane yolu da hammadde sahibi olabilmektir zaten.
Yeni yaşam koşullarının oluşturulmaya çalışıldığı dönemde, bireysellik, toplum, cemaat ve cemiyet hayatındaki değişimler de yeniden sorgulanıyor, incelenmesi için de belirli bir kalıba oturtulmaya çalışılıyor. Almanya’nın savaş etkilerini azaltmak için, II. Dünya Savaşı sonrası sanayileşme hareketi, bireysel rolleri tümden değiştiriyor ve tıpkı bir oyuncunun eline tiyatro da oynayacağı oyunun metnin eline verilmeden sahnede bilinen oyunu doğaçlama oynamasını ister gibi. “Soğuk Temas” kavramının, günümüzde de halen geçerli bir politika olduğunu, kavramın “kimin kime ne denli yakın olduğu, çıkar ilişkisi ve resmen ülkeler arası ast-üst duruşunu ifade eder nitelikte. Lethen’in savunduğu “başkalarıyla temastan korkan bireyin, topluluklar da utanca karşı korunması” düşüncesi epey ucu açık. Katıldığım, eleştirdiğim yönleri de var tabii. Ben bireyin topluluk tarafından daha çok dışlandığı, uçuruma sürüklendiğini düşünüyorum.
Son olarak, kitapta “Bir Algı Modeli Olarak Trafik” bölümünden fazlasıyla keyif aldım. Buram buram yaratıcılık kokuyor. Lethen, ayrıca “Bertol Brecht, Walter Benjamin ve Carl Schmitt’in görüşleriyle yoğurup bir sentez oluşturuyor. Alman kültürünü anlamak, toplumsal