Yirmidört Ayar Saf Pislik: Çürümüş Bir Hayatın Raporu
Puan vermedi·176 syf.··
2026 75. kitabı
Eğer elindeki kitaptan kibar aforizmalar, ruhunu okşayacak edebi numaralar ya da hayatını düzene sokacak o sahte felsefe kırıntılarını bekliyorsan, o lanet kapağı hemen kapat ve o steril odanın güvenli köşesine çekil. Çünkü Charles Bukowski, Pis Moruğun Notları ile edebiyat yapmıyor; o ucuz bir motel odasında, leş gibi ucuz şarap, kusmuk ve tütün kokan parmaklarıyla hayatın o en dibindeki, o lağım kokan gerçeğini suratımıza kusuyor. Bu kitabı okurken odanın havası ağırlaşıyor, sanki masamda yarım kalmış sıcak bir bira ve ağzına kadar izmaritle dolu küllük duruyor. Bu adam ne bir bilge ne de bir kahraman; o, sistemin parlak ışıklarının arkasında, o pırıl pırıl caddelerin hemen altındaki lağımda yaşayan huysuz, kart ve arsız bir moruk. Bukowski’nin o köşe yazılarından derlenen bu notları okurken, modern hayatın bize dayattığı o kariyer, evlilik, düzenli iş ve taksitle satın alınmış konforlu hapishane hayallerinin nasıl tel tel döküldüğünü görüyorsun. Moruk bize hipodromları, kaybeden ayyaşları, fahişeleri, sabahın köründe girilen o lanet fabrikaları ve ertesi günün akşamdan kalma baş ağrılarını anlatıyor. Bunu yaparken ne bir acındırma derdi var ne de bir romantizm. Hayatın ne kadar acımasız, ne kadar çiğ ve ne kadar anlamsız olduğunu, tıpkı kırık bir şişe darboğazını gırtlağına dayar gibi dürüstçe fırlatıyor yüzüne. Onun dünyasında iki kere iki hiçbir zaman dört etmiyor; o hesaplar ancak bir sonraki biranın parasını denkleştirene kadar geçerli. Kitaptaki o marazi deha, aslında hepimizin içten içe hissettiği ama o sahte kibarlık maskelerimizin arkasına sakladığımız o hayvani, o çiğ ve filtresiz dürüstlükte saklı. Herkesin bir yerlere yaranmaya çalıştığı, bir unvanın arkasına sığındığı bu dünyada, Bukowski çıkıp "Ben bir hiçim ve bundan çok memnunum" diyor. O pis motel
Pis Moruğun NotlarıCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20182,446 okunma
İnsanı tanımak
Puan vermedi·183 syf.··
2026 2. kitabı
Aşırı aşırı güzel bir kitap. Özellikle psikoloji bölümü okuyanlar kesinlikle okumalı. Kitap toplumda yaygın olan ve çoğu insanın ilişki, sosyal veya iş hayatında deneyimlediği ve yaşam kalitelerini düşüren bazı problemlerin kökenini rahat ve gündelik bir dille; sohbet havasında çok güzel anlatıyor. Fakat basit bir dil kullanması sizi yanıltmasın, hem konular detaylı işleniyor hem de sık sık psikolojik kavramlar kullanılıyor. Dolayısıyla bu kavramları bilmiyorsanız muhtemelen okurken pek bir şey anlayamazsınız. Dolayısıyla kitabı tabiri caizse "şezlongda yatarken" değil de zihninizin açık olduğu bir vakitte okumalı, bilmediğiniz bir kavramla veya anlamadığınız bir cümleyle karşılaştığınızda kitabı kenara koyup o kavramı araştırmalı veya cümleyi yapay zekâya (tabii sormadan anlamlandırana kadar duvara bakmak da bir seçenek) falan sormalısınız. Aksi taktirde yorgunken veya kısıtlı zamanınız varken kitaptan verim alamayabilirsiniz. Genel olarak kitap psikolojiyle tanışmak için değil ama psikokojinin akademik dünyasına giriş yapmak için iyi bir kaynak. Herkese tavsiye edilir ’Sevgiye sahip olabileceği umudunu taşıyan insan ona sahip olduğunu sandığı anda boşluğa düşer ve sahip olabileceği yeni şeyler arar. Yaşayan süreçlere sahip olmak istemenin o süreci yok ettiğini göremediği için de bu böylece sürer gider.’’ belki de bukowski bu yüzden dont try dedi ‘’Kendini gerçekleştirme, kendini yaşamayı göze alabilecek yürekliliği gösterebilmeyi ve kısır döngülerden özgürleşebilmeyi tanımlar. Bu bölüme kadar anlatılanlar okuyucuya, insanın kendisini gerçekleştirme yollarını hangi nedenlerle ve nasıl kapatmakta olduğunu açıklama amacını taşımaktadır. Bir insanın kendi kısırdöngülerinin tümünü görebilmesi, gerçekleşmesi olanaksız bir durumdur.’’
İnsan OlmakEngin Geçtan · Metis Yayınları · 202533,6bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Korkunç, acemi olması sorun değildi okurdum farklı bi deneyim olurdu benim içinde ama o kadar kötü kurgulanmış ki sanki bi çocuk yazmış bu konuyu. Ayrıca adamın kadına karşı hareketleri de aşırı rahatsız edici. Zaten o yüzden okumayı bıraktım. Berbatt
PulpCharles Bukowski · Parantez Yayınları · 20191,227 okunma
Küfürbaz aslan
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 8. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 13:52
İkizler burcu olan yakın arkadaşım Aslan burcunun küfürbaz olduğunu yazdı. Küfürbaz olan aslan burçları ile ilgili araştırma yapmak için google’a ‘küfürbaz aslan’ yazdım. Yapay zeka kısmı Zeyid Aslan ismini buldu. (Sonrasında küfürbaz aslan milletvekili yazınca sonucu buldum) ilginç bir şekilde Aslan soy isimli olan Zeyid Aslan aynı zamanda aslan burcuydu. (Kendinisi iyi tanımamakla birlikte siyasi yaşamı benle ilgili olmayan bu milletvekili yaşayan küfürbaz milletvekili olarak anılıyor) Bukowski ve Can Yücel’in aslan burcu olması gibi. Bukowski’yi yıllardır merak ediyordum sırf aslan burcu milleyetçisi olduğum için. Başka türden de milliyetçi değilim. Kendim de direkt olarak dobra konuşmayı, saklamamayı sevmem nedeniyle Bukowski’nin olanı yazması kendiyle ilgili açık vermesi benim içimde olanlarla karşılık geliyordu. Kitaptaki Yat sahibi Pierre hikayesi sallama geldiği için biraz hayalkırıklığına uğramış olsam da kısa ve özlü şekilde ilerleyen bu kitap hoşuma gitti. Bahis , serseri yaşam hep ilgimi çekmiştir. Bukowski’nin bu kitabı bana çok yakın geldi, diğer kitaplarını merak ediyorum ve birkaç kitabını daha kütüphaneme ekledim.
FactotumCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20203,546 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2026 43. kitabı
Henry Chinaski denen çocuk, Amerikan rüyasının arka bahçesinde unutulmuş paslı bir bisiklet gibi duruyor; kimse binmiyor, kimse tamir etmiyor, üstüne yağmur yağıyor sadece. Ev dediğin yer sığınak olması gerekirken burada tokadın yankı yaptığı dar bir kutu, baba sevgisi falan değil bildiğin disiplin kılığında dolaşan öfke, anne ise sessizliğini yemek masasına koyup herkes yesin diye bekleyen biri gibi. Henry büyümüyor aslında, kabuk bağlıyor; yüzündeki sivilceler bile yalnız bir ergenlik detayı değil, içeride kaynayan çirkinliğin dışarı taşmış küçük volkanları sanki. Okulda ait değil, sokakta ait değil, evde hiç değil; insan kalabalığının arasında gezerken hep yanlış odaya girmiş biri gibi, hani herkes şifreyi biliyor da ona söylememişler. Asıl acı da fakirlikten ya da dayaktan ibaret kalmıyor, daha sinsisi var: sevilmeye layık olup olmadığını çocuğun kendi kendine tartması, daha yaşının başında iç mahkemesini kurması. Mizah burada şeker değil, yaranın üstüne basılan kirli bez; gülüyorsun ama gülüşün ağzında pas tadı bırakıyor. Chinaski’nin kabalığı da öyle kolayca “serserilik” diye kenara atılacak şey değil, adam daha küçücükken dünyanın ona uzattığı kirli eli ısırmayı öğrenmiş, sonra da bunu karakter sanmış belki. En fena tarafı şu: dışarıdan bakınca başarısız bir gençlik hikâyesi gibi görünen şey, aslında incelmiş bir hayatta kalma kılavuzu. Sevgi gelmeyince alay geliyor, şefkat gelmeyince bira gölgesi, umut gelmeyince yazma isteği... ekmek arası konmuş et gibi sıkışmış bir ruh var ortada; iki dilim arasında çocukluk ve öfke, ortasında da çiğnenmeden yutulmaya çalışan koca bir yalnızlık.
Edebiyat
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,3bin okunma
İnsana Çarpıp Dönen Bir Roman
Puan vermedi·536 syf.··
2026 18. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 10:01
Bardamu, seninle yolculuğa çıkmak cesaret ister! Senin kadar çelişkili, çarpıcı ve rahatsız edici bir rehberle yol almak, insanın kendine bakma cesaretini ölçüyor. Louis Ferdinand Celine , savaşın kahramanlıkla, aşkın romantizmle, çalışmanın erdemle süslendiği bütün o büyük anlatıların içini boşaltıyor. Ferdinand Bardamu’nun Birinci Dünya Savaşı’yla başlayan, Afrika’dan Amerika’ya, oradan Paris’in yoksul mahallelerine uzanan yolculuğu, bir coğrafya değişiminden çok insan doğasının değişmeyen taraflarıyla yüzleşme hikâyesi. Nerede olursa olsun karşısına çıkan şey aynı: çıkarcılık, korku, yalnızlık ve bitmek bilmeyen bir kendini kandırma hali. Bardamu, sana kızdığım yerler oldu. İnsanlara karşı duyduğun o derin güvensizlik, bazen her şeyi aynı karanlık filtreden geçirmen, hatta yer yer acımasızlığın… Ama seni okurken şunu da hissettim; sen insanlardan nefret eden biri değil, insanlara dair bütün hayallerini çok erken kaybetmiş birisin. Belki de bu yüzden romanın en güçlü yanı olaylardan çok sesinde saklı. Çünkü Gecenin Sonuna Yolculuk okunmaktan ziyade dinlenen bir roman gibi. Céline’in konuşma dilinden güç alan, keskin, alaycı ve ritmi sürekli değişen üslubu romanın asıl kahramanlarından biri hâline geliyor. Céline’in o karanlık, alaycı ve insanın en rahatsız edici yanlarına bakan dili bana biraz da Charles Bukowski ’nin eserlerini hatırlattı. Bukowski de toplum normlarına ve insan ikiyüzlülüğüne aynı sert ironiyle yaklaşıyordu. İkisi de süslemeden, ham gerçekliği insanı zorlamak istercesine sunar. Okurken rahatsız olursun ama bir yandan da içten içe gerçeği inkâr edemezsin. “Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım. Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.” (s. 31) Bu cümle, Bardamu’nun insanlığa dair
Gecenin Sonuna YolculukLouis Ferdinand Celine · Yapı Kredi Yayınları · 20265,1bin okunma