“Hükmetmenin ne olduğunu söylememi istedi,” dedi Paul. “Ben de emretmek olduğunu söyledim. O da öğrendiğim bazı şeyleri unutmam gerektiğini söyledi.” Hawat, Bu konuda doğru söylemiş, diye düşündü. Başını sallayarak, Paul’e devam etmesini işaret etti. “Bir hükümdarın zorlamayı değil, ikna etmeyi öğrenmesi gerektiğini söyledi. En nitelikli insanları etrafında toplamak için en güzel kahve ocağını açması gerektiğini söyledi.”
Sayfa 52·Kitabı okudu
"Ben geçmişte yaşamayı seçen kadınlardan biriyim ve korkarım bu bana annemden kaldı. Endişe etmeme gerek yok, belki de bir geleceğim olmadığındandır."
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Bana bir şey yazdırtmadıktan sonra beni niye okuttunuz? "Âlemin kızları yazıyorlar bir sey olmuyor da ben yazarsam mı ayıp olacak?" diye çok rica ediyorum. "Hayır olmaz... Hayır olmaz... Sana sahip olacak adam müsaade ederse o zaman yazarsın," cevabını veriyorlar... İşitiyor musunuz? Bana sahip olacak adam. Of... Şimdiden bu adamı hiç sevmiyorum... Çünkü daha adını bilmeden, yüzünü görmeden bu adamın arzusuna, emrine tâbi bulunuyorum... Babamın sahiplenmesinden çıkıp onun nüfuzu altına mı gireceğim?. Bu müstakbel talibimden büyük bir intikam almak istiyorum...
"Peki pikniğe gitmek isteyeceğin türde biri miyim?" "Hayır, seninle pikniğe gitmezdim. Seninle şık bir masada yemek yerdim. Seni çimlerin üzerinde otururken hayal edemiyorum." "Daren öyle biri mi?" "Daren pisliğin teki bu yüzden her yere uyum sağlayabilir. Toz, toprak, çim, çamur ayırt etmez." "Seninle piknik yapmak için pislik biri mi olmam gerekiyor?" "Gerçekten bu konuya çok taktın sen, egon mu zedelendi..." "Hayır. Sana ihtiyacın olan her şeyi ben vermek istiyorum. Başkalarına ihtiyacın kalmasını istemiyorum. Başkalarıyla bir şeyler paylaşmanı istemiyorum. Ne istersen bana söyle ve gerçekleştireyim." "Çimenlikte olsa bile mi?" "𝑪𝒆𝒉𝒆𝒏𝒏𝒆𝒎𝒅𝒆 𝒐𝒍𝒔𝒂 𝒃𝒊𝒍𝒆."
Şu veya bu. Aslında her şey ne kadar sadedir ve zekamız kendine yem bulmak için neler icat eder; bununla beraber, varlık, mademki eşyanın bizim içimizde aldığı manadır, bu karışıklık da o sadelik kadar bir hakikattir. Fakat ben işi ameli tarafından kavrayarak basit farz ettim, çünkü şüphesiz her şey farz ettiğimiz gibidir; ve düşünmedim artık bu meseleyi. Unuttum.
Sayfa 146·Kitabı okudu
"Düşün ki her an ben değişiyorum, her an sen değişiyorsun, buna rağmen birbirimizi nasıl tanıyabiliyoruz? Bu kaçan benliklerimizi birbirimizde aramak tecessüsü olmasaydı bir saniye konuşabilir miydik?"
Sayfa 135·Kitabı okudu