• Bir gülümseme ile komşudan bir şeyler çalmak, nazik bir el hareketiyle etraftakileri düzenlemek, ölçü ile iltifat ve ölçü ile hakaret, bir tek sözcük ile bir ruhu yerle bir etmek, bir tek kıvılcım
    ile bir vücudu ateşe vermek ve bütün bunlardan sonra, o günün işi tamamlanınca, hiç bir sey olmamışçasına huzurla köşene çekilmek.
    Halil Cibran
    Sayfa 71 - KUSURSUZ DÜNYA
  • Ehmedê Xani’nin anadilimiz için yaptıklarını bugün daha iyi anlamış durumda olduğumuzu belirtebilirim. Gerçekten de bir toplumu ayakta tutan, direği sayılan dilin çok önemli olduğunu belirtmemiz gerekir.

    Nihat Gültekin



    1932 yılında, ilk kez Latin alfabesi kullanılarak Celadet Bedirxan tarafından çıkarılan Hawar adlı Kürtçe derginin yayına başlama tarihi olan 15 Mayıs, 2006 yılından bu yana Kürt Dil Bayramı olarak kutlanıyor. Bu yıl da çeşitli il ve ilçelerde Kürt dilinin yaşam ve pazar dili haline gelmesi için eylem ve etkinliklerle kutlanmaktadır.
    2006 yılından bu yana Kürt Dil Bayramı etkinliklerinde, Kürt halkının ana dilinde eğitim başta olmak üzere, Kürtçenin kullanılması önündeki engellerin kaldırılması, Kürtçenin geliştirilmesi için çalışmaların desteklenmesi talepleri öne çıkıyor. Bir yazı ile de olsa hem dil bayramına, hem de Ehmedê Xanî’ye dikkat çekmek için yazının aydınlığına sığınıyorum.
    Kürt edebiyat tarihinde tartışmasız bir yeri olan Ehmedê Xanî eserlerini 300 yıl önce Kürtçe yazmıştır. Ehmedê Xanî'nin yaşadığı dönemde de egemenlerin Kürtçe dili üzerindeki baskısının söz konusu olmasına rağmen, yine de Xanî'nin kendi dilinde, Kürtçe eserler üretmiştir. Xanî bir çok dili bilmesine rağmen, o dönemin kullanılan dilleri yerine yazım çalışmalarında hep Kürtçeyi kullanmıştır. Ehmedê Xani revaçta olanların dilini bir tarafa bırakıp Kürtçe yazdığı zaman alışılagelmiş örf ve adetlerin dışında bir şey yaptığını çok iyi bilmekteydi. Çok yönlü olan Ehmedê Xanî’nin öne çıkan yönlerinden biri de Kürtçeye olan ilgi, alaka ve mücadelesidir.
    Xani’yi  Kürtçenin ilk savunucusu ve mücadelecisinin öncülerinden biri olarak tanımlayabiliriz. Xani Kürtçe yazmayı mecburiyetten değil gönüllü bir biçimde isteyerek seçmiştir. İktidardakilerin bütün tepkilerine rağmen farklı bir tutum sergilemiş ve kendi anadiline sahip çıkmıştır. Bu gün Ehmedê Xanî’nin türbesinin bir ziyaretgah haline gelmesi, adına kültür - sanat eylem ve etkinliklerin yapılmasında, yine Xani baba olarak anılmasında bu tutumun belirleyici bir yönü olduğunu düşünüyorum.
    Ehmedê Xani yalnızca Kürt ulusal düşüncenin öncülerinden değil aynı zamanda bilinen ilk Kürtçe sözlüğün kurucusu, Kürtçeyi geliştirme ve koruma mücadelesinin de öncüsüdür. Kürtçe yazma  nedenlerini belirtmede ve Kürtçe  konusundaki tutumuyla Kürtçeye sahip çıkma konusunda net bir tavra sahip olduğunu göstermektedir. Her ne kadar Kürtçe revaçta bir dil değilse de o, inci gibi tanımladığı Kürtçe diliyle yazmıştır. Bu gün bu dilin yazımsal alanda kısmen de olsa süregelmişse, hiç kuşkusuz Ehmedê Xani’nin önemli bir rol oynadığını  düşünüyorum.Yani bir dilin yazım dili haline gelmesini önemli bir gelişme olarak değerlendirmek gerekir. 350 yıl önce bu bilinçle hareket eden Xani’nin büyüklüğü tartışmasızdır. Aşağıdaki dizeler dilin derlenip, toparlanmasında önemli bir veri olmaktadır;
    ‘Ve aynen inci gibi olan Kürd dilini
    Derleyip topladı ve düzene getirdi
    Ve böylece kamu için cefalar  çekti’.
    Ehmedê Xani bir dili koruyup, geliştirmek  için çok önemli iki konuya dikkat çekmiştir. Bunlardan biri yeni nesiller ya da çocuklardır. Zira; ”Revaçta olanlar için değil, belki Kurmanc çocukları için” diye yazmaktadır. Bu amaçla Nubara Biçukanı yazar. İkinci konu da eğitimdir. Eserleriyle, Kürdistan medreselerinde sistemli bir müfredat yerleştirmeyi hedeflemiştir. Açıktır ki Xani’nin Kürtçeye olan aşkı Kürt halkına olan aşkından kaynaklanmaktadır. Çünkü o eserinde Kürt halkının ve Kürtçenin değerini yükseltmekte ve bunu da şu sözlerle ifade etmektedir;
    “Ki el demesin Kürtler İrfansız,
    asılsız ve temelsizdirler.
    Çeşitli milletler kitap sahibidirler
    Sadece Kürtler nasipsizdirler
    Hem düşünce adamları demesin ki Kürtler
    Amaç edinmediler aşkı
    Olsaydı eğer bir sahibimiz
    Bir yüce himmetlimiz,
    incelikleri bilenimiz
    İlim, kabiliyet, kemal, izan
    Şiir, gazel, kitap, divan,
    Bu çeşitler onun yanında geçerli,
    Paralar onun yanında mukbul olsaydı,
    Ben o zaman manzum sözlerin bayrağını,
    Dünya damının üstüne asardım
    Geri getirirdim Cizreli Mela’nın ruhunu,
    Ve diriltirdim onunla Harirli Ali’yi
    Feqiyê Teyran’a öyle bir sevinç verirdim ki,
    Edebiyata kadar hayran kalırdı”.
    Ehmedê Xanî, Kürt dili ve edebiyatının temel zorluğunun sahipsizlik olduğunu göstermiş, Kürt edebiyatında eserlerini Kürtçe yazanlardan ve  kullananlardan  haberdardır. Bundan dolayı kendinden öncekilere büyük bir saygı ve değer vermiştir. Arapçanın eğitim öğretim dili  olduğu bir dönemde, Kürtçe gibi bir dili kullanmak, Xani’nin hayata geçirmeye çalıştığı, çok cesaretli bir toplumsal tasarı idi. Xani, anadilini çok sevmesine rağmen, medresede öğrencilerine Arapça eğitim vermek zorundaydı. Ancak bu zorluklara rağmen Arapça –Kürtçe bir sözlük hazırladı. İlk Kürtçe sözlükte şunları belirtiyor;
    “Lisanın bu kelimeleri,
    Çocukların ilk meyvesine Nubar adını veren
    Ehmedê Xani tarafından  bir araya getirildi
    Eğitimli kişiler için değil
    Kuranı hatmettikten sonra
    Daha edebiyat sever olması gereken
    Kürt çocukları için yazıldı”…
    Söz konusu sözlük çok tutuldu ve hala, Kurmanci konuşulan bölgelerde dini okullarda kullanılır. Yöremizde medrese olarak kullanılan yerlerde hala eğitim kitabı olarak okutulmaktadır. Nubar adlı eserin önemi, hem ilk sözlük olması, hem de dini eğitim sisteminde yazılı Kürtçe’yi kurumsallaştırmış olmasıdır. Xanî, şu sözleriyle de;
    “Neyleyim ki epey durgundur pazar
    Ve yoktur bu kumaşa alıcılar..”
    derken, Kürtçenin derin yarasına parmak basmaktadır. O da, pazarın kesatlığı ve kumaşın alıcısının yokluğudur. Eğer bir dilin pazarı yoksa, imkanları da kısıtlıdır ve o dil öylece değersiz kalır kimse ona önem vermez. Bu bilinen bir gerçektir. Onun için Xani tüm enerjisini dile verdi, pazar oluşturmak ve kumaş alıcısını ortaya çıkarmak için uğraşıp durdu.
    “İster kötü, ister iyi olsun bu kitap
    onunla çektik biz iki yüz ıstırap
    Turfandadır bu, yavrudur ve de yeni yetişme
    Gerçi olmasa bile pek beğenilen bir seçme
    Ne var ki ben bağlardan hiç yararlanmadım ki
    Yanlışlarımı araştırsınlar, hırsızlarınki gibi
    Gönül bahçesinin taze bir fidanıdır bu
    Masum ve iffetlidir, evin yavrusudur bu
     
    İster acı, ister tatlı olsun bu, turfandadır
    Ve yaratılışla çocuk türü gibidir, o huydadır
    Halden anlayanlardan ricam şu
    Ki, kötülemesinler bu yavruyu
    Bu meyve, sulu olmasa bile
    Kürtçedir, yeter bu kadarı bile
    Narin ve nazlı değilse bile bu yavru turfandadır,
    Bana çok tatlı gelir bu
    Bu meyve olmasa bile çok lezzetli
    Bu yavru benim için çok azizdir ve sevimli.”
    Ehmedê Xani’nin anadilimiz için yaptıklarını bugün daha iyi anlamış durumda olduğumuzu belirtebilirim. Gerçekten de  bir toplumu ayakta tutan, direği sayılan dilin çok önemli olduğunu belirtmemiz gerekir. Dilin başarıya ulaşmasının  yolu da dile önem verilmesinden, yazılıp çizilmesinden ve de konuşulmasından geçtiğini belirtmek gerekir. Belki bugün  bu dilin pazarı yok, ama bu pazarın olması için yüreğimizle, beynimizle bir bayram heyecanıyla çalışmalıyız.
    Yılmadan, ümitsizliğe kapılmadan.
    Xani’nin torunları, Onun 300 yıllık hayalini gerçekleştirmek için Kürt dil bayramını kutlamaktadırlar.
    Bizler de yapılan tüm çalışmaları önemsemeli ve bu yolda yürümeliyiz. (NG/HK)
    Kaynak:
    Mem û Zîn- Ehmedê Xanî
    Nûbihara Biçûkan- Ehmedê Xanî
  • Bu yiyecek konusu çapraşık bir iştir. Sana verilenle yetinmeyi
    öğrenmezsen asla huzur bulamazsın. Sık sık yiyecek sıkıntısı çekersin, bir gün
    hoşuna giden bir yiyecek ertesi gün hiç bulunmayabilir. Herhalde belediye
    pazarları alışveriş yapmak için en tehlikesiz, en güvenilir yerlerdir, ama fiyatlar yüksek, çeşitler kısıtlıdır. Bir gün kırmızı turptan başka bir şey
    bulamazsın, ertesi gün bayat çikolatalı pastadan başka şey yoktur. Günlük
    besinlerin böylesine büyük değişiklikler göstermesi ve bu kadar sık değişmesi
    insanın midesini berbat edebilir. Yine de belediye pazarlarının polislerce
    korunmak gibi bir üstünlüğü vardır ve orada aldıklarının bir başkasının
    midesine değil, kendi midene ineceğine güvenebilirsin. Sokaklarda yiyecek
    hırsızlığı yapmak öyle yaygın ki artık suç bile sayılmıyor. Üstelik, yasal olarak,
    yiyecek dağıtımı yapma yetkisine sahip olan tek kuruluş bu pazarlarla
    mağazalar. Kentte yiyecek satışı yapan pek çok özel girişimci de var, ama
    onların mallarına her an el konulabilir. Bu işi sürdürebilmek için polislere
    gerekli rüşveti verebilenler bile her an hırsızların saldırılarıyla karşı karşıya
    gelebilirler. Hırsızlar o özel kuruluşlardan alışveriş yapanlara da bela olurlar.
    İstatistikler, buralardan yapılan her iki alışverişten birinin bir hırsızlık olayına
    yol açtığını gösteriyor. Bence, bir portakal ya da bir parça jambon yemenin
    bir anlık keyfi için böylesine büyük bir tehlikeye atılmaya değmez. Gelgelelim
    insan soyu doymak bilmiyor. Açlık her gün başgösteren bir bela, mide dipsiz kuyu. Yeryuvarlağı kadar büyük bir çukur. O yüzden de özel girişimciler bütün
    engellere, sürekli olarak yer değiştirmek, habire oradan oraya taşınmak, biriki
    saatliğine bir yerde boy gösterip ondan sonra ortadan kaybolmak zorunda
    kalmalarına karşın iyi iş yapıyorlar. Ancak bu konuda bir uyarıda bulunmam
    gerek. Özel pazarlardaki yiyecekler satın alınacaksa düzenbaz satıcılardan
    kesinlikle kaçınmak gerek. Dolandırıcılık almış yürümüş. Kazanç sağlamak
    uğruna yapmadıkları, satmadıkları bir şey yok. İçi talaş doldurulmuş
    portakallar, yumurtalar, bira diye yutturulan sidik dolu şişeler satıyorlar.
    Evet, insan soyunun yapmayacağı yok. Bunu ne kadar erken anlarsan o kadar
    iyi.