Eğer bir gün çok sevdiğin Yusuf'u kaybedersen yapacağın iş güzelcene sabretmektir. Kaybettiğin Yusuf gibi biri bile olsa asla Allah'a olan teslimiyetini ve ümidini kesmemeli; sürekli bunları yüreğinde taşımalısın. Eğer bunları taşırsan Allah gören gözlerini senden alsa bile, kilometrelerce uzaklardan Yusuf'un kokusunu alacak bir burun sana verecektir. " O halde sen, kaybettiklerine değil; kazandıklarına bak ve yoluna devam et."
“Aşkımızı ilan ederek, yani sevdiğimize yüksek sesle dile getirerek, eksiğimizi veririz. Kendimizde bir şeyin kayıp olduğunu, eksik bir varlık olduğumuzu, tüm varlığımızla bir şeyi istediğimizi beyan ederiz. Böyle olduğu halde partnerimize varlık ve tamlık hissi vermeyi başarırız. Aslında (partnerimize) sahip olmadığımız şeyi hediye ederiz. Daha doğrusu, bizde eksik olan şeyi bir başka şeye çevirir, o kişinin buna iyi bakmasını isteriz. Bu ötekinin bizim eksiğimize burun kıvırmayacağını ya da onu ayakları altına almayacağını umarız. Açıkçası bazı insanlar diğer insanların onların varlıktaki-eksiklerini ya da eksik varlığını reddedeceğinden o kadar korkarlar ki onu açığa çıkarmaya, göstermeye, vermeye çekinirler. Bu durum, sevgisini ilan ederken duyulan bütün endişelerle yakından ilgilidir: “Seni seviyorum” demek “Ben eksiğim ve sen benim eksiğime sesleniyorsun” demektir.”