Antropoloji bize, toplumsal yaşamın başka biçimlerinin de bulunduğunu ve bunların daha önceleri de mevcut olduğunu öğretiyor. (Bu konuya ayrıntılı olarak "İlkellik" bölümünde değineceğim.) Burada kısaca Leacock'un erkek üstünlüğü miti üzerine yaptığı, aile-çocuk ilişkisinin çok farklı bir türünden, dolayısıyla acının ve kurban durumunda oluşun çok farklı bir algılanışından söz eden çalışmasına değineceğim. Leacock, 1632/33 yıllarında Montagnais-Naskapi Kızılderililerini tanımak ve misyonerlik yapmak üzere St. Lawrence nehir havzasında (bugünkü Kanada'daki Quebec bölgesi) yaşayan Cizvit papazı Paul Le Jeune'den alıntı yapıyor. Le Jeune misyonerlik çalışması sırasında karşılaştığı büyük zorluklardan söz ediyor: "Bu ilkel insanlar çocuklarına bir şey öğretmemizi imkânsız hale getiriyorlar. Çocuklarının terbiye edilmesine izin vermiyorlar, sadece sert bir ikazla yetiniyorlar (...) Bu barbarlar çocuklarının cezalandırılmasına veya sadece azarlanmasına bile katlanamadıkları için çocuklara ailelerinden ayrı bir yerde ders vermek istiyorum. Ağlayan çocuktan bir şeyi esirgemeyi beceremiyorlar. Hatta en küçük bahanede çocuklarını dersten uzak tutacak kadar ileri gidiyorlar."
Bu "ilkel insanlar" için çocuklarının duyduğu acı, anne-baba olarak davranışları için bir kılavuzdu. Buna karşılık biz çocuklarımızın isteklerine serbest alan bırakmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Buradan kendimize itiraf etmediğimiz bir iktidar mücadelesi doğuyor. Çünkü itiraf etsek, çok gerilerde kalmış kendi acımızı hatırlayacağız, onunla yüzleşmek zorunluluğu duyacağız.
Sayfa 38 - Çitlembik Yayınları, 2. Baskı 2008, Çocukluk Döneminin ve Çocuk Oluşun Tarihine Dair