Demokrasi demagojiye açıktır. Seçimle yürüyen sistemleri kolaylıkla etkileyebilen bir hastalıktır demagoji. Ama demagogları tanımak kolaydır. Bol bol el kol hareketleri yaparlar; vaaz verir gibi konuşurlar; dinsel coşku çağrışımı yapan kelimeler kullanırlar; Tanrı korkularını içtenliklerinin garantisi olarak gösterirler.
Muhafazakarları eşelediğinizde altlarından geçmişi herhangi bir geleceğe yeğleyen insanlar çıkar. Liberaller ise gizli aristokratlardır. Doğru söylüyorum! Liberal devletler eninde sonunda aristokrasiye kayar. Bürokrasiler bu tür devletler kuran insanların asıl emellerini mutlaka ele verir. Ta en başından beri toplumsal yükleri eşit paylaştırma vaadinde bulunarak devlet kuran küçük insanlar birdenbire kendilerini bürokratik aristokrasilerin pençesinde buluvermiştir. Tüm bürokrasiler benzer yollardan giderek aristokrasiye kayar elbette, ama toplumsal eşitlik vaatlerinin bile sonunda böyle bir duruma yol açması tam bir ikiyüzlülük örneğidir. Ahhh, gördüklerimden öğrendiğim bir şey varsa, bu yapının durmaksızın tekrarlandığıdır.
“Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç beş kelle fırlatmak yeter.”