Dünyada gördüklerimizin doğruluğunu, yanlışlığını anlamak için doğruyu gösteren bir araç olması gerek; bu aracın doğruluğunu anlamak için bir denemenin doğruluğunu anlamak için de bir yel; Gel de çık işin içinden! Madem duygularımız kendileri kesin olmadıkları için, sorumuzu kesin olarak çözemezler, öyleyse akla başvurmalı diyeceksiniz; ama hiçbir akıl da başka bir akıl olmadan ortaya çıkamaz: döndük mü yine gerisin geri?
Niçin böylesine aptalım ben? Başkaları aptalsa, ben de bunu görüyorsam, onların aptal olduklarını biliyorsam niçin kendim akıllı olmak istemiyorum? Sonra anladım ki, Sonya, herkesin akıllı olmasını beklemeye kalkarsam bu çok uzun sürecek... Sonra gene anladım ki, asla gerçekleşmeyecek bir şeydir bu, insanlar değişmeyeceklerdir, kimse de değiştiremeyecektir onları, bunun için çaba harcamaya değmez... Evet, böyle işte! Bir doğa yasasıdır bu... Yasa, Sonya, doğa yasası! Öyle işte!..
Beni bir gün unutacaksan, bir gün bırakıp gideceksen, boşuna yorma derdi; boş yere mağaramdan çıkarma beni. Alışkanlıklarımı özellikle yalnızlığa alışkanlığımı kaybettirme boşuna. Tedirgin etme beni. Bu sefer geride bir şey bırakmadım. Tasımı tarağımı topladım geldim. Neyim var neyim yoksa ortaya döktüm. Beni bırakırsan sudan çıkmış balığa dönerim.