Kendime kurduğum bu karanlıkta, düşüncelerden azat rüya gibi tekrarlardan ibaret bir dille dua ederdim ama kelimeleri telaffuzu kalpten değildi, çünkü ben daha çok bir dostla ya da tanıdık biriyle konuşmak isterdim, Allah’tan ve o mübareklerdense! Allah benim boyumu aşardı. Sıcak ve nemli şu yatağa düştüğüm zaman artık bu meselelerin benim için arpa kadar önemi kalmamıştı. Artık hakikaten bir Allah var mı yoksa sadece kendi ulvi makamlarını sağlamlaştırmak ve hakimi altındakilere zulmetmek için güç sahibi kimselerin yeryüzündeki yansıması mıdır, yeryüzünün tasviri gökyüzüne mi yansımıştır, bilmek istemiyordum.