Bir filmi gözünüzde canlandırın: Teker teker binlerce resimden oluşur ve her biri mantıklı ve anlamlıdır. Yine de son kareyi izlemeden filmin anlamını kavrayamayabiliriz ancak her bileşenini, her bir tekil resmi anlamadan da filmi anlamamız mümkün olmaz. Hayat da böyle değil midir? Varsa, hayatın nihai anlamı da sadece ölüm döşeğinde en sonda anlaşılır olamaz mı? Nihai anlam da her bir tekil durumun, bireyin bilgi ve inançlarına en uygun şekilde gerçekleştirilmesime bağlı değil midir?
“Bizler tamamlanmış varlıklarız ve doğa bize bunu derinden hissettiriyor,oysa toplum içimizde bir eksiklik yaratıyor.Bizi mutlu olmamız için bir şeylerin eksik olduğuna,bir şeylere gerek duyduğumuza inandırıyor,bizde bu hissi uyandırıyor.Elimizde olanla,olduğumuz gibi tatmin olmamızı bize yasaklıyor.Bizi sürekli tamamlanmamış olduğumuza inandırıp duruyor.”