Yaşamak bir çarmıh gibi ellerimi acıtıyor. Meryem'in masum soluklarını arıyorum tenha sokaklarda. Sarkık göğüslerinden zehir akıyor şehrin . Tanrım korkunç !..
İki ile ikiyi her çarptığımızda dört ediyor.
Nasıl bir acıdır bu bir düşün;
Yüreğimin yumruk kadar çaresizliği,
Sığlığı alışılmış bir günün,
Gecenin karanlık belirsizliği.
Yarın, yarın ve yine yarın;
Hep bugün olan aynı yarınlar.
Düş kırıklığı gibi kötü gelen zarm,
Varımı yoğumu elimden alırlar.
Ve ben dönüp yine sana gelirim;
Elimde somun, gözlerimde mıh.
İşte bugün de kaybettim derim,
Aklımda dimdik duran bir çarmıh.
Güler yüzle karşılama beni sakın;
Güzel sonuma bırak ölümüm yakın.
Şimdi bir mağara bul kendine. Şimdi kendine üç yüz yıllık bir uyku bul. Besili bir buzağı bul ve kurban et. Ortasından yürüyebileceğin bir deniz. Göğe tırmanacak bir çarmıh. Karnına gizlenebileceğin bir balık. Sığınacak bir gemi.
Allah sana merhamet etti, nefes verdi, aşk verdi, kelimeler verdi. Kıymetini bilemedin.
Ne arıyorsun?
Şimdi bir mağara bul kendine. Şimdi kendine üç yüz yıllık bir uyku bul. Besili bir buzağı bul ve kurban et. Ortasından yürüyerek geçebileceğin bir deniz. Göğe tırmanacak bir çarmıh. Karnına gizlenebileceğin bir balık. Sığınacak bir gemi.