“Pirelerle dolu bir masa olduğunu hayal et,” diye açıkladı. “Pi­reler bilinmeyen yüksekliklere sıçrayıp duruyorlar. Sonra bir adam geliyor ve pirelerin üzerine bir cam kavanoz kapatıyor. Pireler sıçrıyor ama kavanozun dibine çarpınca daha yukarı gidemiyorlar. Bir süre sonra adam kavanozu kaldırıyor ama pireler alıştıklarından daha yükseğe sıçramıyor çünkü tepelerinde hâlâ bir cam tavan olduğunu sanıyorlar.”
Sayfa 84·Kitabı okudu
Muazzam bir deney ve acı bir gerçek
"Cam tavan sendromu, meşhur bir deney..." dedim. "Birkaç tane pire bir fanusun içine bırakılır ve burada yaşamaya başlarlar. Bir zaman sonra fanusun zemini pireleri yakacak şekilde ısıtılır. Pireler fanusun içinde normal yaşam döngülerini sürdürürlerken zaman zaman ısıtılan zemin ayaklarını yaktığı için zıplamak zorunda kalırlar. Fanusun yüksekliği kırk santim olduğu için fazla yükselemezler. Bir gün cam tavan tamamen kaldırılır. Pireler artık diledikleri kadar yükseğe zıplayabilme özgürlüğüne kavuşmuşlardır. Ne var ki hiçbiri kırk santimin üzerine çıkmaz. Zemin ısıtılmaya devam ettiği halde bu yüksekliği aşamazlar. Engelleri olmadığı halde sanki cam tavan engeli devam ediyormuş gibi sınırlamışlardır kendilerini. Aynı şeyi insanlar da yapıyor. Potansiyelleri çok daha yüksek olduğu halde ailelerinden, kültürlerinden öğrendikleri sınırları yaşamlarının parçası gibi kullanıyorlar. Hayat boyu onlarca ülke gezmek varken aynı parayla her gün iki paket sigara almaya devam eden insanın yaptığı şey fanusun içine hapsolmaktan farksızdır bana göre."
Destek yayınları·Kitabı okudu
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
O kadar stres oldum kiii, ilerideki kaosları düşündükçe..
Bütün bunlar olurken, Başardım, diye düşünüyorum. Yaptım işte. Athena'nın hayatını yaşıyorum. Yayıncılığı olması gerektiği gibi deneyimliyorum. O cam tavanı kırdım. İstediğim her şeye sahibim ve tadı hep hayal ettiğim kadar güzel.
Sayfa 39·Kitabı okudu
Alıntı
Cam tavanınız hayallerinizin tavan yüksekliğini gösterir. İnsan inandığına denktir. Yapabileceğini düşündüğü kadardır.
Sayfa 6 - ALFA·Kitabı okuyacak
Mavi inci beyazlığındaki duvarlar. Usta fotoğrafçılann Kuzey buzullarında, Kuzey buzullarının gündüz-gecelerinde yakalayabilecekleri renkteki bir tavan. Duvarları, dokunsan seni okşayacaklarını sandığın yumuşaklıkta bölen, dilimleyen yapay dokuda kara kan damarlı tahtalar. Bu tahtaların çerçevelik ettiği, boşluğa çarçabuk ve gelişigüzel çizilivermiş duygusu yaratarak ister istemez Moholy-Nagy'nin heykellerini düşündüren desenler. Çinko tel gerisinde, beyazdan kromaj grisine, kromaj grisinden kurşun rengine uzanan desenler. Sinetik mi deniyor buna? İki yana akmış perdelerin gece laciverti. Kuzeye yerleşmiş Güney denizlerinin laciverti. Bu laciverte bağırıp çağırmadan, zorbalık etmeden usulca sızmış, o lacivertin hücrelerine ustalıkla geçmiş camgöbeği yeşiller. Mavi çam yeşilleri, zeytin yaprağı yeşilleri. Aynı yeşillerin arasına sızarak yatağın üstüne serilivermiş bir lacivert. O lacivertte bir örtü işte. Bu soğuk, serin renkler ortasında nasıl da ılık bir örtü. İspirto alevinin kıyısındaki pembemsi mavilik nasıl bir ılıklık duygusu verirse öyle. Armstrong'un ayda yürüyüşünü görüntüleyecek resimlerdeki gibiyim, diye düşünüyor yerin ayışığında yıkanmış erguvanlığında yürürken. Açıklı koyulu, janjanlı, henüz tarlasından koparılmış, taç yapraklarında henüz çiğ damlalarının ışıldadığı canlılıkta, uçuk eflatundan kara mora açılan binlerce menekşe Üstünde yürüyor sanki. Yürümek değil bu. Akmak. Nereye akıyorum şimdi? Beni odayla, odayı dışarısı, otelin geri kalan her yanıyla bağlamayı öğretecek her bilginin, üstüne cömertlikle bırakıldığı bir yazı masasına doğru. Katlanmış ya da bir paravan gibi dikey konulmuş sert parlak kartondan bilgi dağarcıkları, Kahvaltı için şurayı arayınız, ütü için bu numarayı, Posta, telgraf, telsiz ve teleks gereksinimleriniz için her saat su
Sayfa 133·Kitabı okudu
“Pirelerle dolu bir masa olduğunu hayal et,” diye açıkladı. “Pireler bilinmeyen yüksekliklere sıçrayıp duruyorlar. Sonra bir adam geliyor ve pirelerin üzerine bir cam kavanoz kapatıyor. Pireler sıçrıyor ama kavanozun dibine çarpınca daha yukarı gidemiyorlar. Bir süre sonra adam kavanozu kaldırıyor ama pireler alıştıklarından daha yükseğe sıçramıyor çünkü tepelerinde hâlâ bir cam tavan olduğunu sanıyorlar.”