Buse OYA

Buse OYA
@busee_
10/10
·265 syf.··
Beğendi
·
2017 37. kitabı
Mavi Sürgün Halikarnas Balıkçısı “Yokuş başına geldiğinde Bodrum’u göreceksin. Sanma ki sen geldiğin gibi gideceksin. Senden öncekiler de böyleydiler. Akıllarını hep Bodrum’da bırakıp gittiler.” Cevat Şakir Kabaağaçlı, nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı, Bodrum’a sürgün edilir. Ancak sürgün hayatından sonra 25 yıl Bodrum’da yaşar ve Bodrum için yukarıda ki dizeleri yazar. Mavi Sürgün kitabı Halikarnas Balıkçısı’nın kendini anlattığı yaşam öyküsü. Kitabı okuyunca aslında pek yaşam öyküsü de denmez. Gözlemlediği insanları anlatır. İşgal dönemindeki İngiliz askerlerinin İstanbul halkına yaptıkları baskılardan başlar. Kurtuluş Savaşı kazanıldık ça İngilizlerin efelenmeleri bırakıp sırıtan şirinlikleri ile devam eder. Yayın hayatına başladığı dönemlerde yayınlanan bir yazı yüzünden İstiklal Mahkemelerinde yargılanır ve Bodrum’da üç yıl Kalebentlik (Sürgün) yaşamasına hükmolunur. Üç yıllık sürgün hayatını çekmek için Bodrum’a nakli 4-5 ay sürer. Trenler-Karakollar- ulaşım sıkıntıları tam bir çile yolculuğuna dönüşür. Bodrum’a geldiğinin ilk günü, onun sürgünden öte cennete attığı adımdır adeta. Halikarnas Balıkçısı aydın olmanın bilincine, daha gençlik yıllarında farkına varmış, tam bir dünya insanıdır. Yazdıkları, gözlemledikleri ile ve bunca sıkıntısına rağmen hiçte hayata teslim olmamış, her durumda bir doğru bir eylem peşinde olmuş üstelik yaşadıklarını mizahi bir üslupla biz okuyucularına aktarmıştır. Bir anlamda kalıpsal yaşayan insanların yaşam tarzından uzaklaşıp hep farklı olanı denemiş. Dünyalık biriktirme telaşında olmadan alışverişini hep doğayla yapmış. Ne veririm ne alırım derken açan çiçekten mutlu olmuş. Ektiği tohumdan, diktiği çiçekten, tuttuğu balıktan, dağıttığı balıktan, gelen selamdan, gülen bir çocuk yüzünden, denizin ıpıltısından, kısaca hep
Hukuk
Mavi SürgünHalikarnas Balıkçısı · Bilgi Yayınevi · 20222,119 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
8/10
·336 syf.··
2017 95. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2017 02:22
Körlük deyince insanın aklına görme fonksiyonunu kaybetmek gelir hep. Bunu kime sorsanız kuşkusuz bu cevabı verecektir. Kör olmak kendi işlevini kaybetmektir aslında. "bıçak körelmiş" dediğimde neyi kastettiğim hemen anlaşılacaktır. O halde "insanlık körelmiş" dediğimde neyi kastettiğime sayfalar dolusu cevap gelecektir. Benim aklıma gelenler yardımlaşma, diğergamlık, düşünceye saygı, tahammül, hoşgörü, fedakarlık, cinsiyete saygı, kişisel alanlara saygı, temizlik, hüsnü zan, eğitim, inançlara saygı, yaşama hakkına saygı... Bu tip bir körleşme olduğunda sadece görememe yetisi çok insânî kalıyor. Birbirine hakaret eden, inanclar ve düşünceler ile alay eden, hayatı gösterişten ibaret gören, kendisine sunulanı sorgusuz sualsiz kabul eden, kendi gibi düşünmeyenleri küçümseyen insanları gördükçe körleşmenin sosyal çevremizde tıpkı bu kitaptaki gibi körlük salgınına dönüştüğünü görebiliyorum. Kör olmak bir yerde iyi! Peki milyonlarca körün içinde bu saydıklarımı görmek... Bu tarif edilemez bir acı veriyor. "Bunları görüyorum."dediğinizde linç edilme endişesi ile eskilerin tabiriyle " Gittiğin yer kör ise bir gözünü kapat." anlayışı içinde sessizce farkındalık oluşturmaya çalışıyorsunuz. Sadece linç edilme endişesi de değil bunları yaptıran size! Az çok durumun farkında olan kişilerin de körlükleri sebebi ile yerlerinden kıpırdayamayıp "Madem görüyorsun o halde sen daha iyi yaparsın." mantığı ile tüm işi sizin üzerinize yıkmaları da gördüğünüzü söylemenize engel oluyor. Sonuç ne peki kişisel haklara tecavüz edildiğinde, inanç ve değerleriniz ile dalga geçildiğinde, fedakarlık ve diğergamlığınız enayilik olarak görüldüğünde, tahammül sınırlarını zorladıklarında; hiç sesi çıkmayan, olana gözlerini kapayan, bencilliği tavan yapmış, sadece kendi çıkarlarına dokunulduğunda
Edebiyat
KörlükJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınları · 2022132,3bin okunma
Her şeye egemen olan zamandır, zaman, kumar masasında karşımızda oturan öteki kumarbazdır ve bütün kartlar onun elindedir, bizler ancak yaşam karşılığında o masadan bir şeyler kazanırız, kendi yaşamımız karşılığında.
Sayfa 351·Kitabı okudu
Sabırlı insanların ağır ağır kabaran öfkeleri korkunç olur.
Sayfa 13 - Remzi Kitapevi·Kitabı okudu
8/10
·236 syf.··
Beğendi
·
2021 119. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 21:07
Ölüm bir Varmış Bir Yokmuş, politikayı ve politikacıları, toplumu, kapitalist sistemi, dini, insanın bencil ve ikiyüzlü yanını hiciv yüklü bir eleştiri ile anlatan bir roman. Romanın, ölümün yok olduğu ve var olduğu iki bölümden oluştuğunu söyleyebiliriz. Romanın ikinci bölümünde, ölüm tarafından ölümün olmadığı bir dünyanın nasıl olduğu insanlara gösterildikten sonra ölüm geri dönüyor. Ama bu sefer de ölecek insanlara öleceğini bir hafta önceden haber vererek. kitap bittiğinde insanın içinde bir umut; ölüm ve âşk ölümsüz âşk ta denebilir.
Ölüm Bir Varmış Bir YokmuşJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 202015,4bin okunma