İnsan dedikleri mahlukun bütün çirkef taraflarını artık gördüm. Burun buruna nefesini koklayarak gördüm. Hiçbir evliya benim karşımda maskesini muhafaza edemez.
Hiç kimse özgünlüğüne onun kadar sadık kalamaz, hiç kimse otoriteyi onun kadar küçümseyemez ve özgürlüğüne onun kadar düşkün olamazdı. Gençliğinde etrafında 20’nci Yüzyılın en büyük bilim adamları -Albert Einstein, John von Neumann ve Norbert Wiener- vardı.
Ama o hiçbir ekole katılmamış, hiç kimsenin müridi olmamış, kendi yolunda kılavuzsuz ve takipçisiz ilerlemişti. Yaptığı her işte -oyunlar kuramından geometriye- kabul görmüş buluşlara, günün modasına ve bilindik metotlara burun kıvırırdı.
Hemen hemen her zaman sadece düşünerek çalışır, genellikle yürürken Bach’tan bir şeyler mırıldanırdı. Nash matematik bilgisine sadece diğer matematikçilerin buluşlarını çalışarak değil, aynı zamanda onların gerçekliğini yeniden keşfederek sahip olmuştu.
İnsanları şaşırtmaya can atan Nash, büyük problemlerin peşinden koşardı. Yeni bir meselenin üzerine dikkatini yoğunlaştırdığında, konuyu gerçekten bilenlerin o ana dek yanlış ya da basit bulup görmezden geldikleri yeni noktalar keşfederdi.
Henüz bir öğrenciyken bile, diğerlerinin kuşkuculuğuna ve alaycılığına karşı gösterdiği kayıtsızlık hayret vericiydi.
Güzellik her zaman her çağda ulaşılması hedeflenen yücelik oldu.
Tıp, biyolojiyi kader olmaktan çıkardı. İstediğiniz burun, kulak, gözler vs. değiştiriliyor.
Çünkü insanoğluna görüntüyü ana sorun haline getirdiler. Yüz yılda beden eğitiminden, beden estetiğine savruldu insanoğlu. "Fi" (Altın Oran) insan güzelliğinin ideal ölçüsü yapıldı. Kusursuz oranlara sahip olmak için "ölçüm" gerekiyor.
Rockefeller başardı: Varoluşun merkezi vücut oldu.
Özellikle gençler vücut geliştirmek için çareyi spordan ziyade ilaçta buluyor. Sanıyor ki, hormon geliştirici ilaç alırsa göbeğinde "baklavalar" çıkacak!
Takviye edici gıda pazarı Türkiye'de 2016 yılında toplamda 735 milyon lira büyüklüğüne ulaşırken, bu pazarın 2021 yılında 950 milyon liraya ulaşacağı tahmin ediliyor. Dünya piyasa büyüklüğü ise 90 milyar dolar!
Gedikpaşa'dan aşağı düşer gibi baktım. Böyle bakınca sadece mekân değil, zaman da serildi önüme. Karşıda burun hizamda deniz kaldı, ama denize kadar mesafe yirmisi hızlı, önceki on kadarı usuldan otuz yılı buldu. Allah'ım dedim, sen aklı hayranlığa kapı açanların aklına, kalbi güzelliğe titreyenlerin kalbine mukayyet ol, hayat ne fena bi şey, ömür nasıl güzel, dünya ne kadar yuvarlak ama nasıl da duruyor durduğu yerde sallanmadan yuvarlanmadan. Bu denize bakışım bir saniyede ulaşıyor ama bir saniyede otuz yılın yumrusu da içime oturuyor.