9/10
·448 syf.··
2026 86. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 09:54
Merabaaa bugün ilk kitap yorumumu yazacağımm. Öncelikle kitabın ilk dizisini izledim. Dizisi kısa ve sadece ilk kitabı konu alıyordu. Kitabın genel konusundan bahsedeyim. Harriet adında bir kızımız var. Harriet okulunda geek (tam olarak karşılığı türkçe yok ama inek kız tarzı bir anlamı var) denilerek zorbalanan bir kız. Kızımızın istemeden moda dünyasına atılması okuyoruz. Bence kitap tam olarak üst üste çok ağır kitaplar okuduktan sonra kafa dinlendirmelik bir kitap. Yazım dili gerçekten basit ve asla yormuyor. Kitabın içinde çok fazla değişik bilgiler var. Bu bilgiler bir nebze insanı bıktırtıyor ama onun dışında herhangi bir sıkıntısı yok. Çıtır çerez 1 günlük bir kitap. Kesinlikle yaz kitabı ve dizisini izlemeden ilk kitabı okumanızı tavsiye ederimmmm.
Geek Kız 1 - Modelliğe İlk AdımHolly Smale · Eksik Parça Yayınevi · 2014115 okunma
Mahalle Havası
Puan vermedi·152 syf.··
2026 63. kitabı
Şimdi düşün: Mahallede oturmuşuz, çay elimizde, Hüseyin Rahmi’nin Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaç romanını konuşuyoruz. Ben diyorum ki: “Arkadaş, kuyrukluyıldız gökyüzünde görünmüş, millet evde dua ediyor, bazıları da ‘dünya bitecek bari evlenelim’ diye koşturuyor!” Yani romantizm değil, resmen kıyamet paniğiyle hızlandırılmış evlilik paketi. Romanı okurken sürekli güldüm. Çünkü karakterler öyle bir telaş içinde ki, sanki kuyrukluyıldız kapıya dayanmış da “Hadi bakalım, kim kiminle evleniyor?” diye yoklama çekiyor. Bir yandan hurafeler, bir yandan mahalle dedikoduları… Hüseyin Rahmi öyle bir anlatıyor ki, sanki yan sokakta komşular kavga ediyor da biz izliyoruz. En komik tarafı da şu: İnsanlar kuyrukluyıldızdan korkarken bile fırsat peşinde. “Dünya bitecekmiş, bari şu kızı kapayım” kafası… Yani romantizm değil, bildiğin survival modu. Sonuçta roman bana şunu düşündürdü: Bizim milletin mizahı hiç değişmiyor. Bugün de bir şey olsa, eminim sosyal medyada “dünya bitiyor, bari sevgili bulayım” diye trend olurdu. Hüseyin Rahmi bunu yüz yıl önce yazmış, biz hâlâ aynıyız.
1000Kitap
Kuyrukluyıldız Altında Bir İzdivaçHüseyin Rahmi Gürpınar · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202525,7bin okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
kitap yorumu
10/10
·576 syf.·
2026 10. kitabı
Selamm bugün size harika bir kitabın yorumu ile geldim... 10/10 #kitapyorumları , #örümceğinağıdı Dünya sekiz senedir İngiltere'de yaşamaktadır. Abisinin düğünü için gizlice Türkiye'ye gelir. Abileri onu fark etmemeleri için düşmanlarının oteline gider. Ama tam İngiltere'ye geri dönme kararı aldığı zaman abilerine yakalanır, ve evde tutsak edilir. Düğün günü abisinin nişanlısının bazı konuşmalarına tanıklık eder ve kendini belli ettiği zaman abisinin nişanlısı kendisini vurur ve suçu ona atar. Abisi buna inanıp kızı eve kapatır. Bazı işleri için kızı yaşlı bir adama s@tar. Bunun üzerine kız o adamı vurur ve adamın oğlundan şidde₺ görür. Tam @lmek üzereyken düşmanlarının otelinde tanıştığı adamın verdiği numarayı arar ve düşmanından yardım ister... Eymir, hem moda tasarımcısı hem de m@fyadır. Saygunların içine girmek için Dünya'ya anlaşmalı evlilik teklif eder. Ama zamanla kıza karşı duygular besler. Ama Dünya tam 3 kez intih@ra kalkışır. Annesi de bu şekilde @ldüğü için, Dünya'ya kötü sözler söyler...Ondan gitmesi için... •Anlaşmalı evlilik • M@fya •Yaş farkı • bebeği gibi seven erkek karakter •Güçlü kadın karakter •Düşman aileler konularını seviyorsanız bu seri tam size göre... Kitabı okurken abilere çok sinir olunuyor resmen. (Atahan hariç ) Bazı yerlerde hem Dünya'ya hem de Eymir'e kızıyorum, ama sonradan yaşadıkları şeyleri düşündükçe üzülüyorum. Ama aile bağları çok güzel. Resmen kan bağı ile değil de can bağı ile birbirlerine bağlılar. Bazı shiplediğim çiftler var. İnşallah onlar olur diyelim. Zeynep İzem kaleminiz çok güzel
İnceleme
Örümceğin AğıdıZeynep İzem · Martı Yayınları · 202648 okunma
Bir Ömür Böyle Yaşanmaz. Zaten istesek de imkan yok.
2/10
·288 syf.·
2026 143. kitabı
Bir Ömür Nasıl Yaşanır? İlber Ortaylı Bir Ömür Nasıl Yaşanır? kitabı, vadettiği toplumsal rehberlik vizyonunun çok uzağında kalıyor. Yaklaşık 300 sayfalık bu eseri büyük bir sabırla, yarım bırakmamak için direnerek bitirdiğimde, altını çizip katılabildiğim fikirlerin sayısı 15-20'yi geçmedi. Kitap, genel okuyucuya hitap eden akıcı ve kolay okunabilir söyleşi formatına rağmen, yazarın kendi öznel düşüncelerini "mutlak doğru" gibi lanse eden üstenci üslubu sebebiyle okuru ciddi anlamda bunaltan bir metne dönüşüyor. Kitabın adı her ne kadar "Bir Ömür Nasıl Yaşanır?" olsa da içeriği tamamen "Ben nasıl yaşadım ve benim gibi imtiyazlı insanlar nasıl yaşamalı?" sorusunun cevabından ibaret. Bu yüzden eserin adı aslında "Bir Elit Bir Ömrü Nasıl Yaşar?" olmalıydı. Ortaylı, meseleleri ele alırken sürekli Türkiye’nin elit ve burjuva sayılabilecek kesimlerinden örnekler veriyor. Kitabın dördüncü bölümü olan "Nasıl Çalışmak Gerekir?" kısmında iş ahlakı ve öğretme metodolojisine dair katıldığım bazı haklı yönler olsa da yazarın ısrarla sunduğu "Avrupa’yı gezmek, görmek, yaşamak" tavsiyeleri, bugünün Türkiye gerçekliğiyle taban tabana zıttır. İlber Ortaylı, milletimizin genelinden çok farklı, imtiyazlı bir soyada, aileye ve Ankara’nın elit bürokratik çevresine sahip olarak büyümüş, bu imkanları sonuna kadar kullanmıştır. Ancak bugün Türkiye’de 25 yaşında ya da evlilik arifesinde olan, özel sektörün ağır şartları yüzünden bayramda dahi ailesini ziyaret edemeyen milyonlarca genç varken, bu tavsiyeleri uygulayabilecek belki 30 çift bile yoktur. Bu yönüyle kitap, 2015 sonrası değişen dünyanın ve ekonomik olarak dar boğaza giren Türkiye gençliğinin gerçeklerinden tamamen kopuktur. Eğer bu rehber bir Avrupalı burjuva gençliği
İnsan ve Hayat
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
Carpe Diem!!!
Puan vermedi·136 syf.··
2026 22. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 28 Mayıs 2026 18:36
"Carpe Diem! Anı yaşa. Hayatlarınızı olağanüstü yapın." Bugün edebiyat dünyasının en ilham verici ve can acıtan eserlerinden biri ile geldim. "Ölü Ozanlar Derneği." Kitap, sadece bir okul hikayesi değil; tek tipleşen eğitim sistemine ve ağır aile baskılarına karşı bir ruhun başkaldırısı. Bay Keating, öğrencilerine sadece şiiri değil, kendi seslerini bulmayı öğretiyor.Kitapta beni en çok etkileyen iki karakterin yolculuğu oldu. İlki, kendi gölgesinden bile korkan, sessiz Todd’un Bay Keating sayesinde içindeki gücü keşfedip kendini bulma süreci. İkincisi ise, ne pahasına olursa olsun hayallerinin ve olmak istediği kişinin peşinden giden Neil... Neil, sonucu her ne olursa olsun kararlarının arkasında durmayı ve kalıplara sıkışmaktansa özgürce kanat çırpmayı seçti.Onun trajik sonunun ardından Todd’un döktüğü gözyaşları içindeki şu isyan ise kitabın en can alıcı noktasıydı: "Bunu babasının yaptığını bilmeliler! O yaşamayı severdi..." Todd bu sözüyle aslında çok büyük bir gerçeği haykırıyor: Neil hayata küstüğü için değil; hayatı, tiyatroyu ve özgürlüğü çok sevdiği, ama elinden yaşam hakkı alındığı için bu yolu seçti. Okurken hem içiniz burkuluyor hem de sisteme karşı büyük bir sorgulama içine giriyorsunuz.Sayfa sayısı olarak kısa ama etkisi oldukça büyük bir yapıt bu. Tam da bu yüzden, çocukların hayallerini baltalamamak ve onları kalıplara hapsetmemek adına, özellikle ebeveynlerin ve öğretmenlerin mutlaka okuması gerektiğini düşünüyorum.Ve hikayenin o en duygusal, boğazımızı düğümleyen final sahnesi... Tüm baskılara ve cezalara meydan okuyarak sıraların üzerine çıkan gençlerin o yürekten haykırışı:"O Kaptan! Benim Kaptanım!" Sizce Neil'ın trajedisinde suçlu kimdi? Sistem mi, ailesi mi? Todd’un o son haykırışını okuduğunuzda siz neler hissettiniz? Yorumlarda buluşalım!
Ölü Ozanlar DerneğiN. H. Kleinbaum · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 202233,1bin okunma
10/10
·208 syf.··
2026 3. kitabı
BOTTER APARTMANI AYŞE ÖVÜR ​Mazi'nin izlerini bugünün hissiyatı ile buluşturan etkileyici bir roman okudum. Çok çok beğendim. Hikayenin merkezinde yer alan Botter Apartmanı, sadece bir bina değil; içinde yaşanan hayatların, saklanan sırların ve maziden bugüne taşınan duyguların sessiz tanığı olarak karşımıza çıkıyor. ​Mekan betimlemeleri oldukça güzel... İnsan kendini Botter Apartmanı’nın koridorlarında dolaşıyor gibi hissediyor. ​Kaan eğitimini yurtdışında tamamlamış başarılı bir psikiyatristtir. Geçmişte ailesiyle yaşadığı Botter Apartmanı’nda anne ve babası öldükten sonra, erkek kardeşi de başka bir eve taşındıktan sonra tek başına yaşamaya devam eder. Eşyaları bile hala muhafaza etmektedir... Alt katta yaşayan babaannesi ve dedesinin evini muayenehane çevirir. ​Danışanlarını burada kabul eder. Ailevi yaralarını iyileştirecek olan danışanı Zehra ile tanışır. Zehra ile bambaşka hayatlardan gelseler de Zehra’nın sorunları Kaan’ın kendi geçmişiyle yüzleşmesine sebep olur. ​Vakti zamanında Botter Apartmanı, II. Abdülhamit'in saray terzisi olan Jean Botter tarafından yaptırılır. Apartman hem bir moda evi, hem terzihane, hem de aile bireylerinin yaşayacağı şekilde tasarlanır. Osmanlı'nın başmimarı Raimondo’nun eseri olan apartman, çok şık ve özenli kabartmalarla ayrıca apartmanı koruduğuna inanılan kadın başı figürleriyle süslenmiştir. ​Günün birinde İtalyan mimar Esta, büyükbabasının inşa ettiği apartmanın gizemli hikayesini merak edip İtalya’dan İstanbul’a gelir. Esta ve Kaan’ın yolları kesişir. Böylece Botter Apartmanı’nın yapıldığı dönemden günümüze uzanan güzel ve hüzünlü sırları yavaş yavaş gün yüzüne çıkar. Bu sırların içinde sadece İtalyan mimar Raimondo değil, Kaan'ın kendi aile sırları da barınmaktadır. Eseri çok beğendim, naçizane tavsiye ederim. Botter Apartmanı
Edebiyat
Botter ApartmanıAyşe Övür · Remzi Kitabevi · 20191,525 okunma