Bana böylesi garip duygular Bilmem niye gelir, nereye gider? Döndüm işte: acı, yüreğimden beynime sızar Bugün de ölmedim anne
Kırmızı Kedi
Şiir
Sen aşk şiiri yazamazsın Hasan Hüseyin !
Seni sevdim, seviyorum. Seni anlayarak seviyorum. Bunu bugün söylüyorum sanma. Ben sevmem böylesi lâflar etmeyi. Hele, hiç sevmem mektup yazmayı. Seni seviyorum diyorum, anlıyorsun değil mi? Bu, benim için zor bir itiraf. Çünkü, ilgi duyduklarım, bugüne dek, hiç uzağımda olmadılar. İlk sensin benden uzakta.. İlk sana yazıyorum, 'seviyorum' diye.. Oysa, tahmin edersin ki, buna hiçbir ihtiyacım yok.
Sayfa 43
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Bugün Müslümanlar, belki de dünyanın her yerinde, şu veya bu tonda, şu veya bu bağlamda şu soruyla karşılaşıyor: "Siz ne istiyorsunuz?" Basit, yalınkat bir cevapla: "Sadece Müslümanca yaşamak." denildiğinde şaşkınlık yaşanıyor. Peki, böylesi basit bir talep için bu hengâme niçin? Bu vaveyla bu kadar basit bir talep için mi koparılıyor? Bu basit cevap karşısında şaşkınlık yaşanıyor ama öte yandan bu kadar basit bir dilekte bulunan birinin dünyanın çoğu yerinde zindanlara atılması, işkenceye uğratılması umursanmıyor. Bunlar olağan görülebiliyor."
İz Yayıncılık·Kitabı okuyor
Bana böylesi garip duygular Bilmem niye gelir, nereye gider? Döndüm işte: acı, yüreğimden beynime sızar Bugün de ölmedim anne
Sayfa 47
Humeynî - İran - Şia
Son olarak Humeynî ve bugünkü İran hakkında kısa ve umûmî bir değerlendirme ile bahse son verelim: Hiç şüphesiz, Humeynî Hareketi'nin ve bugünkü İran idarecilerinin icraatlarında takdir edilecek cihetler vardır. Bunlar, tesettüre riâyet olunmasını sağlamaları, İslâm'ın haram kıldığı davranışları fiilen ve kanunen yasaklamaları gibi şeylerdir. Ancak onların yanlışları yanında, bunlar, devede kulak kalmaktadır. Bu yanlışları şöyle sıralayabiliriz: 1-Propagandalarında her vesîle ile: "-Mezhepçilik yapmıyoruz. Mezhep önemli değil, önemli olan İslâm'dır!" derler. Derler, amma mezhepçiliği, Humeynî Hareketi'nden sonra kabul ettikleri anayasalarına koymuşlardır. Sünnîlerin İran'ı idâre hakkı olmadığını, anayasa ile tescil etmişlerdir. İran'dan başka hangi ülke anayasasında mezhebe yer vermiştir?! Hem anayasa ile mezhepçilik tescil edilecek, hem de mezhepçilik yapmıyoruz diye propaganda yapılacak!.. Bu, bir tezat değil mi?! 2-Humeynî ve bugünkü İran idarecilerine göre, Kur'ân değiştirilmiştir. "Asıl Kur'ân, "Mushaf-ı Fatımadır ki, şimdi mevcud olan Kur'ân'ın üç misli idi." derler. "Cebrail'in Hz. Peygamber'e getirdiği on yedi bin âyetti. " iddiasında bulunurlar, "Bakara Sûresi'nin 23. âyetinde "Hz. Ali"nin adı vardı." diyorlar. "Asıl Kur'ân'da Hz. Ali, Hz. Fâtıma, Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in isimlerinin mevcud olduğunu, bunların Hz. Osman tarafından çıkarıldığını" söylerler. Şöyle diyen olabilir: "-el-Kâfi'de böyle yazılı olabilir. Ama Humeynî, böylesi sapık iddiaları kabul etmemiştir. Gerçek böyle değildir!.. Bütün şiîler, Buhârî, Müslim gibi sahih hadis kitaplarını kabul etmezler, ama en kuvvetli mercîlerden biri olarak "el-Kâfi"yi görürler. Humeynî de bu kitabı bizzat kaynak olarak göstermektedir. 3-İmamlarını, peygamberlerden ve mukarreb meleklerden üstün
Sayfa 218·Kitabı okuyor
Din
Friedrich Nietzsche
Metafizik dünya.— Doğrudur, metafizik bir dünya var olabilir; onun mutlak olasılığıyla (Möglichkeit) kolay kolay rekabet edilemez. Biz tüm şeyleri insan kafası aracılığıyla görürüz ve bu kafayı koparamayız; yine de, kafa gerçekten koparıldığında, dünyanın hangi kısmının hâlâ var olacağı sorusu cevaplanmamış olarak duruyor. Bu tümüyle bilimsel bir sorundur ve insanlar için hiç de gerçek bir kaygı değildir; fakat bugüne kadar metafizik varsayımları insanlar için değerli, korkunç, zevk verici kılan, böylesi varsayımları doğuran şey, tutku, hata ve kendini aldatmadır; tüm bilgi yöntemlerinin en iyisi değil, en kötüsü bize onlara inanmayı öğretmiştir. Bu yöntemlerin mevcut tüm dinlerin ve metafiziğin temeli olduklarını ortaya çıkardığımızda, onları çürüttük. Diğer olasılık hâlâ var olmaya devam ediyor, ama mutluluğun, kurtuluşun ve yaşamın böyle bir olasılığın örümcekli yivlerinden fışkırması şöyle dursun, bu olasılık hakkında bir şey yapmaya başlayamayız bile. Çünkü biz metafizik dünya hakkında onun ötekiliği, bizim için erişilmez ve kavranılmaz olan ötekiliği dışında hiçbir şey iddia edemeyiz; o negatif niteliklere sahip bir şey olacaktır. Böyle bir dünyanın varlığı mümkün olan en iyi şekilde kanıtlansa bile, onun hakkındaki her türlü bilgi şüphesiz ki hâlâ tüm bilgilerin en önemsizi olacaktır: Fırtına tehlikesiyle karşı karşıya olan denizci için suyun kimyasal bileşimine dair bilginin arz ettiği önemden bile daha önemsiz...
Felsefe