Bir İmparatorluğun Gün Batımında: Atatürk’ün Anlattıkları
Puan vermedi·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 17:01
selamlar herkese! Bugün Falih Rıfkı Atay’ın Mustafa Kemal’in Ağzından Vahdettin kitabından bahsedeceğim sizlere. 🫯 Bu kitap, Atatürk’ün Falih Rıfkı Atay’a anlattığı hatıralardan oluşuyor. Daha önce Milli Mücadele’nin başlangıç sürecini farklı kaynaklardan okumuştum ancak bu eser, olayları doğrudan Mustafa Kemal’in bakış açısından görmek açısından oldukça etkileyiciydi. Kitabın kalbini tek bir soru oluşturuyor aslında: Samsun’a giden o vapurun kaptan köşkünde sadece Mustafa Kemal mi vardı, yoksa o gemiyi bir şekilde Vahdettin mi yüzdürdü? Yıllardır tartışılan “Vahdettin bir vatan haini miydi, yoksa çaresiz bir hükümdar mıydı?” sorusuna burada başkalarının yorumlarıyla değil, Mustafa Kemal’in o günkü düşünceleri, endişeleri ve kararlılığı üzerinden yaklaşma fırsatı buluyoruz. Kitapta beni en çok etkileyen bölümler Almanya seyahati sırasında geçen vagon sohbetleri oldu. Mustafa Kemal’in olayları değerlendirme biçimini, dönemin siyasi atmosferini nasıl okuduğunu ve geleceğe dair yaptığı tespitleri görmek gerçekten dikkat çekiciydi. Bir yanda Osmanlı Devleti’nin son yılları, diğer yanda ise henüz şekillenmekte olan yeni bir gelecek var. Bu yönüyle kitap yalnızca tarihî olayları anlatmıyor; aynı zamanda farklı dünya görüşlerinin karşılaşmasına da tanıklık etmemizi sağlıyor. Kitabı okurken, Falih Rıfkı’nın Atatürk’ün cümlelerini aktarırken kullandığı o sade ama sarsıcı dili özellikle takip etmenizi öneririm. Yazarın, Atatürk’ün zihnindeki o berraklığı okura geçirme becerisi, eseri klasik bir biyografiden öteye taşıyıp, adeta bir "tarihi tanıklık" belgesine dönüştürüyor. Özellikle işgal altındaki İstanbul’un atmosferi, saray çevresindeki belirsizlik ve dönemin umutsuzluğu başarılı bir şekilde aktarılmış. Sayfalar ilerledikçe kendinizi yalnızca bir olayın değil, bir
1000Kitap
Atatürk’ün Bana Anlattıkları: Mustafa Kemal’in Ağzından VahdettinFalih Rıfkı Atay · Pozitif Yayınları · 20231,242 okunma
9/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 22:19
"Dünyadaki insanların yüzde ellisi vicdanlarının sesine kulak verseydi şimdiye kadar bu dünyanın keşmekeşi biraz düzelir, insanları adalet ve insafa davet için jandarmalar, mahkemeler, hapishaneler icat olunmaz, hâkimler, akıl fikir sahipleri, ahlakçılar, avukatlar ve yazarlar kimseye söz anlatamamak aczi içinde bu kadar velvele etmezler, bağırıp çağırmazlardı." Katil Buse kitabı, aslında bir öykü kitabı. İçinde yazarın sadakatsizlik, aldatma, ihtiras, kıskançlık ve evlilik ilişkileri üzerine kurduğu birkaç güçlü öykü yer alıyor. Kitaba adını veren “Katil Buse” öyküsü en öne çıkanı. Varlıklı bir ailenin damadı Nefi Bey, mutlu görünen evliliğinde bir boşluk hisseder. Evlerine alınan genç ve güzel hizmetçi Saffet’e âşık olur. Bir öpücükle başlayan olaylar zinciri, hem tutkuyu hem de trajediyi beraberinde getirir. Yazar, o dönemde oldukça cesur sayılacak şekilde kapalı kapılar ardındaki ilişkileri, erkek ve kadın psikolojisini, toplumsal baskıları ve ikiyüzlülüğü mercek altına alıyor. Hüseyin Rahmi’nin klasik üslubu burada da çok baskın: Güçlü gözlem, mizah, toplumsal eleştiri ve gerçekçi karakterler var. 1930’larda yazılmasına rağmen bugün bile çok taze duruyor çünkü insan doğası pek değişmiyor. Aldatma, kıskançlık, mutlu evlilik illüzyonu ve cinsellik gibi temalar doğal ve cesurca işlenmiş ki, okurken hem gülüyor hem de düşündürüyorsunuz. Bazen yazarın ahlakçı/didaktik tarafı öne çıkabiliyor ki, bu yazarın genel tarzı. Herkes için değil, özellikle Hüseyin Rahmi hayranları ve klasik Türk edebiyatı sevenler için çok keyifli olacağına eminim. İyi okumalar.
Katil BuseHüseyin Rahmi Gürpınar · İthaki Yayınları · 2021302 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·224 syf.··
2026 60. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 17:37
selamlar herkese! bugün sizlere İskender Pala’nın Soygun kitabından bahsedeceğim. Soygun’a büyük bir merakla başladım. kitap, 1826 İstanbul’unda, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasının ardından yaşanan çalkantılı dönemde geçiyor. ancak eser yalnızca bir soygun hikâyesi anlatmıyor; bir devrin kapanışına ve insanların bu değişim karşısında verdikleri mücadeleye de tanıklık etmemizi sağlıyor. yazarın kaleminde en sevdiğim şeylerden biri tarihî atmosferi kurma biçimi. İstanbul sokakları, saray çevresi, dönemin insanları ve gündelik yaşamı öyle canlı aktarılmış ki zaman zaman kendimi olayların geçtiği dönemde yürüyormuş gibi hissettim. tarihî detaylar hikâyenin önüne geçmiyor, aksine kurguya güç katıyor. kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri ise İskender Pala’nın bölümler arasında kullandığı “zincirbend” tekniği oldu. her bölümün son cümlesinin bir sonraki bölümün ilk cümlesiyle devam etmesi romana çok akıcı bir ritim kazandırmış. bu nedenle sayfalar hızla ilerliyor ve merak duygusu hiç kaybolmuyor. Soygun, dışarıdan bakıldığında bir polisiye roman gibi görünse de aslında hırs, sadakat, güven ve aşk üzerine kurulmuş bir hikâye. özellikle karakterlerin verdikleri ahlaki mücadeleler beni olay örgüsünden daha fazla etkiledi diyebilirim. kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey yalnızca çalınmak istenen mücevher değildi; insanların tutkuları uğruna neleri göze alabilecekleri sorusuydu. ayrıca romanda eski ile yeninin, geçmiş ile geleceğin çatışmasını da görmek mümkün. bir yandan büyük bir değişimin eşiğinde duran bir imparatorluk, diğer yandan kendi iç savaşlarını yaşayan karakterler var. bu yönüyle kitap yalnızca bir macera ya da polisiye değil, aynı zamanda insan ruhuna dair de pek çok şey söylüyor. benim için Soygun, tarihî roman ile polisiye kurgunun başarılı bir
1000Kitap
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,251 okunma
Candan Öte // #kitapyorumu
8/10
·232 syf.··
2026 18. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 21:12
Kitabın çoğunluğu boyunca 7 puan vermekte kararlıydım gerçekten. Çünkü çok sinirim bozuldu. Geçen de düşüncelerimden bahsetmiştim zaten şimdi tekrar girmeyeyim. 2025 yılının sonlarında Avatar Camın Ötesi isimli bir kitap okumuştum. Öne çıkanlarımdan hakkında ne düşündüğümü okuyabilirsiniz. Em ufak bir harekette bir edebilik bir betimleme vardı. Bu kitap onun kadar abartılı olmasa da yine samimiyeti kaçıracak türden bir edebi olma, marjinalliği yakalama çabası vardı. Yine bu o kitaba göre bin kat daha güzeldi ama bunun bu wattpadvari klişeleri ve farklı olma çabası çok da samimi gelmedi. Karşılıklı diyaloglar bizim günlük hayatta o olay karşısında kurmayacağımız kadar uzun, gereksiz edebi ve gereksiz samimiyet içeren diyaloglardı. Şimdi en başa dönelim. Kitabın genelinden beklenmeyecek bir son 50 sayfa olduğu için 7 değil 8 puan vermeye karar verdim. Çünkü son gelişen olaylarıyla 7 puan verdiğim kitaplara haksızlık olurdu. Bunu onlarla bir tutamazdım. 8 puan verip de çok sevdiğim kitaplar da var evet ama 7 vermektense 8 vermek zorunda kaldım gibi bir durum oldu. Konusuna hiç değinmedim farkındayım. Çünkü yorumunu gireceğim orada detaylı bahsedeceğim. Bana sorarsanız okusanız da olur okumasanız da olur.
Candan ÖteBuse Ünal · Olimpos Yayınları · 201831 okunma
Ay Kuşağı - Tempersitar
10/10
·512 syf.··
2026 55. kitabı
Selam canlarım Ben geldim ve sizlere yine o kadar güzel bir fantastik seriyle geldim ki Buse Yaren Kıyak’ın kaleminden Ay Kuşağı serisinin ilk kitabı Tempersitar ile geldim 🩶 Hemen kısacık konusundan bahsedeyim Helena Lincoln, babasıyla birlikte Urah’ın Midvale Kasabası’nda yaşayan genç bir kızdır. Hayatı işi, evi ve en yakın arkadaşları Alieen ile Marva’dan ibarettir. Ancak 18. yaş gününe girmesiyle birlikte her şey değişmeye başlar Doğum gününden sonra üç ay boyunca iki gizemli kişi tarafından takip edildiğini fark eden Helena, bunun nedenini bir türlü anlayamaz. Başlarda bu durumu çok da önemsemese de bir gün evine gelen gizemli bir çağrı tüm hayatını altüst eder Çağrı, daha önce adını bile duymadığı Alderwild Elementler Akademisi’nden gelmiştir. Üstelik yalnızca bir davet değildir. Mektupta, akademiye gitmeyi reddetmesi durumunda duruşmaya çıkarılacağı ve Captium’da cezalandırılacağı yazmaktadır Helena ilk başta bunun arkadaşlarının yaptığı bir şaka olduğunu düşünür. Ancak onu takip eden Fernando ve Klear’ın yanına, elinde siyah bir gülle dolaşan üçüncü bir kişinin de eklenmesiyle olayların hiç de şaka olmadığını anlamaya başlar Ardından yaşanan beklenmedik olaylar sonucu kendisini Alderwild’de bulan Helena, burada yalnızca eğitim alacağını düşünür. Fakat akademinin sakladığı sırlar birer birer ortaya çıkmaya başladığında kendisini hiç tahmin etmediği kadar büyük bir karmaşanın içinde bulur Öncelikle hemen yazarın kaleminden başlayayım Ben Buse Yaren Kıyak’ın kalemiyle ilk defa bu kitapta tanıştım ve gerçekten bayıldım Fantastik kitaplarda bazen yazarın anlatım tarzını bilmediğim için ufak önyargılarla başlayabiliyorum ama Tempersitar’da o önyargılarımın tamamını daha ilk sayfalarda geride bıraktım Özellikle şunu söylemem gerekiyor ki bu kitap detaylar
Ay Kuşağı 1Buse Yaren Kıyak · Morva Yayınları · 20268 okunma
7/10
·180 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
9 saatte okudu
·
Okunma: 03 Haziran 2026 21:04
Edebiyatımızın önemli kalemlerinden biri olan, hem subay hem öğretmen geçmişi bulunan Ömer Seyfettin, hikâyeleri ile ünlü bir yazar. Küçükten büyüğe herkesin hayatında Bir kere de olsa tanıştığı bir kalem. Bahar ve Kelebekler yazarın 1902-1911 yılları arasında kaleme aldığı hikâyelerinden oluşuyor. Bazıları uzunken bazıları birkaç sayfalık. Bazılarını çok severken bazılarında aşırı sıkıldım. Buse-i Mader, Yaşasın Dolap, Aşk ve Ayak Parmakları en sevdiğim öykülerden oldu. Özelikle Buse-i Mader (Anne öpücüğü) bir bebeğin anne öpücüğü ile şifa bulacağı ümidinin anlatıldığı çok tatlı bir hikâye idi. Bu kitabı kesinlikle okumalısınız diyemesem de bahsettiğim hikâyeleri okumanızı isterim. Yer yer sıkılsam da yine de Türk edebiyatı iyi ki var. Romanların o yoğun temposunun yanında bu hikâyelerde soluklanmak iyi hissettirdi.. Keyifli okumalar..
Edebiyat
Bahar ve KelebeklerÖmer Seyfettin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20221,646 okunma