Struthion, ilk geceleyeceği yere kadar bir eşek kiraladı ve yola çıktı. Eşeğin sahibi de hayvana bakmak ve onu ilk konak yerinden eve getirmek için yanında yürüyerek geliyordu. Yol açık araziden geçiyordu, mevsim de yazdı ve hava da müthiş sıcaktı. Kızgın güneşe daha fazla tahammül edemeyen dişçi, biraz dinlenebilmek ve serinlemek için gölgelik bir yer arayıp duruyordu. Ama sağda solda ne bir ağaç, ne bir çalı, ne de başka gölge yapacak bir şey vardı. Nihayet başka çare göremeyince, durdu, indi ve eşeğin gölgesine oturdu.
«Hey, beyim!» dedi eşekçi, «Ne yapıyorsunuz, ne oluyor?»
«Biraz gölgeye oturuyorum, çünkü güneş beynimi yakıyor» diye Struthion cevap verdi.
«Ama beyim, anlaşmamızda bu yoktu! Size eşeği kiraladım, ama gölgeden söz edilmedi».
«Şaka ediyorsunuz herhalde, dostum,» dedi dişçi gülerek, «elbette eşekle gölgesi beraber gider, bu böyledir».
«Hayır Iason adına!» diye eşekçi dikeldi, «bu böyle değildir! Eşek başka şeydir, eşeğin gölgesi başka şey. Eşek için şu kadar para verdiniz. Gölgeyi de kiralamak isteseydiniz, söylemeniz gerekirdi. Yani beyim, ya kalkar yola devam edersiniz, ya da eşeğin gölgesi için uygun bir para ödersiniz».
«Ne?» diye bağırdı dişçi, «Eşek için para ödedim, şimdi de gölgesine para ödeyeceğim, öyle mi? Bunu yaparsam üç kere eşek olayım! Eşek bütün gün bana aittir, canımın istediği zaman gölgesine otururum, canım istediği kadar otururum, karışamazsınız!».
Öbürü tam bir Abderalı eşekçi soğukkanlılığıyla «Ciddi olarak son sözünüz bu mu? diye sordu.
«Son derece ciddî olarak!» dedi Struthion.
«O halde bey, hiç durmadan Abdera'ya dönüp hükümete çıkacağız!» dedi öbürü, «Görelim bakalım, kim haklıymış! Priapus bana ve eşeğime yardımcı olacaktır, eşeğimin gölgesini ben vermeden almaya kalkmak nasıl olurmuş göreceğiz!»