Anın içinde bir sonsuzluk tomurcuğu saklayan deneyimleri kaçırmayalım. Bunlar küçük şeyler olabilir, insanın gözüne küçük gelebilir; ama içlerinde sonsuzluk barındırıyorlar. Sizin torununuzu hasretle kucaklamanız, benim evladımın yanağına kondurduğum bir buse, bir sevgi emaresi küçük gibi gelebilir; ama o anın içinde sonsuzluk tomurcukları saklıysa o anın güzelliğini içimize yerleştirmeliyiz. Bize bu dünyada itminan veren şey bu; o ilahi yaradılışın, o büyük ummanın bir damlası olduğumuzu hissedebilmek... Bu anlara Abraham Maslow "doruk de neyim" diyor. Bu deneyimi her zaman yakalayamıyoruz. Bazen ibadet anında, bazen Allah'la konuşurken, bazen onun yarattığı bir şeye bakarken muazzam bir ürpertiyle doluyor içimiz.
İşte onlar, gayptan gelen haberler. Bir anda geliyor ve geçiyor. Zaten hayatı bu doruk deneyimlerle yaşıyoruz. Diğer kısım hayatın sıradan rutinleri. Elbette ki onlar da yaşamın bir parçası; ama zirve deneyimleri hayatın rutinine feda etmemek gerekiyor.
Gözyaşlarıyla yıkamaya gittim
Hasret dolu buse'nin dağladığı yeri dudaklarımdan...
Gittim, yarım kalmak için bu şarkıda,
Gittim, söylenmeyen şeylerle şerefimi kurtarmaya...
~Furûğ-i Ferruhzâd