sonu ters köşe // sürpriz sonlu değişik filmler 2
morvern callar (2002, lynne ramsay)
sinemanın sessiz çığlıklarından biri… sevgilisinin intiharından sonra geride kalan roman taslağını kendi eseri gibi yayınevine gönderen genç bir kadının, bastırdığı duygularla kurduğu iç dünyayı izliyoruz. samantha morton'ın gözleriyle anlatılan bir hikaye bu; kelimelere ihtiyaç duymayan bir başrol performansı. lynne ramsay'in sakin ama rahatsız edici anlatımı, bir kadının dünyayla arasına çektiği duvarları gözle görünür hale getiriyor.
trouble every day(2001, claire denis)
erotizmle şiddet arasında gidip gelen deneysel bir vampir hikayesi. vincent gallo ve beatrice dalle başrolde; ama karakterler, oyunculardan çok daha vahşi. claire denis kamerasını bedenin en karanlık arzularına doğrultuyor. seyri zor ama etkileyici. gündelik olanın içine gizlenmiş hayvani dürtüler, kadrajı parçalıyor. ; ))
butter on the latch (2013, josephine decker)
bağımsız amerikan sinemasının en özgün kadın yönetmenlerinden josephine decker, bilinç ile bilinçaltı arasındaki bulanık sınırlarda gezinen bir hikaye sunuyor. balkan müzik kampında başlayan arkadaşlık, doğanın ve mitolojinin içine sürükleniyor. lo-fi sinema estetiği, kadrajın bilinçli bulanıklığı, film boyunca izleyiciyi bir rüyanın içine hapsediyor.
in my skin (2002, marina de van) ***
kendi bedenini keserek “hisseden” bir kadının içsel çöküşünü izliyoruz. hem yazan hem yöneten hem de oynayan marina de van, kadın bedenine dair şok edici ama felsefi bir soru yöneltiyor: sahip olduğumuz beden, gerçekten bizim mi? rahatsız edici olduğu kadar düşündürücü bir deneyim.
jeune femme/ montparnasse bienvenüe (2017, leonor serraille)
ilişkisini kaybeden ve paris sokaklarında başıboş dolaşan paula'nın hikayesi. laetitia dosch'un enerjik ve umutsuz